- Kategori
- Basın Yayın / Medya
1 Mayıs Salı

Bugün 1 Mayıs… Çocukluğumuzda, Bahar bayramının kutlandığı bir tatil günüydü. Sonra İşçi bayramı adıyla siyasal gösterilerin yapıldığı bir miting gününe dönüştü. 1977 yılında da maalesef 40 küsur kişinin öldüğü kanlı bir katliam günü oldu.
Bazı şeylerin tamiri asla mümkün olmaz. Aradan yüz yıllar, bin yıllar da geçse, 1 Mayıs bize artık ne bahar adına, ne işçi adına bir bayram tadı ve havası veremeyecektir. Çünkü bugün biz hep bu üzücü olayı hatırlayacağız.
O zamanlar Fatih Fevzipaşa caddesinde oturuyordum. Tatil gününün verdiği rehavetle henüz kalkmamıştık. Sonra atılan sloganların sesiyle kendimize geldik. Ne oluyor diye pencereye çıkıp baktığımızda ellerinde özel yapılmış beyzbol sopasını andıran sopaları olan bir grubun yürüdüğünü gördük.
Belli ki Taksim’e gidiyorlardı. Saldırı amacı taşımasalar bile savunma amaçlı hazırlıklıydılar. Bir şeyler olacağı belliydi sanki. Akşama kadar endişeli bir bekleyişten sonra acı haber geldi.
Hâlâ farklı iddialar olmasına rağmen sırrı bir türlü çözülemeyen olaylarda gruba ateş edilmiş ve bunun sonucu çıkan arbede de kırktan fazla insan can vermişti.
Ölüm, geri döndürülmesi asla mümkün olmayan bir hak ihlâlidir. Yaşama hakkının kutsallığı, bunun en ağır suç işleyenlere bile bir ceza olarak verilmesinin doğru olmadığı bilinirken, insanlar bir bayram günü hayatlarını kaybettiler.
Bu olayın bugün otuzuncu yılı. Hadisenin meydana geldiği Taksim artık bu tür gösteriler için kullanılmıyor. Ancak o günün anısını yaşatma ve anma yapma bahanesiyle bir grup vilayetin günler öncesinden yaptığı uyarılara ve yasal olarak 1 Mayıs’ın kutlanması için açılan alanlara rağmen Taksim’e gitmekte ısrar ettiler.
Bir süredir sakin bir hayat yaşayan Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimine endekslenen bir tepki gösterisiyle hareketli günlere dönüş yaptı. Yaklaşık bir yıl öncesinden yeni seçilecek cumhurbaşkanının iktidar partisinden olmaması isteğiyle ortalığı ayağa kaldıran muhalefet, gerilimin dozunu giderek artırdı.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ülkenin 100 yıl geriye gideceği gerekçesiyle, cumhuriyetin tehlikede olduğu mesajı veren gazeteler, vatandaşı korkuya ve endişeye sevk ettiler.
Vatandaş da demokratik hakkını kullanarak sokağa döküldü ve cumhuriyete sahip çıktığını Ankara’da, İstanbul’da milyona varan kalabalık kitlelerle haykırdı.
Seçimin ilk oturumu mahkemelik oldu. Şimdi Anayasa Mahkemesi’nden nasıl bir karar çıkacağı bekleniyor. İşte böyle bir ortamda, 1 Mayıs kutlamasının ısrarla, izin verilmeyen Taksim’de yapılmak istenmesi, herkesin tansiyonunu ister istemez yükseltti.
Sükûnete ihtiyacımız var, huzura ihtiyacımız var. Öfkeyle kalkıp zararla oturmak kimseye bir fayda sağlamayacak. Sonradan pişman olmak hiçbir işe yaramıyor görüyorsunuz. Kaybedenlerin kaybını telafi edecek bir merci yok.
Bu yüzden hepimiz aklı selimle, sağduyuyla hareket etmeye çalışalım ve bu sefer de millet olarak bu krizi aşalım, bu badireyi atlatalım. Tecrübelerimiz bize ne yapmamız gerektiğini öğretmiş olmalı. Yaşamak ve yaşatmak amacımız olsun.
*****
TAKSİM’DE GÖSTERİ YAPMA ISRARI İSTANBUL’U OLUMSUZ ETKİLEYECEK (Posta). İstanbul’da bugün iki 1 Mayıs gösterisi var. İzinli kutlama Kadıköy meydanında yapılacak. DİSK ve KESK önderliğindeki grupların Taksim’e çıkmakta ısrar etmesi ortamı gerdi.
Yorum : Sonucu önceden belli bir harekette ısrar etmek doğru değil. Kuralların çiğnenmesiyle bir hak elde edilemediği gibi, birçok vatandaşın hakkı da yenmiş olur. Bu basit yurttaşlık kuralını bile ihlal ederek hiçbir yere varamayız.
*****
Gazetelerin hemen hepsi cumhurbaşkanlığı seçimiyle kilitlenen siyaseti manşet yaptı bugün. Şimdi gazetelere ayrı ayrı bir göz atalım:
RAPORTÖRDEN RET TAVSİYESİ (Akşam). Anayasa Mahkemesi üyelerine sunulan raporda CHP’nin köşk seçiminin iptali için yaptığı başvurunun reddi istendi.
