“Tren” muhabbeti… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '08

 
Kategori
Haber
 

“Tren” muhabbeti…

“Tren” muhabbeti…
 

Kendi objektifimden Kayseri Gar'ı önündeki lokomotif...


Son günlerde siyaset dünyasında bir <ı>“Tren” muhabbetidir gidiyor.

Başbakan, AKP’nin gurup toplantısında <ı>“Bu trenden inenler, bir daha binemez” diyor. Yani demeye getiriyor ki kendi partisine ait milletvekillerine <ı>“Ya benim dediğim yerde benimle olacaksın, ya da yok olacaksın.”

Elbette bu sözün özü ile demokratik anlayışı bir araya koydunuz mu, siyah ile beyaz gibi ayrışır.

Başbakan, konuşurken vurguladığı <ı>“demokrasi”nin <ı>“D”sine bile dayanma gücünün olmadığını, yaptığı konuşma ve eylemlerinden hemen her gün tespit ediyor ve görüyoruz. Gelin görün ki, asıl görmesi gerekenler, yani <ı>“Tren” içinde birlikte yolculuk edenler görmekte zorlanıyor olmalılar.

Demokraside <ı>“Tren” benzetmesi yerine oturuyor mu?

Bir açıdan baktığınızda, daha doğrusu <ı>“Tren” ile <ı>“Demokrasiyi” birlikte değerlendirdiğinizde, sonu <ı>“Mutlu” bitmesi yönünden benzerlik gösterebilir.

Bizim hayatımızda türkülere giren <ı>“Tren” ayrılanları kavuşturması bakımından hep <ı>“Mutlu son” ile bittiğinden, sonucuna bakarak benzetmeye katılmak olası.

Ne var ki benzetmede <ı>“Bu trenden inenler, bir daha binemez” söylemi, o mutluluğa gölge düşürüyor.

Örneğin bizim <ı>“Kayseri Milletvekillerimiz”, Kayseri’den bindikleri tren ile Ankara’ya vardılar. Ankara’da sanırım amaç olarak öncelikle tüm vatana, saniyen de Kayseri’li seçmenlerine hizmet etmek amacı ile gurbete çıkmış oldular. Milletvekillerimizin hemen hepsinin, milletvekili oluncaya kadar Kayseri’de belli bir işleri, uğraşları, eş, dost ve akrabaları var.

Şimdi diyelim ki <ı>“Tren” Ankara’dan çıktı, doğuya doğru gidiyor.

Mutlaka Kayseri’den geçmesi gerekir. Ve bizim milletvekillerimiz de Kayseri’ye geldiklerinde <ı>“Tren”den inecekler ve hasretlerine kavuşacaklar…

Ne diyor başbakan?

<ı>“Eğer inersen, dönüşte seni almam…”

<ı>

İyi de Başbakan, sen trene kimseyi almazsan tren boş kalır ve zarar edersin, bunu da aklına getirdin mi?

Başbakan’ın bunu düşünmeye fırsatı yok...

Bakın neden fırsatı yok…

Başbakan, <ı>“Seçilmiş” olarak ilk yaptığı görev, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevi…

İstanbul’un toplu taşıma araçları içinde otobüs, vapur ile birlikte <ı>“Raylı taşıma” araçları da var. Sanırım Başbakan, o görevde iken ki alışkanlığından olsa gerek, edeceği zararın nasıl olsa belediye bütçesinden karşılandığı, yani kendi cebinden çıkmadığı için rahattı…

Ancak bu kez kazın ayağı öyle değil…

Sen yolcuları <ı>“İstediğim yerde indirir, istediğim yerde bindiririm” kafasıyla gidersen, o trene bir daha kimse binmez.

Bu kez zararı belediye bütçesinden karşılayamazsın. Eğer sürdüğün <ı>“Tren” demokrasi treni ise, yolcuyu da kendi kafana göre indirir bindirirsen, doğacak zararları bu kez kendi cebinden ödersin…

Bu arada görülüyor ki <ı>“Tren sefası” da birçoğuna hoş gelmiş, içinden inmeye hiç niyetleri yok.

Alt yapısı sağlam olmayan <ı>“Tren” ile herkes baş aşağı gidiyor…

Gerek ana istasyonlarda, gerek ara istasyonlarda kırmızı şapkalı <ı>“Hareket Memuru”nun uyarılarına da aldırış eden yok.

Bana göre bu <ı>“Tren” sonucunda insanları mutluluğa götüren tren değil.

İçinde bulunan yolcuları ile <ı>“Bindik bir alamete” gibisinden binmişler, gidiyorlar…

Hani derler ya…

<ı>“Al Allah delini, zapt eyle kulunu” diye…

İşte onun gibi bir şey…

<ı>19 HAZİRAN 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..