​ "Haksızlığa tahammülüm yok arkadaş" / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

"Haksızlığa tahammülüm yok arkadaş"

"Haksızlığa tahammülüm yok arkadaş"
 

“Haksızlığa tahammülüm yok”

Kimin var ki?

Haksızlığa tahammül edemiyoruz tamam ama bu haksızlık olarak gördüğümüz şeylerin bazen göreceli olduğunu da biliyor muyuz acaba?

Bana göre tahammül edilemez bir haksızlık bir başkasına göre müsamaha ya da hoşgörüyle karşılanabilen bir durum olabilir. Ya da tam aksine onların tepkisini ben haksızlık olarak algılayabilirim.

Nerden aklıma geldi bu haksızlık ve tahammül meselesi?

Öğrencilerin okul çıkışı ya da çalışan kişilerin iş çıkış saati, genellikle ev gezmesine giden “süslü kurabiye canavarlarının” da ev gezmesinden dönüş saatine denk gelir nedense. Öğrenciler sabahtan akşama kadar okulda, yorgun, kafaları şişmiş, çalışan kişiler de aynı şekilde yorgun argın evlerine dönerken otobüsler de tıklım tıkıştır. Oturabilen oturur şanslıysa. Oturamayan kaderine küssün, bu saatte belediye otobüsü ile gitmenin bedeli bu. Eğer öğrenciler veya genç birisi oturuyor ve o süslü kurabiye canavarları ayaktaysa birbirleriyle dertleşmeye başlarlar hemen.

“Yok, arkadaş saygı falan kalmamış gençlerde, baksana biz kaç yaşındayız yer veren yok, hiç utanmıyorlar, eskiden saygı vardı, sevgi vardı büyüğe küçüğe. Yer verirlerdi. Zaman değişti.”

Muhabbet uzar gider. Zavallı gençlerin vicdanını sızlatıp yerlerinden kaldırana dek.

İşte burada onlara göre kendilerine yapılmış bir saygısızlık söz konusudur. Ve oturmak da onların hakkıdır.

Ama ben öyle düşünmüyorum. Dayanamadım bir gün ve düşüncelerimi söyledim otobüste.

“Hanımefendi, o çocuklar yorgun okuldan geliyorlar, iş çıkış saati ve sizin de gezmeden geldiğiniz belli. Keşke biraz erken kalksaydınız. Bırakın çocuklar otursun. Bunu saygısızlık olarak da yorumlamayın lütfen”

Olabildiğince gülümseyerek ve nazikçe söylemeye çalıştım. Cevap vermediler.Bilmem ki belki de kızdılar bana.

İşte ben de onların sözlerini haksızlık olarak yorumlamıştım.

Doğrucu, dobra olmak, haksızlık ve yanlışlık olarak görülen şeylere tepkisiz kalmamak doğru bir davranış biçimi olarak yerleşmiştir kafamızda.Öyle de olmalıdır.Fakat bazen “bu doğrunun ifadesi” kişi tarafından iyi ayarlanmadığında, yanlış bir hale de gelebilir. Burada bahsettiğim yanlış üsluptur.

Tüm dünya insanlarınca genel olarak kabul görmüş haksızlıklar ya da ülkemizin insanlarına reva görülen sosyal haksızlık ya da adaletsizliklerden bahsetmiyorum tabiî ki. Onlarla mücadele yolu bellidir. Örgütlü, katılımcı bir demokrasinin tüm kurallarıyla işlemesi ve bireyin yönetime aktif katılımının sağlanması.

Benim burada bahsettiğim hani o çokça duyduğumuz ve genellikle de agresif tavırlarla ifade edilmeye çalışılan, "haksızlığa tahammülüm yok, ben söylerim, söylediklerimin arkasındayım, benim dediğim doğrudur” tavırları.

Ya da doğrucu ya da dobra olmakla ukalalığı, patavatsızlığı, karıştıranlar.

Hayatımın bu döneminde daha hoşgörülü ve töloranslı mıyım ne? Sivri dilli olmak, yanlışlık olarak algıladığım durumlara anında ve sert tepki vermek bana pek yaramıyor.Elime yüzüme bulaştırıyorum.

Bu doğrularımın değiştiği, yanlışlıklara suskun kaldığım ya da olaylara nötr olduğum anlamına da gelmemeli. Sadece tepkilerimi koyarken pencerelerimin hepsini açıp, bol ışıklı ortamda durumu değerlendiriyor ve tepkimi anlaşılabilir ve dinlenebilir hale getirmeye çalışıyorum.Başarabildiğim kadarıyla.

Çünkü aksi durumda, bizim dile getirmeye çalıştığımız ve yanlışlık olarak algıladığımız durum, olayın muhataplarınca ne dinleniyor ne de dikkate alınıyor.

Bütün bunları neden yazdım? “ haksızlığa tahammülüm yok arkadaş”, ondan (!)

Tijen Taşlı- İzmir

 
Toplam blog
: 156
: 2800
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..