Yorum : Böyle bir bilginin normal şartlarda Basın’a sızmamış olması gerekirdi. Çünkü bu konuda yapılacak yorumlar, kararı da etkileyebilir.
*****
PİYASALAR SEÇİM DEDİ (Akşam). Nasıl olsa en geç Kasım’da seçim var. Bari yükselen bu siyasi tansiyon ekonomiye ve küçük yatırımcıya zarar vermesin. Şimdi işadamı da bankacı da ebnaf da aynı ortak noktada birleşti. Piyasadaki belirsizliği seçim kararı temizler.
TÜRKİYE BU TABLOYU HAK ETMİYOR (Zaman). Geceyarısı açıklaması piyasaları sarstı. AB Türkiye önce gerçek bir Avrupalı olmalı dedi.
PİYASA MUHTIRASI (Star). Cumhurbaşkanlığı tartışmaları ve Genelkurmay’ın bildirisine piyasaların ilk tepkisi sert oldu. Yüzde sekiz düşen borsa sağduyulu açıklamalarla toparlandı.
PİYASA SARSILDI (Türkiye). İşte iki günlük krizin faturası, borsa düştü, döviz yükseldi, faizler arttı.
Yorum : Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda yeni bir dalgalanma veya durulma olacaktır herhalde ama. İlk şoku beklenenden daha rahat atlatmış olmamız sevindirici.
*****
DÜNYADA MANŞET (Hürriyet). Çağlayan’daki laik cumhuriyet ve demokrasi mitingi dünyada büyük yankı uyandırdı. Birçok ülke basının ilk haber yaptığı miting dünya siyasi çevrelerini şaşırttı.
MİTİNGLER SÜRECEK (Milliyet). 14 Nisan’da Ankara’da başlayan önceki gün İstanbul’da ikincisi yapılan cumhuriyet mitingleri Türkiye’nin diğer illerine de yayılıyor. Sonrada Manisa Çanakkale ve İzmir var.
Yorum : Türkiye’den beklenmeyen bir tepkiydi belki ama, cumhuriyete ve demokrasiye olan bağlılığımızı böylece bütün dünya öğrenmiş oldu. Diğer şehirler de bundan nasibini almak istiyor demek ki…
*****
AKP BEKLEYİŞTE (Cumhuriyet). Ankara Anayasa Mahkemesi’nin kararına kilitlendi. Muhalefet erken seçim istemini yeniledi.
ÜÇ İHTİMAL VAR (Güneş). Çankaya krizi kilitlendi. Türkiye şu üç çareden birine mahkûm: 1. Gül adaylıktan çekilir. 2. İlk tur iptal edilir. 3. Başvuru geri çevrilir
EN KRİTİK 24 SAAT (Posta). Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun iptali için CHP’nin yaptığı başvuruyu bugün görüşecek. Kararını ya bu akşam ya da yarınki 2. tur oylama öncesinde verecek. İlk tur oylama iptal olursa ufukta erken seçim görünüyor. İptal olmazsa AKP en geç üçüncü turda Gül’ü köşke çıkaracak. Bu da ülkede tartışmalara neden olacak.
NEFESLER TUTULDU (Radikal). Köşk seçiminin kaderi de erken seçime gidilip gidilmeyeceği de 11 yargıcın kararına bağlı.
KARAR GÜNÜ (Sabah). Anayasa Mahkemesi Başkanı Tuğcu 367 kararı için Yavuz Donat’a gece yarısına da sarksa konu bitene kadar müzakere, dedi.
HUKUKA SİYASET GÖLGESİ DÜŞMESİN (Yeni Asya). Gözler cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunun iptali için CHP’nin yaptığı başvuruyu karara bağlayacak olan Anayasa Mahkemesi’nde.
Yorum : Anayasa mahkemesi’nin kararı gerçekten çok kritik sonuçlar doğurabilecek nitelikte. Olumlu veya olumsuz karar da çok tartışılacak. Keşke bu noktaya gelmeseydi diye düşünmeden duramıyor insan.
*****
BAYKAL’DAN TEHDİT (Bugün). Anayasa Mahkemesi 367’ye gerek yok doğrultusunda karar alırsa, bu Türkiye’yi çok tehlikeli bir çatışmaya sürükleyecektir.
BAYKAL ÇOK MEMNUN (Radikal). Mahkeme 367 vekil şart değil derse çatışmaya sürükleniriz.
BAYKAL’DAN TEHLİKELİ BİR DEĞERLENDİRME (Sabah). Anayasa Mahkemesi 367 gerekmez kararı verirse Türkiye çatışmaya sürüklenir.
TAHRİK, TEHDİT, BAYKAL (Yeni Şafak). Erken seçim de çözüm olmaz, Akparti engellenmeli, Sadece sol değil, ANAP, DYP dahil tüm kesimler CHP’de birleşmeli. Anayasa Mahkemesi eğer 367’ye gerek yoktur kararı verirse, Türkiye çok tehlikeli bir çatışmaya sürüklenebilir. 12 Mart’ta Adalet partisi, 28 Şubat’ta Refah partisi geriledi, sol büyüdü. Şimdi de öyle olacağına güveniyorum.
