Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
835
 

'Güz sancısı'

'Güz sancısı'
 

Filmden bir sahne


Yağmur damlalarının yüzümüze yapışan soğuk dokunuşlarıyla yürüdük sinemaya, evle sinema arası 5 dk'lık mesafe ama üşümüştük salona girdiğimizde.

Tuhaf, ben filmi izlerken daha bir üşüdüm sanki, salon sıcaktı, hatta fazla sıcaktı, sinemaya kusur bulmam ayıp olur...

Üşüdüm çünkü, öğretilmiş değer yargılarına ruhsuzca bağlanmış bir adamın uyanışını izledim bu filmde adı Behçet'ti, bir masumiyet izledim çamur içinde parlayan bir altın, adı Elena. Bir Suat izledim, farkındalığıyla boğuşurken en yakınındaki karanlığın farkına varmayan sağduyuydu bu Suat... Başka bir dolu insan vardı filmde her biri ayrı öykü, tema, ayrı yağmur damlası...Yüzüme vurdular tek tek. Onların öyküleriydi üşüten kanımca.

Güzel bir dönem filmiydi, dramdı izlediğim.

Güz Sancısı'ydı adı.

1955 Türkiye' sinde Kıbrıs konusundaki kaygıların toplumsal barışı tehdit eden bir 'Rum düşmanlığı'na dönüşmesi anlatılıyordu. 6-7 Eylül olayları etrafında dönemin atmosferi en ince ayrıntısına kadar işlenmişti. Bir dönemin soluk renklerinin detaylı, titiz ve renkli bir sunumuydu yani...Herbir oyuncu kendi sınırlarını zorlamış, aşmıştı. Film tüm ayrıntılarıyla kaliteli bir yapımdı.

Yönetmen Tomris Giritlioğlu,
Senaristler: Nilgün Önes, Etyen Mahçupyan, Yılmaz karakoyunlu (kitabın yazarı)
Başroller:
Murat Yıldırım,
Beren Saat,
Okan Yalabık,

Filmi seyrederken nelere bakılıyordu göz ucuyla?

Bir toplumun değer yargılarına bağlılığının, ve bu değerleri kaybetme kaygısının nasıl bilinçli olarak körüklenebildiğine,

Sağduyunun nasıl pıstırılıp susturulabildiğine,

Tırmanan toplumsal kaygının nasıl hızla şiddete, patlamaya dönüşebileceğine,

Bu toplumsal patlamanın 'bilinçli yaratıcıları'nı bile şaşkına çeviren dehşet sonuçlarına,

Tüm bunlar olurken yeşeren masum bir aşkın sınırları nasıl usulca yıktığına,

Aşkın ruhsuz, sorgusuz bağlılıkları ezip geçişine, önyargılı kurallara nasıl bir başkaldırı olduğuna


Bakılıyor, güncelle benzeşen ayrıntılar görülüyor ve sıcacık sinema salonunda insanı bir üşüme alıyordu...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte sevgili Zülal, göz ucuyla filme bakarken o "üşüme" günümüzde de bizleri yönetirken, yönetemeyenlerin, bizler üzerindeki etkisinin bir sonucu sanırım.Toplum, insanlarımızınbu krizden bir an önce çıkıp, tüm halkımızın "üşümemesi" dileklerimle..sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 08.02.2009 3:32
Cevap :
Çok teşekürler Sevgili Mehmet, tam da dediğin gibi, sevgilerimle.  09.02.2009 9:50
 

filmi izlemedim. ben "ıssız adam"filmine gitmiştim ama keşke sizin izlediğiniz ve yorumunu güzel yaptığınız bu filme gitseymişim.çok iyi bir izleyicisiniz.hoşgeldiniz:)

deniz rüzgarı 
 05.02.2009 20:32
Cevap :
Çok sağolun:), selamlar  06.02.2009 8:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1055
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster