​ İnsanlar sevgiyi yaşatmaya mecburdur / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
 

İnsanlar sevgiyi yaşatmaya mecburdur

 İnsanlar sevgiyi yaşatmaya mecburdur
 

Hayvanlar sevgiyi yaşatmayı başarmış, insanlar başarısız kalmış


Kara bulutlar bir türlü dağılmıyor. Bu kez Manisa, Akhisar'da bir barakada yakılmış kadın cesedinin bulunduğu haberi geldi. Siyah Bulutlar hüzün yağdırmaya devam ediyor.

Harfler bir araya gelince kelimeler, kelimeler bir araya gelince sözler oluşur. Sözler sıralanınca anlam meydana gelir.

Anlam, insanların iç dünyasında hissedilir, hareket ve hareketlilik getirir, duygu tohumu yüreklere ekilir, muhabbet mahsulü olarak filizlenir.

Muhabbet ise fertleri bir araya getirir toplum oluşturur. Toplum sevgiye, saygıya ve güvene ulaşır.

İnsanlar sevgiyi var etme ve onu daima yaşatmak için toplum halinde bir arada yaşamayı zorunlu görmüşler.

Sevgi birlikte yaşamanın verdiği zorunluluktan meydana gelmiştir. İnsan ruhuna ve vicdanına yerleşen sevgi insanları bir birleriyle yardımlaşmaya, dayanışmaya sevk eder.

Böylece bir birine benzeyen canlılar birbirine güven duyarlar. Bu güven benzer özellikler taşıdığı için canlılarda bir birine zarar vermeyecekleri kanısı oluşur.

Canlılarda güven kanısı oluşunca yararda, zararda, birlikte yardımlaşma ve savunma duyguları ön plana çıkar. Toplumları bir arada olan insanların en sağlam gücü sevgi bağlarıdır. Benzer canlıları, toplulukları bir araya getiren ve bir birine yaklaştıran sevgi gücüdür.

Sevgi etkilenme, duygulanma ve duyarlılığın harekete geçmesidir, bilinç algılaması, karşılıksız yardım ve korunma düşünceleridir.

Her birey daha iyi ve refah içinde, sıkıntı çekmeden, yorgunluk duymadan yaşamak, toplumun ulaşmış olduğu uygarlık düzeyindeki maddi ve manevi gererek sinmelere doyum sağlayan tüm ürünlere sahip olmak ister.

Bu sahip olma isteği toplumun genelini oluşturan bireylerin dışında bir grup, azınlık düzeni, huzurlu yapıyı, kendi çıkarları ve tutkuları yönünde bozarlar.  

Bunlar, toplumsal kurumların işleyişini kendi istek ve amaçları yönünde işletmek isterler, kendi gruplarını, topluluklarını oluşturmak suretiyle başka bireyleri kendi istek ve hevesleri yönünde kullanırlar.   

Onların isteği kişisel yönden güçlü olmak ve gücünü ötekilere zorla kabul ettirmek. Toplumsal düzeni, hak ve adaleti, eşitliği bozmak, ekonomik ayrıcalıklar yaratmaktır.

Toplumun bir kısmına hitap etmeyen, bir kısmını devre dışı bırakan, toplumun tümünün huzurunu, refahını, hak ve hukukunu koruma amaçlı olmayan yasaları koz olarak kullanırlar.    

Toplum içinde giderek büyüyen EN ÜST OLMA, en RAHAT YAŞAMA ve YÖNETİM GÜCÜNÜ ELDE ETME istek ve arzuları çatışmanın, kargaşanın ve kavgaların başlıca nedenleri olur. Bu istek ve arzular sevgisizlik, güvensizlik, dengesizlik ve huzursuzluk meydana getirir.   

Birçok savaşların, haksızlıkların, yoksul ülkeler meydana getirmenin başlıca nedenleri üstün olma, kıskançlık, çekememezlik, yanlış politikalar ve siyasilerin yanlış kararlarından kaynaklandığı açıkça görülmektedir.

Yeryüzünde üstün olmak isteyen, kafese konulmuş yırtıcı, yaban kedisi gibi tehlikeli, kızgın, kendilerini korkusuz, yürekli, cesur, külhanbeyli ve kabadayı sanan arızalı, ayarsız ve tamiri mümkün olmayan maskeli bıçkınlardır..

Nasıl ki kelime ve sözler arasına yanlış bir harfin yerleşmesi, sözlerin anlamını değiştiriyor ise, bu bıçkın insanlarda toplum içindeki yanlış hareketleriyle sevgiye, saygıya, güvene, muhabbete ve birlikte yaşamaya zarar veriyorlar.

Hemen, hemen her gün öyle hüzünlü haberler duyuyoruz ki tolumu sevgiyle birlikte yaşatmaya yazınında gücü yetmiyor.

 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                           

 
Toplam blog
: 608
: 2204
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..