- Kategori
- Haber
"Polise diktatör yetkisi" veriliyor(muş)!..

Benim kanaatim o ki, Samsun Havaalanı’nın da son anda pist başında durdurularak uçağa bindirilen milletvekili konusunda, vekilin, şayet varsa en az kusurlu. Ayrıca da bana göre kusuru da yok.
Bu konuyu blog yazıma taşıdığımda değerli kardeşimiz Zeynel KOZANOĞLU, şöyle bir yorum ile katkıda bulundu.
“Sayın Pekbay… Öyle yazıyorsunuz ki, VIP salonları asılmış, her alanda VIP salonu bulunması zorunluymuş gibi algılıyorsunuz ve yazınızı da bu görüş üzerine kuruyorsunuz. Siz ki, insan içinde birisiniz, bu yanlışa nasıl düşüyorsunuz, şaşıyorum. Biz her şeyi yozlaştırdığımız gibi bu VIP meretini de kendimize benzetmişiz. "Çok Önemli Kişi" diye havaalanlarında yolcularımızdan ayrı tuttuğumuz, uçağa ayrıca çağırmak zorunda bulunduğumuz bu "kişi"ler niye ve nereden çok önemli oluyorlar. Biz Millet iken önemli olmuyoruz da, bunlar vekilimiz olunca önem kazanıyorlar. Olayın bu boyutu üzerinde duracağımıza Milletvekilini aklamaya çalışıyoruz. Havaalanında çalışan işçinin bin bir derdi var. VIP salonunda biri oturuyormuş unutur elbet. Ben gazeteciyim. Pist başında uçak durdurulması ve uçağa yolcu verilmesi dünya çapında haberdir. Gazeteci bunu yazmasa mıydı? O milletvekilini niye koruyorsunuz, anlayamadım. Bu olay Türkiye'deki VIP salonlarını tartışmaya açmak için bir yol olmalı. Her yerde VIP olacak iş mi?”
Sayın Zeynel KOZANOLĞLU, aynı konuda kendisi de yazdı ve yaşanmış bir olayı da aktardı. Şöyle anlatıyor olayı.
Mustafa Kemal ATATÜRK, Muhsin ERTUĞRUL’un oynadığı bir oyuna gidecektir. Oyun 20.30 da başlayacak. Atatürk, 20.30 da tiyatroda olamaz. Muhsin ERTUĞRUL 20.30 da oyunu başlatır ve Atatürk oyun başladıktan on dakika sonra tiyatroya gelir. Fuayede bekler, birinci perde bitince geçer yerine oturur ve ilk iş olarak da Muhsin ERTUĞRUL’a “Teşekkür ederim. Madem oyun 20.30 da başlayacak, geciken Atatürk’te olsa beklenmez” der…
Burada mukayese edilen kişi “Atatürk” ise, ölçü olamaz. Atatürk ile Samsun AKP milletvekilini birbirine karıştırmayalım. Talihsiz bir karşılaştırma olmuş.
Sonrasına gelelim…
Önce realiteleri (Gerçekleri) ortaya koyalım…
Yazdığımız konu “Bu ülkede niye VIP uygulaması var” sorusunun cevabı değil. Bütün dünyada bu uygulama var, Türkiye’de de var. Hatta bir de CIP uygulaması var. Ömrünün yarısı uçaklarda geçen genellikle iş adamları içindir. CIP hizmetinin ücret karşılığında da veren ülkeler de var.
Şimdi onları bir kenara bırakalım ama olması gereken ve bu “Gerek” içinde verilen hizmeti alanın, o hizmeti almaya “Yetkin” olup olmadığı önemli. Eğer kendine sunulan hizmetler bedenine “Bol” geliyorsa, bu hizmetin “Neden veriliyor” şeklinde sorgulanmasını gerektirmez. Olsa olsa “Neden bu hizmetleri almayı bilemiyorlar” diye sorgulamak gerekir.
Sonuç olarak…
Bir; kendisini “Tartmasını” bilen ve amacının ve görevinin milletine hizmet etmek olduğunun bilincine varanlar için VIP uygulaması gereklidir. Bu vekil de olur bürokrat da…
İki; bu tür uygulamaların görevlileri de, görevlerinin bilincinde olmaları zorunludur. Yaptıkları hatanın vebalini başkaları çekebilir. Aynen bu olayda olduğu gibi…
Üç; “Biz Millet iken önemli olmuyoruz da, bunlar vekilimiz olunca önem kazanıyorlar” diyor ya…
Burada “Suç” veya bir “Neden” arayacaksak, dönüp bir de kendimize bakmamız gerek, “İnsanlar, layık oldukları gibi yönetirler” sözünü hatırlayalım. Layık olmayana verdiğimiz payeler, başımıza sorun açıyor…
Bir de “Ben gazeteciyim. Pist başında uçak durdurulması ve uçağa yolcu verilmesi dünya çapında haberdir. Gazeteci bunu yazmasa mıydı?” diyor…
Ben de 45 yıllık gazeteciyim. Gelin gerçekçi olalım. Gazetecilerin “Kontrol edilemeyenlerinde” görülen hastalıktır bu…
Bakın bu gününün gazetelerinden bir haber. Başlığı aynen şöyle:
“Polise diktatör yetkisi”
Haberin devamını okuyoruz…
“TBMM'ne sunulan yasa teklifi kabul edilirse, artık polis kimi gözüne kestirirse durdurup arayabilecek. Gerektiği yerde şiddet kullanması bile yasal hale gelecek.
* Polis şüphelenirse, istediği herkesi rahatlıkla durdurup arayabilecek
* Durdururken ihtarda bulunmayacak
* Gerektiği zaman, gerektiği kadar zor kullanabilecek.
* Parmak izinizi alıp fotoğrafınızı çekebilecekler
* Eğer şüpheli durumdaysanız, gözaltına alınana kadar sizi istedikleri kadar alıkoyabilecekler”
Bu haberi “Polise diktatör yetkisi” başlığı ile vermek de var, örneğin “Polise terörü önleme yetkisi” ile de vermek var…
Her gün birkaç şehit verdiğimiz günlerde bu haber “Polise diktatör yetkisi” başlığı ile ve bu içerik ile mi verilir?
Polise saldıracaksın, Molotof kokteyl atacaksın, silah sıkacaksın, taşlayacaksın, pusu kuracaksın ve bana göre, onlara verilmesi gecikmiş bir takım yetkiler verilince de “Polise diktatör yetkisi” başlığı ile vereceksin!…
Bunlar, yeni yetme ve ne yaptıklarını bilmeyen gazetecilerin, kendi ayaklarına sıktıkları kurşunlardır…