- Kategori
- Güncel
“Mücahit” Erbakan en son demokraside karar kılmıştı!

Türkiye’nin en az 50 yıllık siyaset çınarlarından biri daha devrildi.
85 yaşındaki siyaset savaşçısı Necmettin Erbakan aramızdan ayrıldı.
Bizim kuşağın seyircisi olduğu partisel mücadelelerin en renkli siması oydu.
3 milletvekili kazandığı seçimlerin ardından, bir sonraki seçimde iktidara geleceğini söylemesi hepimizi güldürürdü.
İyi bir hatip olarak ciddi ciddi yaptığı siyasi açıklamalar, verdiği konferanslar nedense bize bir güldürü nöbetini yaşatırdı.
Herhalde mevcut siyasi tabloya ya da bize öğretilenlere, öğrendiklerimize bakarak gerçek dışı şeyler söylediğine dair bir algıyla tepkiler verirdik.
“Bizim iktidarımızda Alman Hans, Türkiye’ye gelip bizim Hasan’a çalışacak” gibi sözleri, “ağır sanayi hamlesiyle dünya lideri” olacağımız savları oldukça abartılıydı.
Kurduğu her partinin lideri, şefi, lokomotifi, komutanı, ideologu kısaca her şeyi idi.
Başından demokrasinin bir “araç” olduğunu söylemişse de zamanla bu inancı değişti.
Siyasete başladığı dindar kültürel zeminin Cumhuriyet rejimiyle arası iyi değildi.
Cumhuriyet kurulurken kapatılan tekkelerin, zaviyelerin, tarikatların el altından sürdürdükleri muhalefeti görünür kılan kişi Erbakan olmuştur.
Erbakan, bağlı olduğu tarikatın siyaset sahnesine çıkılması fetvası üzerine, tarikatların illegal yollarla dile getirdiği Cumhuriyet’e ve Atatürk’e yönelik eleştirel bayrağı demokratik araçları kullanarak siyasetin omurgasına yerleştirdi.
Ancak ülkenin temel sorunlarının kaynağı gördüğü Atatürkçü rejim, daha sonra Siyonizm’le yer değiştirdi.
60’lı yıllarda her taşın altından Atatürk ve “laik rejim” çıkarken, 70’li ve 80’li yıllarda esas sıkıntıların İsrail’in genişleme politikalarından ve Siyonistlerden kaynaklandığı teziyle siyasi mücadelesini yürüttü.
En son genel başkanı olduğu Saadet Partisi hariç kurduğu bütün partiler, o dönemlerin beylik kapatma gerekçesi “laikliğe aykırılık” iddiasıyla kapatıldı.
Buna rağmen hiçbir zaman mücadele çizgisinden ve iddiasından kopmadı, her defasında çoğalarak TBMM’ne girdi.
Kendisini iktidara taşıyan Refah Partisi’yle olağanüstü bir performans sergiledi.
Türkiye, İttihat ve Terakki Partisi dâhil hiçbir dönemde böylesi bir parti görmedi.
Komünist partilerindeki gibi “hücre tipi örgütlenme” üzerine kurduğu bu parti, bütün toplumun ihtiyaçlarını gözeten bir program ve genç-yaşlı demeden inançlı partililerin militanca çalışması sonucu iktidarın büyük ortağı oldu ve Erbakan’ı başbakanlığa taşıdı.
İktidarı sırasında küresel kapitalist sistemin sevmediği ekonomik uygulamalara imza attı.
Anadolu sermayesinin ülkemizdeki küresel sermaye çevreleriyle ile rekabet edebilmesi için onlara teşvikler sağladı ve destekler verdi.
Memurların ve işçilerin maaşını görülmedik oranda artırdı, yine asgari ücreti alışılmadık düzeyde yükseltti.
Dışarıdan daha fazla kredi almak yerine, “havuz” denen bir sistemle kamunun kaynak ihtiyaçlarını karşıladı.
Türkiye’nin öncülüğünde İslam ülkelerinin dayanışmasını sağlamaya yönelik sonucu başarısız girişimler başlattı.
RP’nin uyguladığı ekonomik program ve dışişleri açılımları, küresel kapitalist sistemin egemenlik alanlarına müdahale olarak algılanınca, batı-medya-asker işbirliği hazırlanan “28 Şubat Darbesi” ile iktidardan indirildi ve partisi kapatıldı.
Cumhuriyet’e ve Atatürk’e muhalefet ederek yola çıkan Erbakan’ın en son vardığı nokta, dindarlığı korumakla beraber ekonomik, siyasi ve sosyal anlamda Cumhuriyet kurumlarını ve demokratik değerleri savunmak oldu.
Bu kurumların suçlu olmadığını ama yanlış kişilerin elinde olduğu için kötü yönetildiğini söyledi.
Öğrencilerinin kurduğu AKP’yi, farkında olmadan Siyonizm’e ve emperyalizme hizmet etmekle suçladı.
Onu iktidardan indiren TSK bunları sonradan fark edebildiği için, ölümünün ardından üzüntülerini dile getirmekten kaçınmadı.
Sonuç olarak Necmettin Erbakan toplumun önüne gerçekleşmesi zor belki de hayali hedefler koymuşsa da, bütün bunları inandığı, ülkemizin yararına bulduğu “milli” bir hizmet aşkıyla yapmıştı.
Hiçbir “öğrencisi” onun bıraktığı boşluğu dolduramayacaktır.
Kendisine rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.