Yorum : Sayın Baykal’ın tutumunu anlamak mümkün değil. 367 şartı diye bir şey yokken hukukun zorlanmasıyla ortaya çıkan bu duruma sarıldı ve bunu ciddi bir kriz konusu yaptı. Dediği gibi Anayasa Mahkemesi’ne de başvurdu. Bunun anlamı doğru mu yanlış mı olduğu tam belli olmayan bir konuda görüş almak değil mi? Bu durumda karar ne olrsa olsun herkes ona saygı duymak zorunda.
Fikir olarak doğruluğu veya yanlışlığı tartışılsa da siyasi olarak bu kararın karşısında olmak mümkün değil. Ancak Sayın Baykal inanılmaz bir tavır göstererek mahkemenin vereceği karar kendi düşüncesini doğrulamadığı takdirde büyük bir krizin çıkacağından söz ediyor. Bunun anlamı nedir?
Anayasa Mahkemesi’ne krizi çözmek için başvurmamış mıdır? Meydana gelen kriz ortamından siyasi bir rant beklemek nasıl bir siyasi etik anlayışına sığmaktadır anlamak ve anlatmak mümkün değil.
*****
MİLLETİME GÜVENİYORUM (Star). Ulusa sesleniş konuşması yapan Başbakan Erdoğan, yeter ki istikrarı koruyalım, güven ortamını zedelemeyelim, ulaşamayacağımız hedef kalmaz, dedi.
Yorum : Baykal’ın kendi başvurduğu Anayasa mahkemesi’nden çıkacak karara karşı takındığı tavırla Başbakan Erdoğan’ın Ulusa Sesleniş konuşmasındaki tavrına, tarafsız bir gözle bakanlar, sayın Baykal’ın tavrını daha hırçın bulacaklardır.
*****
BAYRAK REKORU (Takvim). Dünya Kupası’nda üçüncü olduğumuzda bir milyon bayrak satıldı. Rekor kırıldı. Bu rekor Çağlayan mitinginde tarih oldu. 1 günde 2 milyon Türk bayrak aldı.
Yorum : Mitingin siyasi amacı dışında ticari bir faydası da olmuş. Ne güzel…
*****
KUTAN BİLDİRİ YANLIŞ (Vakit). Genelkurmay Başbakan’a bağlıdır. Bildiri yayınlaması yanlıştır. Konuşulacak yer MGK’dır. Akparti’ye muhalefetimiz ayrıdır. Biz milli iradenin yanında yer alıyoruz.
5 AĞUSTOS PAZAR (Vatan). Anayasa Mahkemesi’nden bugün çıkması beklenen karar ne olursa olsun Ankara seçime kilitlendi. Kulislerde 5 Ağustos tarihi telaffuz edilmeye başlandı. AKP hazırlıklar yetişirse Temmuz’da da olur görüşünde.
Yorum : Her halükârda bir erken seçim söz konusu olduğu muhakkak. Vatan gazetesi bir tarih telaffuz etmiş. Ne derece haklı olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
*****
GÜL DİKENLİ BAHÇEYE DÜŞTÜ (Tercüman). Cumhurbaşkanını bu iktidar mı, yoksa seçim sonrası gelecek iktidar mı seçecek dedikoduları dolaşırken son gelen iddiaya göre top AKP’de
SEÇMENE GÖRE GÜL DOĞRU TERCİH (Yeni Şafak). Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığına bütün partilerin seçmenlerinden destek geldi. MHP seçmeninin & 60’ı, ANAP’’ın % 65’i Gül’ün adaylığına olumlu bakıyor.
Yorum : İki farklı gazeteden iki farklı yorum. Olup bitenden iki gazetenin bu kadar birbirine zıt sonuçlar çıkarması gerçekten ilgi çekici…
*****
HEM BARIŞI HEM BEŞİKTAŞI KONUŞTULAR (Yeni Şafak). Afganistan ve Pakistan devlet başkanları aralarındaki sınır sorununu çözmek için Ankara’da bir araya geldiler. Karzai ve Müşerref Ankara bildirisini imzaladı ve Türkiye’nin de katılımıyla Ortak çalışma grubu kuruldu. Müşerref'in Beşiktaşlı olması zirveye futbol sohbetini getirdi.
Yorum : Kendi derdimize düştüğümüz şu günlerde, aralarındaki dertlerini Türkiye’nin önderliğinde çözmeyi deneyen Afganistan ve Pakistan devlet başkanları işte böyle bir tabloyla karşılaştılar. Cumhurbaşkanı Sezer’le Başbakan Erdoğan arasındaki soğukluk, ister istemez zirveye yansıdı. Ancak Beşiktaşlı Müşerrefin futbol sohbeti konuyu biraz dağıtmaya yetti. Bir ev sahibi olarak konuklarımız karşısında yaşadığımız bu durumdan mahcup olduğumuz kesin.