​ "Şimşek Makkuli??" / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

"Şimşek Makkuli??"

"Şimşek Makkuli??"
 

Bir bebeğin en güzel anlarından biri de bebeklikten çocukluğa geçiş anıdır.

O minicik ağızdan dökülen ilk kelimelerin verdiği mutluluk hiçbir şeye değişilmez.

Bu arada yavaş yavaş büyür çocuk.

Kelimeleri cümleye dönüşürken kendine de bir dünya kurar.

Bu dünyanın içinde öyle büyük ve fazla şeyler gizlidir ki akıl bile edemeyiz çoğu kere. Oysa o dünyanın içine girmek, çocuğu anlayabilmektir aslolan. Şimdiden bunu sağlayabilirsek çocuklarımızla gelecekte de iletişim kurmamız daha kolay olabilir.

Okuyacaklarınız bir anne ile çocuğunun günlük yaşantısından kesitlerdir.

Anne ile çocuğun kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım :

****

Akşam saatleridir. Çocuk yuvadan eve gelmiş odasında oyuncakları ile baş başadır. Anne mutfakta akşam yemeğini hazırlama telaşındadır.

Çocuk odadan çıkar, heyecanla annesinin yanına gelir ve

- “ Annecim, -şimşek makkulimi- gördün mü?” diye sorar.

Anne şaşırır :

- “ O ne oğlum?” der. Çocuk olağan bir şey söylüyormuş gibi tekrar eder.

- “ Şimşek Makkuli “ anne.

Annenin aklına bir oyun gelir.

- “Haydi senle bir oyun oynayalım, ben yemek hazırlarken sen oyuncağını ara bakalım. Ben mi çabuk yemek hazırlayacağım, yoksa sen mi daha çabuk oyuncağını bulacaksın?”

- “ Tamam” der çocuk odasına gider. 10 dakika sonra kırmızı bir oyuncak araba ile geri gelir.

Arabanın kenarlarında gerçekten de şimşek resmi vardır, far yerine de bir çift göz vardır ve çocuk o arabaya kendince “ Şimşek Makkuli” adını takmıştır; anne farkında değildir.

*****

Bir başka gün; zaman aynı zaman anne ve çocuk yine aynı yerlerindeyken, çocuk koşarak annesinin yanına gelir:

- “ Anne, yardımına ihtiyacım var. - Maksilum Arabamı- bulamıyorum” der.

Anne alışmıştır artık, hemen arabanın rengini sorar.

Çocuk “ Pembe “ deyince odasına gider, oyuncak sepetini karıştırırlar beraber. İki tane pembe arabası vardır. Biri minibüs, diğeri walkswagen marka otomobildir. Anne pembe minibüsü alır eline – “ Bu mu oğlum?” diye sorar.

Çocuk annesinin çok şaşıracağı bir cevap verir.

- “ Ben sana araba diyorum, sen bana minibüs gösteriyorsun anne, bak işte bu benim maksilum arabam” diyerek walkswagen otomobili elinden alır annesinin.

Akşam reklam kuşağında heyecanla annesine seslenir çocuk.

- “ Anneeee, maksilum arabam televizyona çıktıııı baaak.”

Anne reklamı izler.

Bir bankanın kredi kartı reklamıdır izlediği, reklamda pembe bir walkswagen otomobil vardır.

Reklam “ Hayat maksimumdaaaa” diye bir şarkıyla devam eder, çocuk da şarkıya eşlik eder.

Anne de çocuğun kurduğu bağlantılar için şaşırmaya devam eder..

****

Annenin Kanada’da yaşayan okul arkadaşı Türkiye’ye tatile gelir.

İki arkadaş çocukları ile birlikte buluşup hasret giderirler.

Arkadaşının çocuğunun babası Kanada’lı olduğu için, çocuk Türkçe ve İngilizce’yi aynı anda konuşabilmektedir.

Bu durum annenin aklına takılır.

Demek ki çocuklar aynı anda iki dili öğrenebiliyor diye düşünür. Oysa oğluna daha tek kelime bile İngilizce – annenin çat pat bildiği dil İngilizce’dir- öğretmemiştir.

“Ne yapsam bari İngilizce renkleri mi öğretsem oğluma, ya da bir şarkı da öğretebilirim” diye düşünür.

Üzerinden biraz zaman geçer.

Bir gece, uyku zamanı gelmiştir artık, masal kitapları okunmuştur ama çocuk uyumak istememektedir. Annenin de sabrı taşmak üzeredir.

– “ Hadi oğlum uyu artık “ der oğluna, çocuk inatçıdır uyumak istemez, annesinin kızdığını anlayınca da birden ortamı yumuşatmak için şarkı söylemeye başlar.

Şarkının sözlerini duyan anne, heyecanla yataktan fırlar :

- “ Aar yu silipiiim, aar yuu siliipim, bıradır can, bıradır can, mornig bels ar ringin, mornig bels ar ringin din dan don “.

-“ Sana bunu kim öğretti diye sorar anne”.

- “ Aman anneee, Fatoş Öğretmenim öğretti kreşte” diye çok olağan bir şeymiş gibi cevap verir çocuk.

Artık anne şoktadır.


Oğlu büyümektedir ve her gün yeni bir şeyle karşı karşıyadır.

Kendini çocuğuna karşı ilgili sanan anne, henüz bir arpa boyu yol alamamıştır aslında.

Arpa boyunu aşmanın yolu da “ Çocuk bu” demeyip, o küçücük bedenleri biraz daha ciddiye almaktan geçmektedir.

 
Toplam blog
: 157
: 1671
Kayıt tarihi
: 12.10.06
 
 

İstanbul doğumluyum ama 20 yıldır Antalya'da yaşıyorum. 3 yaşında bir oğlum var ve eğitimciyim. Kend..