- Kategori
- Deneme
'Türkiye'nin özet görüntüleri'

İnsanlar habere birçok yayın organı aracılığıyla ulaşırlar bildiğiniz gibi. Hepimiz bir şekilde gazete okuyoruz, film izliyoruz, televizyon seyrediyor ve radyo dinliyoruz. Günün ve haftanın en çok konuşulan başlıklarını ise yine bizler belirliyoruz. Sosyal medya ve sözlükler bu alanda etkin olarak kullandığımız alanlardan bir kaçı hiç şüphesiz.
Gazeteler genel olarak gençler tarafından pek tercih edilmemekle birlikte haberin ana hatlarını oluşturuyor diyebiliriz. Bir internet sitesinin haberi ile o haber sitesinin gazetesi arasındaki farkı gözlem gücü yüksek kimseler tespit etmiştir hiç şüphesiz. Gazeteler daha ciddi bir dil ile , siteler ise daha yavan ve magazinleştirilmiş bir üslupla sunum yaparlar. Bu yüzdendir bazı haber sitelerinin bikinili kadın fotoğrafları koyma arzusu. Amaç çok tıklanma ve bunun sayesinde reklam alma, geliri yükseltme. Bizim erkeklerimiz de bildiğiniz gibi çarpıcı başlıklara ve fotoğraflara dayanamazlar. Bu da onların düştüğü bir tuzak olsa da onlar bunu o şekilde görmezler. O yüzden internetten haber takip edenlerle gazete okuyanlar arasında ciddi bir fark vardır.
Gazeteden devam edeceğiz yine. Genel olarak haberlere göz attığımızda hükümetin faaliyetleri ' empoze ' kavramı ile birlikte bizlere yediriliyor gibi düşünüyorum ben. Bazı gazeteler ' tamam bunu yapacağız ama anlamasınlar bari ' diyerek, gizli empoze tekniğini kullanıyorlar. Haberin başlığına baktığınızda övgü olmayabiliyor ama şöyle biraz düşündüğünüzde iktidarın reklamı yapıldığını hemen seziyorsunuz.
Bazı gazeteler de ne yaparsa yapsın arada kaçırıveriyorlar işte kalemlerinden. İllaki bir yerlerde tongaya düşüyorlar. Aksi mümkün değil çünkü. Hep iyi olamaz bir insan, bir kurum, bir devlet. Dolayısıyla eksik silüetler bir yerde birilerinin gözüne batacaktır. Estetiği bozanı sanatçı, haksızlık yapanı da halk fark edecektir. Bu bir görevdir. Halkın görevi yeyip, içip, çok satılması istenilen kitapları okumak, çok izlenilmesi istenilen filmleri izlemek, akşama kadar kahve dükkanlarında oturmak ya da sabahlara kadar içmek değildir. Halk , düşünmek ve hakkını savunmak zorundadır. Nitekim bunları yapmadığımız için bir avuç sanatçı bizim görevimizi üstlenmiş, kısılan seslerini duyurmaya çalışmakla hayatlarını geçirmektedirler. Üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Metroda, otobüste savunmasız vatandaşlara özgüven dersi vermeye çalışan egosu yüksek okumuş kadınlarımıza da sesleniyorum. Ayakkabı ve çanta alıp dudaklarınızı şişirmekle bu işler yürümez. Kadın hakları diyen Rahşan Gülşan'da bu konulara eğilsin biraz. Erkeklere olan düşmanlığı hep ikinci planda kalmaktan mıdır anlamadığım Pakize Suda'ya da iş düşüyor burada. Erkeklere sallamak için yazı yazmayı bir süre bıraksa da faydalı işler yapsa diye düşünüyorum. Bunu bir isteksiz okuyucusu olarak ona öneriyorum. Her şeyi bilen yazarlarımız bunları da biliyordur da hatırlatmak gerek.
Bir dünya köşe yazarı ne iş yapıyor diye sorarsanız bende bilmiyorum. Bu kadar sıkıcı, iş olsun diye tutulan adamın amacını anlayabilmiş değilim. Bu arada bazı sol gazetelerde parayı çuvallamış devrimci ağabeylerimiz de var. Londra'da manzaraya karşı işçi haklarını savunuyorlar galiba. Devir değişti tabii. Manzara olmadan yazamaz insanlar. Özellikle Elif Şafak. Kendisi de özgür kadın. Yazılarına göz atmanızı tavsiye ederim. Her şeye o kadar güzel bakıyor ki. Misyon edinmiş kendine pozitif bakış açısı sanki. Londra'dan yazıyor o da bizlere devamlı. Kullandığı değişik kelimeler kendisine entelektüel dememiz için bizlere yalvarıyor. En çok satanlar listesinde aynı zamanda. Bana sorarsanız çok okunacak şeyler yazdığından değil. Niye böyle söylediğimi merak edenler hayatını araştırıp kendisinin durumunu çözümleyebilir.
Bu son cümlelerde de bir kimsenin kitabı nasıl çok satar, sorusunun cevabını vermiş olduk ama gizli bir şekilde.
Özet
Açık bir şekilde özetlemek gerekirse; Türkiye yetenek ve zekanın sahne aldığı bir ülke değildir. Her yerde her şeyde çıkar arkadaşlığı ve iltimas vardır. Bilgiye, yeteneğe göre kimse değerlendirilmez. Bir çok insan bu yüzden yeraltında kaybolup gitmiştir. Bağlantılarınız ve cinsel seçimleriniz bile sizin bir yerlere gelmenizi etkiler. Daha açık bir şekilde yazmak isterdim ama, Milliyet Blog sansürde iktidarla yarışıyor bazen. Kısacası kafa yorulup düzeltilecek çok şey var ülkede. Toptan bir değişikliğe ve kendini ülkeye adamış insanlara ihtiyacımız var. Mal mülk sevdalısı olmayan birilerini bulmak zor ama imkansız değil.
Gazetelerden seçmeler:
Bazı haberler var ki insan sinirinden böyle çatır çatır klavyenin tuşlarına vuruyor. Bir an önce her şeyi anlatıp bitirmek istiyor. Örneğin bugün Posta gazetesinde ' Fıkra Gibi ' diye bir başlık atılmış. Haber şu: ''Tramplen ve Kule Atlama'cılar başkent Ankara'da kışın çalışacak havuz bulamadıklarından antrenmanlarını kapalı spor salonunda minder ve süngerlerin üstüne atlayarak yapıyor. '' Her şeye para bulan hükümetin, bilmem kaç bin tane makam aracı olan ( gereksiz lüks ) bu ülkenin sanata, spora, edebiyata, sinemaya, engellilere, şehit ailelerine yaklaşımlarını bir düşünün. Hiç bir tarafta memnuniyet yok. Neden yok ?
Sporda mesela... Zar zor Avrupa Şampiyonalarına katılıyor yüzücülerimiz, engellilerimiz ve diğer alanlardaki sporcularımız... Şampiyon olunca yer yerinden oynuyor ve herkes başarıyı sahiplenmeye çalışıyor. ( ki bu başarılar çok azdır. ) Ya da şöyle devam edelim. Neden biz dünyaca ünlü futbolcular çıkartamıyoruz ? Neden milyonlarca euro para ödeyip Avrupa'nın moruklarını alıyoruz ? Neden Türkiye Cumhuriyeti'nden Paul Austerler, Tarantinolar, Messiler çıkmıyor ? Neden mi çünkü alt yapı ve yatırım yok. Herkes anlık paranın peşinde. Tarihi binaları yakıp otel yapalım da üç kuruş daha para kazanıp yalandan namaz kılalım bunun peşinde. O yüzden işte bizden bir halt çıkmıyor. Çıkanlarda bir iki tane işte. Zar ve zor.
Bu arada bu inşaat sektörü gelişmeye başladığından beri ne karakter kaldı ne insanlık. Üşüşken müslümanlardan korkuyorum ben artık. Hristiyanlar ya da Museviler bana daha cazip geliyor. Dinlerine önem verip bilgiyi, yeteneği, sanatı, siyaseti ve sporu önemseyen bu insanlara saygım var benim. Cuma namazına gidip hırsızlık yapan müslümanlar out, dürüst Ataistler İn, gibi de özetleyebiliriz. Doğruluğun olmadığı yerde din aranmaz diyerekten bu konuyu da kapatıyorum.
Bu Bölüm de Önemli :
- The Walking Dead iyi bir dizi ama Prison Break ile kıyaslanamaz.
- Adele'nin Skyfaal adlı şarkısına bayılıyorum. Filmin karakterini yansıtan şarkıların hepsine hastayım.
- Harlem shakelerle zaman kaybetmeyin. Zaten aylardır Gangnam yaptınız. Bunu da kaldıramayız.
- Joy Fm ve BorusanKlasik dinlemenizi öneririm. Demet Akalın dinlerim diyorsanız, zaten bunu size söylememişimdir. Üzerinize alınmayın.
- Levent Kırca ile Fatih Altaylı'nın Habertürk kanalındaki programını youtubeden tekrar izleyin. Levent Kırca'nın düşüncelerini anlatamaması, hatta engellenmesi bazı şeyleri size anlatacaktır.
- Levent Kırca'nın yazılarına göz atın. Kendisi Aydınlık gazetesinde yazıyor. Yılmaz Özdil biraz demode oldu gibime geliyor. ( Bilinçsiz fanatikler için yazdım bunu )
- Kıyafet alırken hangi materyalden üretilmiş buna da göz atmanızı öneririm. Kumaşların özelliklerini bilmekte fayda var. ' Niye terliyorum ben ya ' dememeniz için ekledim.
- Youtube biraz gizemli gibi sanki. Geçen gün bir video ararken sakıncalı içerik filan dedi ve şifre istedi. Şifre ile girdikten sonra normalde yayımlanmayan videolarla karşılaştım. Hükümet ile ilgili tabii. Kurcalayın merakınız varsa.
- Rakı içmekle adam olmaz bu arada. Rakı dostluklara teminat verir. O yüzden teminatlı dostluklar kurmak istediğinize eminseniz oturup o insanlarla rakı için. Yalakalık ve ortam kollamak sizin puanınızı düşürür.
- Birine bir şeyler anlatacaksanız eğer, o anlattığınız şeyin ilgi çekici olması lazım. Yoksa yolda yürüdüm eve geldim tv izledim gibi basit bir olayı heyecanla anlatırsanız boş insan damgasını yersiniz. Böyle tipler çok. Bana da denk geliyor.
- Son olarak Galatasarayımızın bu akşam galip gelmesi dileğiyle...
Kalite asla bir tesadüf değil, daima akıllı bir gayretin sonucudur. ( John Ruskin )
Sağlıcakla kalın; çünkü konuşup tartışacak çok şey var.