​ 1 Mart tezkeresi / Sivil Toplum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '07

 
Kategori
Sivil Toplum
 

1 Mart tezkeresi

Son günlerde Kuzey Irak' a müdahale konusunda bir tartışma medyada ve medya üzerinden devlet organizasyonu içinde yapılıyor. Bu tartışmada azımsanmayacak bir kesim eğer biz 1 Mart tezkeresini reddetmeyip Kuzey Irak' ta var olsaydık bu sorunları yaşamayacaktık savını ileri sürüyor. Biz tezkereyi reddetmedik. Kabul ettik. Hatta ilk aşamada (ben Show TV' de izledim ilk haberi) kabul edildi olarak verildi haber. Azımsanmayacak bir kabul oyu ve benim yine anlayamadığım (böyle bir konuda insan nasıl çekimser olur) çekimser oyu çıkmıştı. Red sayısı azdı. Ancak kabul sayısı, sonradan itiraz üzerine, sanırım içtüzüğün bir maddesine göre yeter çıkmayınca haberler vb değiştirildi. Yineliyorum bu kavramı düzeltelim, meclis çoğunluğu kabul etti. Ama yetmedi. O düzenleme farklı olsaydı biz bugün Irak' taydık. İşte bana göre sorun da budur. Biz Irak' ta kavramsal olarak olmalı mıydık?

Ben Irak işgalinin kavramsal olarak haklılığına inanmıyorum. (Bu savaşın haklı olduğuna kaç aklı başında kişi inanıyor onu da bilmiyorum. Ama ülkemizde değilse bile dünyada yalnız olmadığımı düşünüyorum.) Şimdi haklı olmayan bir savaşta, kazanacak -kazanması umulan- tarafın yanında olmayı (eylemsel olarak da) ekonomi ve siyasi açıdan ülkemize bir çok faydası olurdu gerekçesi ile savunulmasını anlamıyorum. Savaşın kendisi haksızken, hangi gerekçe ile olursa olsun bu savaşın içinde yer almamız nasıl savunulabilir? Allah aşkına bakın Irak' ın haline. Eğer biz orada olsaydık (gerekçelerimiz her ne olursa olsun) sonuçta biz de bu trajedinin işgalci parçası olmayacakmıydık? Lütfen düşünün, hergün ölen onlarca insanın, misket bombaları ile delik deşik olan çocukların, parçalanan bir ülkenin, yok edilen bir medeniyetin (Bağdat müzesinin resimlerini hatırlarmısınız) sorumlularından olmayacakmıydık? Evet ama bizim gerekçelerimiz başkaydı, biz karışmayacaktık savaşa vb vb diyebilirmisiniz? Derseniz ne kadar inandırıcı olursunuz?

Evet Saddam diktatördü, her ne kadar aslı bulunamadı ise de en azından aklından kesinlikle nükleer silah sahibi olmakta geçmiştir, diktatörlükler frenlenemeyebilecekleri için her an dünya barışı için tehlike olabilirler ve bu nedenle diktatörlük bir ulusun iç sorunu sayılamaz. Evet hepsine katılıyorum. Ama Al Gore bile, İngiltere yönetimi bile, bu ülkelerin medyası, halkları bile bu savaşın haklılığı konusunda en azından kuşku içindeyken, biz tüm seçenekler bitmişti, mecburen bu savaş çıktı, bizde tamamen dünya barışı için katıldık sözünü iç huzuru içinde sarfedebilir miyiz?

Gelmiş geçmiş iktidarı ve muhalefeti ile kendi siyasilerimizin kurumsal ve kalıcı olarak çözemedikleri sorunları, askerimizi -üstelikte işgalci güçlerin müttefiki olarak kullanarak- çözmek sizce doğru mu ? O zaman siyaset denen kavramın ne anlamı kaldı ? Üstelik siz bugün -yani o gün- işgal gücünün yanında yer alırsanız ve bunu mantıklı karşılarsanız, bir başka gün başkalarının tamam ben onlardan çok senin yanındayım bu nedenle artık beni destekle demelerine nasıl ve hangi gerekçe ile engel olabilirsiniz?

Ben hala ülkemin haksız bir savaşın içinde işgalci olarak yer almamasından -istemeyerek de olsa. Red yorumuma bkz- dolayı mutluluk duyuyorum. Bu yer almama bize bugün başka şekillerde fatura ediliyor ise, ahlarımız vahlarımız neden gitmedik diye değil, neden bize bunların yapılmasına engel olacak politikaları güçlü bir şekilde üretemiyoruz sorusu için olmalıdır. Neden bu olağanüstü coğrafyada biz hiç bir konuda çözüm bulamıyoruz diye olmalıdır? Lütfen bu ülkenin önce olağanüstü bir tarihsel deneyimin (İmparatorluk süreci) ardından 100 yıla yaklaşan bir cumhuriyetin içerisinde 2007 yılında kaç konuya hangi çözümleri kurumsal olarak siyaseten bulduğuna bakın. Konunun ne olduğu önemli değil. Sadece bakın, ne olursa olsun. Peki o zaman herşeyin çözümünü siyaset dışımı arayacağız. Ne yapacağız, ne yapmak istiyoruz? İnanın çözemiyorum bizi.

 
Toplam blog
: 226
: 558
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..