Delikanlılık… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '10

 
Kategori
Güncel
 

Delikanlılık…

Delikanlılık…
 

Şeffaflık, açıklık, dillerden düşmeyen kelimeler.

Son derece çekici, hoşa giden kavramlar.

İnsanlar ne kadar doğaya aykırı hareket etmeyi bir meziyet gibi görüp kapansalar da, açık olmayı isterler, özlerler, takdir ederler.

Mahalledeki açıklık deyimi delikanlılık olarak vurgulanır. Bir söylediği diğer söylediğinle çelişmeyen, sözüne ve davranışlarına güvenilir insandır delikanlı. Kimseyi şaşırtmaz, aldatmaz. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, o, odur.

Yaşam standartlarının ve kalitesinin düşük olduğu yörelerden daha çok delikanlı çıkar. Yaşama karşı hemen her mücadelede yenik çıkan insan, içindeki mevcut haslete sarınır çoğu zaman. Açık, mert dobra dobra olur. Ne yazık ki, “tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” dizelerinde veciz bir şekilde kendini bulan gerçek, yaşam standardının kişi karakteri üzerindeki etkilerine göre, kişiyi bu hasletten uzaklaştırır veya yakınlaştırır.

Bireylerin davranışlarında salanımlar meydana getiren açıklık durumu, sosyal birliktelik içinde nötralize edilebilir. Ancak siyasiler, özellikle ağızlarından her çıkan lafda keramet var sanılan bizim ülke benzeri ülke siyasetçileri daha açık, şeffaf, yani delikanlı olmalılar. Fakir mahalledeki, delikanlılık ile üçkâğıtçılık arasındaki çizgi, politik ortamda çok daha belirgindir. Az gelişmiş ülke halkları delikanlı siyasetçi ister. Hatırlanacaktır, ilk günlerde başbakanımıza Kasımpaşa delikanlısı etiketi yapıştırılmıştı.

AKP nin seçim propagandalarına bakarsak şeffaflığın, açıklığın çok geniş bir yer tuttuğunu görürüz. Bu söylemler, büyük ölçüde nutuklarda kaldı. Bu yüzden de AKP ye güven azalıyor. Güven derken oy sayısını kastettiğimi sanmayın. Oy bir şekilde alabilirsiniz, nitekim de alıyorlar. AKP yöneticileri oy sayısı ile güveni aynı şey sandıkları için kimseyi memnun edemiyorlar. En ufacık konularda bile kavga gürültü çıkıyor. AKPnin mevcut problemleri çözebilmesi için ilk yapması gereken şey insanlara güven sağlamasıdır. Yani açık, dobra dobra, şeffaf olmalıdır. Kendi yandaşı olmayan insanlar bile en azından düşmanları olmadığını bilmek istiyorlar. Maalesef bu yönde en ufak bir çabaları bile yok.

Sayın başbakan “Nasıl ki yargı kendi içinde herhangi bir mensubunun yargılanmasına başkanlar kurulundan müsaade ediyorsa bırakın da siyasetçinin yargılanmasına da parlamento müsaade etsin. Bunun adımını atmamız lazım. Bir siyasi partinin kapatılıp kapatılmaması için müsaadeyi parlamento versin” diyor. Adama, “kardeşim sen sekiz yıldır başbakansın, Türkiye’deki sistemin işleyişini hala öğrenemedin mi?” demezler mi. Anayasayı kökten değiştirip, anayasa mahkemesini lav etmeden yargının denetiminden kurtulup krallığınızı ilan edemezsiniz. Birde sayın başbakan yargı bağımsızlığından söz etmez mi? Gerçekten kara mizah. Yürütme yargının genel tuvaletine kadar girmiş, sayın başbakanda hala yargı bağımsızlığından söz edip, parti kapatma konusu parlamentoya bırakılsın diyor. Sanki partileri parlamento kurmuş gibi. İşte bu yüzden size güvenilmiyor, inanılmıyor.

Artık herkesin inandığı gerçek şu. Sayın başbakan ve çevresinin boynunda bir yığın suç dosyası var. Yeni açılacaklarda yolda. Bu ekip bu gün değilse yarın yüce divana çıkacak. İşte o zaman benim atadığım hâkimler olsun ki ceza almayayım, düşüncesinde. Bu yüzden memleketteki işsizlik, açlık, tekel işçileri gibi bir yığın sorun yok sayılıyor, bütün gün orduyu, hukuku nasıl esir alır kapıkulu yaparım düşüncesi ile hareket ediliyor. Bu yüzdende yandaşlarınız dâhil size güvenenler giderek azalıyor.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Ahmet Davutoğlu’na “Türkiye protokolü bir an önce onaylamazsa imzamızı çekeriz” dediği ortaya çıktı. Buyurun bir açık olmama konusu daha. Siz anlaşma masasında koşulsuz sınırları açacağız diye imza atın, ama halkınıza Karabağ işi hallolmadan olmaz dedik diye efelenin. Tabii şimdi de anlaşmayı meclis onayına getiremiyorsunuz. Bütün bunlara ne lüzum var. Oysa delikanlı olup “biz koşulsuz olarak Ermenilerle dost olacağız. İsterse onlar bizim üzerimizdeki emellerini sürdürsünler. Bizce ABD ile olan ilişkilerimiz Azerbaycan ile olan ilişkilerimizden önemlidir. Beğenirseniz beğenin beğenmezseniz işte sandık deseniz olmaz mı. Dünyanın en itibarsız halkı olan Ermenilerin üç kuruşluk bakanı size fırçayı böyle atar işte.

İçerdeki durumda farklı değil. Başbakan Kürt açılımı çerçevesinde CHP başkanı ile görüşmek istedi. Baykal kamera kaydı olmazsa olmaz dedi. Belli ki size güvenmiyor, burada konuşulanları gidip istediği gibi eğip bükerek anlatır diye düşündü. Başbakan da kendine güvenmeyenlerin ekmeğine yağ sürdü ve görüşmeyi iptal etti

Her nekadar Türk halkı balık hafızalı ise de bunlar unutulmuyor sayın başbakan. Bu tür birçok olay üst üste konunca da ortaya çıkan durumda halkın büyük çoğunluğu AKPye güvenmiyor. Bu yüzdende AKP ne anayasa değişikliği ne yargı reformu yapabilir. Eğer zorlarsa bu gün yaptıkları yarın suç unsuru olarak karşısına çıkacaktır.

28/02/2010

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..