- Kategori
- Siyaset
"Yetmez ama evet" değil, yeter de artar bile...

"Yetmez ama evet" değil, yeter de artar bile...
Dedik ki "Bu bir demokratikleşme paketi değil..."
Peki ne o halde?
Olsa olsa, başbakanın kafasındaki dünyayı "Dayatma" paketi olur.
Paketin içeriğine baktığımızda, "Demokratikleşme" adına vurucu bir şey yok. Örneğin seçimlerde % 10 barajı aldırılmıyor. Yerine getirilmek istenen şey ise şartlı. Ya şu, ya bu ya da eski hali ile diye bir dayatma var.
Ama başka bir şey var...
Kamu'da kıyafet ile ilgili düzenleme...
Defalarca dedik. Hiç kimsenin kıyafet tercihine karışmak kimsenin haddi de değil, hakkı da değil. Genel ahlak kuralları çerçevesinde istediği kıyafeti giyebilir.
Kamuda da "Yönetmelik" var. Bu "Yönetmeliğin" 2 nci maddesinde "...genel ve katma bütçeli kurumlar, mahallî idareler, döner sermayeli kuruluşlar ve kamu iktisadî teşebbüsleri ile bunların iştirakleri ve müesseselerinde çalışan her sınıf ve derecedeki memurlar, sözleşmeli ve geçici görevle çalışan personel ile işçilerin kılık ve kıyafetlerinin düzenlenmesine ilişkin esasları kapsar..."
Bu Yönetmelikte geçen; yönetmeliğin beşinci maddesi de Kadın ve Erkek personelin nasıl giyineceği ve uyacakları kuralları belirler, şöyle...
"Madde 5- 2 nci maddede sözü edilen personelin kılık ve kıyafette uyacakları hususlar;
a) Kadınlar;
Elbise, pantolon etek temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur. Ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa görev sırasında kurum amirinin izni ile bu kıyafet kullanılır.
Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.
b) Erkekler;
Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Hergün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabiî olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez, üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri sü¬veterler giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir."
Yönetmelikte yapılacak değişiklik ile, "...genel ve katma bütçeli kurumlar, mahallî idareler, döner sermayeli kuruluşlar ve kamu iktisadî teşebbüsleri ile bunların iştirakleri ve müesseselerinde..." görev yapacak "Kadın"ların başlarını örterek çalışmalarına izin verilecek şekilde düzenleme yapılacak...
Şimdi bile zaten çalışıyorlar, orası ayrı bir konu da bu yönetmeliğin neresi ve nasıl değiştirilecek, henüz belli değil.
Bir kısım kadınların başlarını örterek çalışmalarına zemin hazırlıyorsanız, diğer bir kısım kadının da giyimlerine "Genel ahlaka aykırı" olmamak üzere de düzenleme yapmanız gerekmez mi? Örneğin etek boyu ve kol boyu, pantolonun çeşidi gibi...
Yarın bir takım kişiler, "... yüzleri açık olacak şekilde..." çarşaf giyip gelirlerse, ne diyeceksiniz?
Çarşaf giyecekler, giysilerini inançları gereği giyiyorlar ise, diğerleri de tercih olarak giyemezler mi, kim mani olacak, olacaksanız demokrasi bunun neresinde?
Temel konularda "Demokratikleşme paketi" açamayan iktidar, tali konularda "Açtım" demek için bir dala basıyor ki, Türkiye'de tüm dengeleri bozacak, düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürecek eylemlere girişiyor.
İşin garip olan tarafı, bu girişimleri sadece iktidarda kalabilmek uğruna yapıyor, yapmaya çalışıyor.
Diğer yandan...
Ülkemizde bir çok inanç grupları var. O da yetmiyor, bir çok "Tarikatlar" ve bunlara benzer bir başka gruplar da var. Bunların hepsine "İslam inancı" gözüyle bakmamız mümkün değil. Zaten bakılamaz da. İnsanlar kendi inançlarının gereğini yapmada tamamen özgür olmalı, olabilmeli ve inançları ile ilgili ibadet ve işlevlerini de yerine getirirken her hangi bir endişeleri olmamalı.
Bu cümleden olarak Alevi inancında olan vatandaşlarımızın bir takım istekleri var. İsteklerinin yerine getirilmesinde de en ufak bir engel yok.
Pakette bunlarla ilgili bir düzenleme vaadi var mı?
Yok... Sadece Nevşehir Üniversitesinin adı, Hacı Bektaş-ı Veli olarak değiştiriliyor. Elbette yerseniz...
Bir çok yazar-çizer, açıklanan "Sözde paket" için "Yetmez ama evet" gibi moda bir lafı kullanıyorlar.
Evet, yetmez...
Demokratikleşmeye yetmez, ama ülkenin birliğinin, dirliğinin ve vatan topraklarının bütünlüğünün bozulması yolun da önemli bir adım olarak "Yeter" de artar bile...
Başbakan, bizlerin bir "Korku" içinde açılımlara karşı çıktığımızı ve pakete de bu anlamda karşı çıkacağımızı, daha içeriğini açıklamadan söyledi...
"Karşı çıkacağımız" görüşü doğru, söylemin "Korktuğumuz" tarafı yanlış. Çünkü korkumuz demokratikleşiyoruz endişesinden değil, endişemiz irtica...
Yani, bugün "İslamiyet" adına cinayet işleyen El-Kaide, Müslüman Kardeşler, El Nusra gibi grupların sayenizde, "Laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti" olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakim olmak için cinayet işlemeleridir.
Yoksa kimseden korkumuz yok şükür...
03 EKİM 2013
İBRAHİM PEKBAY