Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
294
 

“İleri demokrasi”de eleştiren işten atılır!

“İleri demokrasi”de eleştiren işten atılır!
 

Demokrasilerdeki hak arama araçlarının en önde geleni kuşkusuz örgütlenme ve eleştiri özgürlüğüdür.

Bu haklar basın, yayın, gösteri yürüyüşleri, grev, boykot, direniş şeklinde ete kemiğe bürünür.

Bir ülkede bu etkinlikler ne denli azalıyorsa, ya da yasaklanıyorsa, bilinmelidir ki demokrasi ve özgürlükler üzerinde ağır baskılar vardır.

Yine tarih bize öğretmiştir ki baskılar ve engellemeler öncelikle emek siyasetleri üzerinde yoğunlaşır, ardından her türlü muhalefete kadar genişler.

Özellikle anayasa değişikliğinden ve son genel seçimden sonra devlet ve siyaset kurumlarında tek kural koyucu ve yönetici haline gelen AKP iktidarının, toplumdaki muhalefeti kısma noktasında belirgin bir tavır değişikliğine gittiğine tanıklık ediyoruz.

En masum eleştiri, yazı ve gösteri, aşırı şiddet ve yargılama tehdidiyle susturulmak isteniyor.

Yaygınlaşan bu engellemelerden ve baskılardan kamu çalışanları da ağır bedeller ödeyerek paylarını alıyorlar.

Yıllardır sokaklarda, alanlarda, işyerlerinde sendikal faaliyetleriyle; çıkardıkları dergiler, gazeteler, bültenlerle; yaygın medyadaki etkinlikleriyle haklarını savunan, eleştiri hakkını kullanan memurlar, şimdi sosyal paylaşım sitelerindeki en masum eleştiriler nedeniyle ceza alabilmekte, sürgüne gönderilmekte hatta işten çıkarılabilmektedirler.

Son zamanlarda iki kamu çalışanın başına gelenler işgüzarlığın, baskıcılığın, özgürlükleri kısıtlamanın nereye kadar vardığını gözler önüne seriyor.

Zonguldak PTT Müdürlüğü’nde memur olarak çalışan İbrahim Damatoğlu, aynı zaman da KESK’e bağlı Haber- Sen 7 Nolu Şube Örgütlenme Sekreteri’dir.

Damatoğlu hakkında geçtiğimiz yılın sonuna doğru “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet aleyhinde basında yer alan haber ve karikatürleri Facebook’taki sayfasında paylaşarak, devlet büyüklerine hakarette bulunduğu ve küçük düşürdüğü” gerekçesiyle idari soruşturma açılır.

PTT Maşmüdürlüğü Teftiş Kurulu, yaptığı “dev araştırma ve soruşturma”(!) sonucunda Damatoğlu’nun işlediği büyük suçları(!) belirler:

“Siyasi ve ideolojik içerikli haber paylaşımında bulunmak, yazılı ve resimli paylaşımlarla devlete ait kurum ve kuruluşları aşağılamak, devlet büyüklerine karşı küçük düşürücü paylaşımlarda bulunmak, Başbakan’ı ve partisini hedef alan paylaşımlarda bulunmak, kamuoyunu hükümet ve Başbakan aleyhine olumsuz yönlendirmeye dönük onur kırıcı ibarelerin kullanıldığı ifade ve paylaşımları yaymak”…

Yani herkesin her gün milyonlarca kez yaptığı türden; mizah dergilerinde ve günlük gazetelerde yayımlanmış hükümeti eleştiren karikatürler ve köşe yazıları için Facebook’ta “beğen” ve “paylaş” tuşlarına basmış Damatoğlu arkadaşımız.

Elbette bu ağır suçun(!) cezası da ağır olmalıdır: “maaş kesintisi” ve  “kademe durdurma” cezası…

Yetmez, ardından Ordu iline sürgün cezası, yetmez, “devlet büyüklerine hakaret” suçlamasıyla Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulunulması.

KESK Zonguldak Şubeler Platformu tepkisini orta koymuş:

"Her Facebook kullanıcısının birbirleri ile paylaştığı, haber, müzik, video, fıkra, karikatür gibi paylaşımları nedeniyle arkadaşımız İbrahim Damatoğlu’na tesis edilen bu cezai işlemlerin hiçbir hukuksal ve idari dayanağı yoktur."

Ardından başka bir haber yayımlandı medyada:

“Samsun'un Yakakent İlçesi'nde bir sağlık ocağında hizmetli olarak görev yapan kadrolu 43 yaşındaki Erol Ceylan, Facebook’ta bir şarkı paylaştı.

Ancak şarkının sonunda AKP aleyhine yazıların eklenmiş olması nedeniyle hakkında soruşturma açılan Ceylan, önce sürgün edildi.

Ardından da Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından memurluktan atıldı.”

Erol Ceylan paylaştığı şarkıların sonuna eklenen “yorum”larla bir ilgisinin olmadığını, sadece şarkıyı paylaştığını kanıtlasa da sonuç değişmemiş,  iki çocuk babası 15 yıllık memurun işine son verilmiş.

Şimdi her iki kamu çalışanı da yargıda hak arıyor.

Bunlar, memleketin “ileri demokrasi”(!) manzaralarından iki kesitti.

Bu “susuz” demokraside hükümet şakşakçılığının dışında bir şeyler karalamak, suç haline mi getirilmek isteniyor?

12 Eylül’ün kara günlerine mi dönmemiz isteniyor?

KTÜ’de kayıt sırasında alınan usulsüz paraları “hırsızlık” diye nitelendirip bir dergiye yazdığı için 11 ay hapis cezası alan öğrenci kızdan…

Çorum’da 12 Eylül referandumunda “hayır” oyu vereceğini yazarak hükümeti “Madem 12 Eylül’le ilgili derdiniz vardı, 7 yıldır neredeydiniz” şeklinde eleştiren ve bu sözleri nedeniyle görevden uzaklaştırılan sözleşmeli öğretmenden…

Cebinde yumurta bombası(!) taşıdığı için her yumurta başına 45 yıl hapis cezası istenen öğrencilerden…

İstanbul ve Marmara üniversitelerinde hocalarını sadece eleştirdikleri için okuldan uzaklaştırma cezası alan öğrencilerden…

Hala yargı önüne çıkarılmayı bekleyen, “suç”ları hükümet politikalarını eleştirmek olan yüzlerce protestocu öğrenci gençten bahsetmeyeceksek neyi yazacağız.

Demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, eleştiri haklarını savunmak ve işler kılmak adına susmayalım; inadına konuşalım, paylaşalım, yazalım.    

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 697
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Trabzonluyum ve bu kentte yaşıyorum. Kamuda inşaat mühendisi olarak çalışıyorum. Resmi görevimin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster