​ 10 kasım / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '10

 
Kategori
Tarih
 

10 kasım

Bugün 10 kasım 2010.

Atamızın bu dünyadan ayrılışının yetmiş ikinci yıl dönümü. Tam yetmiş iki yıl olmuş! Dile kolay... O zamandan beri adam gibi bir lidersiz yaşıyoruz. Yazık bize.

Sirenlerin çalmasına az kaldı. Çalakalem yazıyorum şimdi.

Türkiye'nin bahtsızlığıdır; Atatürk'ün ölümünden sonra ona benzer bir tane adam gelmedi başımıza. On yıllarca çok istedik bekledik, Allah'a dua ettik, ama gelmedi gitti işte.

Çok zamanlar iyice bunaldığımızda onun yardımının hayaliyle iç geçirdik. "Şimdi Atatürk olsa" dedik. Gelmedi. Onun gibisi de gelmeyince gerçek değerini daha iyi anlamaya başladık. Altmış yetmiş yıl önceki insanlar gibi ona muhalif çokça insan kalmamıştı artık aramızda. Olamazdık.

Çaresiz kaldık hep. Umut arayışlarımız kabullenmelere dönüştü...İşte sirenler çalıyor şimdi... Sonsuzluğun dönülmez yolundan geliyor bu çıldırmış siren sesi... Umutsuzluk içimde katalanarak büyüyor, ulu dağlar kadar oluyor...

Sirenler sustu. Atatürk'ü bir kez daha kaybettik. Üzgünüz. İşyerinde herkes bir ah çekiyor. Neyse normale döndük. Ben dönmeyeceğim, en azından şunları yazana kadar.

Hep istedik bekledik. Onun gibi, ya onun gibi olmasa da onun özelliklerinden en az bir kaçına sahip olan olsa da olur dedik olmadı. Mesela öyle bir adam çıkartalım ki içimizden hem ufuk sahibi, hem cesur, hem de ahlaklı olsun. Evet, benim için, bu üçüne sahip olan bir adam ülkeyi yönetmeye talip olsa gözüm kapalı oyumu basardım. Ama yok anasını satayım. Yok işte! Birisine bakıyorsun; milliyetçi vatansever, mangalda kül bırakmıyor. Ahlaklı da sayılır. Ulan adamda ufuk yok! Eskikafa. Kimisine bakıyorsun iki tanesi yok, kimisinde hiç biri yok! Üzülüyorsun, kahroluyorsun doğal olarak. Böylece memleket kendi sorunlarıyla yaşaya yaşaya kanserini derinleştiriyor seni de dahil ederek. İnsanlarının yarısından çoğu sigara içiyor. Dünya şampiyonuyuz. Etrafınıza bakın. İnsanları ölüyor, ülke ölmemeli ama öldürüyor bu kader.

Ya biz o kadar kahramanlıklar yapmış bir milletin torunlarıyız, imkansızı başararak bu ülkeyi kurmuşların yetmiş milyon torunlarıyız. Vietnamlılar dahil şu son çağda bizim gibi övünülecek kahramanlık tarihi olan yok. Ama şu yaşadığımız kadere bakın! Allah'tan reva mıdır? Çok mu şey istiyor bu millet? Adam bir; ileri görüşlü, iki; cesur, üç; ahlaklı olacak. Bittii sadece bu kadar. Başka bir şey istemiyoruz. Ama yok işte. Ciğerimizden çıkartamıyoruz böyle bir tanesini. Yazık bu ülkeye! Yazık sana da bana da ona da bize de... Hepimize yazık. Yazık bu ülkeye.

"Atatürk gelse keşke" diyoruz. "Onun gibisi bir daha gelmez" diyoruz akabinde . Bunu derken derdimizi unutuyoruz ve başlıyoruz onu özleyip anmaya. İdolümüz oluyor. Derdimizi tasamızı bırakıp ona tapmaya başlıyoruz. Ama bu yaptığımız yanlış birşey. Hastalanmamızın sonucunda yaptığımız bir şey. Gerçek Atatürkçülük bu değil.

Gerçek Atatürkçülük; yeni Atatürkleri bağrından çıkaracak kuvvete sahip olduğuna inanmaktır...

İnanmak istiyorum. Sadece inanmak.

 
Toplam blog
: 36
: 1054
Kayıt tarihi
: 26.08.10
 
 

1983 Ankara doğumlu olan yazar, evli ve bir çocuk babasıdır. ..