- Kategori
- Özel Günler
1 Mayıs

Mayıs… İlkyaz bütün şirinliğiyle ilkönce ağaçların tomur tomur çiçekleriyle sonra taze taze erik , çilek , yeni dünyasıyla sökün edip bağ ve bahçelerden manavımıza ve pazarımızın tezgahlarına geliyor… Dünya yeniden yeşilleniyor, diriliyor ve yaşadığını hissettiriyor…
Türki Cumhuriyetleri düşünüyorum… seyrediyorum. Bahar’ın geldiğini tümü de kendi yöntemleriyle, açık hava sahalarında, hep birlikte çalıp söyleyerek görkemli bir şekilde kutluyorlar. İnsan onların Bahar Bayramı kutlamalarına hayran oluyor… Çeşitli aşiretler, çeşitli kentler katılıyor… Çok çeşitli kıyafetler, çeşitli gruplar tümü de birbirleriyle yarışır halde güzelliklerini şimdi bütün dünyaya sunuyorlar. Böyle zamanlarda TV’nun yararlı bir araç olduğunu anlıyorum..
Bahar .. dünyanın uyanışı ve aynı zamanda insanın uyanışı… Böyle zamanlarda en çok ilk aşklar uyanır… İnsanlar hep birlikte pikniğe giderler (G.Antepliler sahre’ye çıkarlar…) Yakın arkadaşlıklar doğar, gençler birbirleriyle tanışırlar… Isınırlar…
Anadolu’da hemen hemen her kentimizin, her kasabamızın bir gezi yeri, bir mesiresi vardır. İşte Mayıs günleri buralarda geziye çıkmak, tatil yapmak ve yeyip içmek için güzel fırsatlar yaratır…
Malatya’da Orduzu Pınarbaşı’nı , Kernek’i, her taraftan sular fışkıran Gündüzbey Pınarbaşı’nı hatırlıyorum…
Gaziantep’in Dülükbaba Ormanları, Karpuzatan(Oğuzeli) , Kavaklık, Dutluk, Nafak, Burç Ormanları, Burç Göleti, Büyükşahinbey Kasabası (Körkün), Nizip Karpuzatan ve Çifte Havuzları en tanınmış gezi, sahre ve mesire yerleridir… Gaziantep’li bu yerlerin hakkını verir. Tam altı gün alnının teriyle çalışır, yedinci gün sahreye çıkarak etiyle, kebabıyla, içli köftesiyle bir güzel yer...
Elazığ’ın Harput, Zafran, Hazar Gölü kıyıları Elazığ’lıların bahar aylarında severek gittikleri güzel mesire yerleridir.
Türkiye’miz güzeldir. Bahar gelince çok daha güzel olur.. Bağın , bahçenin yeşilliğine, çiçeklerine doyum olmaz…
Bunları niye yazıyorum. Bugün 1 Mayıs … “İşçi ve Bahar” Bayramı… İnsanlar bağda bahçede gülüp eğlenirlerken, işçiler de çeşitli alanlarda toplanıp, İşçi Hakları üzerine konuşacaklar, kendi haklarını, özgürlüklerini savunacaklar…
Ama içimizde “Cız” eden bir yan var… Niçin biz de hep eski 1 Mayıs Bayramları kanla, ateşle hatırlanır… Niçin insanlar, birbirlerine silah sıkarlar. Niçin bu insanlar korkutulmak istenir. Bu kumpasları kuranlar kimlerdir. İşçiler niçin korkulacak, insanlar haline getirilmeye çalışılmıştır… Bunun cevabını bir çok kimse biliyor, ama belki söylemek istemiyor…
İnsanlar iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışırlarken bazı kötü niyetliler de, bu toplantıları vasıta ederek kötü emellerini ortaya koyuyorlar… Kalabalığı kullanıyorlar, işçileri kullanıyorlar.. O güzelim toplantılar üzüntü yerleri haline geliyor. Açıkça toplantıları “provoke” ediyorlar.
Sonra bir kavga gürültü, patırtı, sokaklarda koşturmalar… Molotof kokteyleri… Küfürler, maskeli bazı haydutlar… Geçmişten ne kötü imgeler kalmış beynimizde. İnsanlar, 1 Mayıs bayramına sevinemiyorlar… Endişe ile bekliyorlar. İçlerinden, “1 Mayıs geldi… İnşallah bir şeyler olmaz..” diyorlar.
Oysa, dünyadaki, Türki Cumhuriyetlerdeki insanlar... Bahar Bayramının hakkını veriyorlar.. Bahar bahardır…Sevilmez mi, kutlanmaz mı? Gel gelelim biz de biraz tuhaf…
En iyisi elimizde piknik sepetleriyle su başlarına, ağaç altlarına, kırlara gitmik…Çünkü günler çabuk geçiyor…İlkyaz derken Yaz geliyor… Sonra bir bakıyorsun, saçına beyaz aklar düşmüş.. Bahar geride kalmış… Her mevsimi yaşamak lazım… Ve de güzellikleri … Çünkü zaman geri gelmiyor….