Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
793
 

Paşakapısı cezaevi!

Paşakapısı cezaevi!
 

Darbe planlayan, İstanbulun tepesine bir kartal gibi çökmeyi düşünen paşalar şimdi cezaevi yolunda... Bu ülkede yaşayıp da hangi görüş veya zihniyetten olursak olalım, az veya çok, şöyle veya böyle bu iş bizi biraz düşürdürüyor.

Çünkü biz "paşa" ile "cezaevi" kavramlarını sadece "Paşakapısı Cezaevi" tamlamasında bir arada görmüşüzdür. Savaşlarla dolu tarihimiz bize daima askere saygı duymayı belletmiştir... Hepimizin yolunun mutlaka "kışlaya" düşüyor olmasının da bunda etkisi var elbette.. Sonuçta bu ülkedeki her erkek, mutlaka bir "paşaya" selam durmuştur.

Bu sosyolojik gerçek bugün olanları anlamlandırmamızı güçleştiriyor. Üniformayı "kutsallaştıran" sadece onun içindekiler olmadı bu ülkede; biz dışardakiler de o üniformaya bir çeşit "kutsallık" atfettik...

Tarihi, savaşlarla dolu bir millet olarak böyle düşünmemiz ya da bu inancı içselleştirmemiz normal sayılabilir.. Ama nereye kadar??

Bizim sorunumuz bu "kutsallaştırmayı" nerdeyse "ebedi" hale getirmek oldu. Şunu söylemek istiyorum: Çanakkale'leri, İstiklal Savaşlarını yaşamış bir millet, askerlerine özel bir yer ayırabilirdi; bu doğal olandı.. Çünkü savaş yılları askerlerin zamanlarıdır..

Ama, silahlı savaşların bitip "ekonomik savaşların" başladığı yıllarda, Avrupa bu anlayışı hızla terk ederken biz takıldığımız yarde kaldık. Gelişmiş ülkelerde, yeni "paşalar" bilgi üreten, teknoloji geliştiren bilimadamları, mühendisler, mucitler olurken, biz hala eski devirlerin anlayışı ile "asker paşa" lara selam durmaya devam ettik...

Ne ki, bu toplum olarak biz suçumuz değildi... Bu ülkede "paşa kutsiyeti"nin devamını isteyenler, ülkeyi sürekli bir "savaş sıcaklığı" içerisinde tuttular; dışardan yoksa içerden düşman icat ettiler.. Üç tarafı denizle ama dört tarafı "düşmanla" çevrili bir ülke fobisi yerleştirildi zihinlerimize.. Böyle bir "korku ülkesinde" bizi kim koruyacaktı? Elbette kutsal paşalarımız...

Bu bir efsaneydi ama bizim için gerçek bir biyografiye dönüştü... Hepimizin hayat hikayesi "darbelerin" izini taşıyorsa işte bundandır...

Bugün olanlara gelince; "kutsal paşalar" ın bugün cezaevlerine girmeleri, polis soruşturmalarına muhatap olmaları eski değerlerle yetişmiş kimi sivillerde bile "travma" yaratıyor. Bu durumu "Malta sürgünleriyle" kıyaslayacak kadar hem de...Sanıyorlar ki, suça bulaşmış paşalar tutuklanırsa bu ülke "savunmasız" kalır!?

Dünyanın en büyük ordularından birine sahip bir ülke çoğu emekli olmuş bir kaç paşanın tutuklanmasıyla nasıl savunmasız kalacak, bunu düşünmek bile istemiyorlar!!

Mesele şudur: Artık bu ülkede de, bedava kutsallıkların, üniformal ayrıcalıkların devri kapanmaktadır.. Bu durum bazılarında "travma" yaratacaksa, yaratır...

Bizim ileri demokrasiye erişmemizin bedeli de bu oluversin; ne yapalım yani!... Bugün "Paşakapısı cezaeviyle" değilse bile, "cezaevi kapısı"yla tanışan "paşalar" olması, bizim "üstünlerin hukuku"ndan, "hukukun üstünlüğüne" geçtiğimizin göstergesidir..

Suç işleyen paşa da olsa cezasını çeksin; biz, suça karışmamış paşalara selam durmaya devam ederiz.. Hem de hiç gocunmadan!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ali Bey, Yıl 1913. Yer ABD, Anlatan Başkan, Woodrow Wilson, bir ülkeye yatırılan sermayenin, ilgili ülke için ne anlama geldiğini anlatmaktadır; Ülkenin, “oraya yatırılan sermayenin kesin egemenliği altına girdiğini” belirtmektedir. (Kaynak; Latin Amerika'nın kesik damarları, s.14) Özetle, aldığımız borç veya ülkeye yatırım, egemenliğinin teslim edilmesidir. Bu gerçeğe, hamasi duygularla efelik yapmak maalesef durumu değiştirmemektedir. Bu nedenle o beğenmediğimiz Osmanlı, (İngiliz-Fransızlardan) yapılan ilk borç sözleşmesini tazminatını ödeyerek yırtar. Ancak şartların baskısı ve kaderinden kurtulamaz. Ne acı ki; Cumhuriyet idaresine ilk borcu verenlerde (1930) şaka gibi ancak; İngiliz-Fransızlar ve ABD'dir. üstelik ABD, Diyarbakır'a uçuş izni almıştır. Anlatılanlar eşliğinde; çatıya çıkarak düz ovaya şöyle bir bakabiliriz. Ve ilgisi yok! Bugünkü gazetelerde, İngiliz The Times, Paşaların tutuklanmasını "felaket" olarak değerlendirmektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 01.03.2010 14:53
Cevap :
Elinize sağlık Mehmet bey..Selamlarımla  03.03.2010 10:05
 

Hukuğun üstünlüğüne inanlardanım. Aynı işlemler meclisteki uyuşturucu kaçakçılarına, mafya vari davranışlar sergileyenlere ve diğer alanlardaki yasa dışı işler yapanlara da yönelmeye başlandığında Türkiye dünya devleteleri içinde önemli bir yere gelecektir. Yoksa inatlaşma ve intikam duyguları sezinlenen ya da tövmeti bulunan bu tutuklamalar ne kadar haklı olursa olsun toplum gözünde hiç bir anlam ifade etmeyecektir. Şu anda tutuklananlar halkın gözünde madur durumdadırlar.

Hakkı Uysal 
 28.02.2010 11:58
Cevap :
Hakkı bey, Türkiyedeki organize suçların nerdeyse tamamı belli bir merkezin işiydi...Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir..Yeter ki, hukukumuz tarafsız hükümler versin..Selamlarımla.  28.02.2010 13:35
 

İddia mesnetsiz!

Ahmet Balcı 
 28.02.2010 0:58
Cevap :
İddia şimdilik..De mesnetsiz değil...  28.02.2010 11:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4274
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 813
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster