- Kategori
- Siyaset
Irzınızı kim korusun?

Darbe söylentileri ile soslanmış askere hücum bütün hızı ile devam ediyor. Daha ne kadar devam edecek bilinmez.
Okumayan, araştırmayan, geleceğini ne olduğu belli olmayan kişilerin iki dudağı arasına emanet etmiş olan vatandaş, sayısı bile akılda tutulamayacak kadar çok olan darbe planını duyunca “vay anasını” diyor. Üstelik ordunun daha öncelerde darbeler yaptığını da bilince “acabamı” demekten kendini alamıyor.
Oysa biraz araştırsa, o darbe planı dedikleri planların hiçte gizli olmayan harp oyunları senaryolarının biraz değiştirilerek sunulmasından başka bir şey olmadığını anlayacak.
Türk ordusunu çökertmek isteyenler ve onların yerli işbirlikçileri, okuma ve araştırma özürlü Türk halkının bu zaafından yararlanıyorlar. Kim mi bunlar? Medyaya bir göz atsanız yeterince açık görünüyorlar. Bir çift kadın memesine ülkeyi satanlar mı, Vatanını seveceğine git karını sev diyenler mi ararsınız, dolu. Hatta bilinçli veya bilinçsiz blog sayfalarında boy gösterenleri bile var.
Şunu herkes çok iyi bilmelidir. Asker Türk halkının kendisidir. Askere güven kat sayısı düşüyor diye zil takıp oynayanlar unutmamalıdır ki, sizin malınızın, namusunuzun, canınızın, ırzınızın, en önemlisi de vatanınızın bekçisi, teminatıdır asker.
Kimse sanmasın ki askeri çökertirsek gemiciklerimizi, pırlantacıklarımızı, hatta başımıza bağladığımız Amerikan çarşafını o çok güvendiğimiz yabancılar korur.
Sevgili Atilla Kıyat’ın anlattığı bir anekdotu paylaşalım. İkinci dünya savaşı sırasında Almanya Fransa’ya ne zaman hücum edeceğini hesap ederken, Paris sokaklarında bir Fransız subayı siviller tarafından dövülür. Kimse dönüp bakmaz. Alman istihbaratı bu haberi bildirir. Hitler, “tam zamanı” der, ve işgal gerçekleşir.
Ortalık Osmanlının son dönemindeki teslimiyetçi kadroların, işbirlikçi satılmış basının hortladığı bir görüntü içinde. O kadroların bu gün son derece rahat olmalarının sebebi ortada Mustafa Kemal diye birinin olmaması.
Bu da şu anlama geliyor. Ya biz dikkatli olup ordumuzu dolayısı ile ırzımızı koruyacağız, ya da Tarih sahnesine acı, utanç ve gözyaşı ile veda edeceğiz.
27/02/2010