Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

29 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

100. Bloğum

100. Bloğum
 

NETTEN


100. bloğu yazmak için ne zaman bilgisayarın başına geçsem, bir-iki deneyip bırakıyorum. Öyle ya çok anlamlı olmalı DALYA, iz bırakmalı. Mizah mı yazsam? Yok, belki de son blog yazım olacak, mizah olmasın. "Kadına Şiddet", yaza yaza kalemler tükendi, ben yazsam ne değişecek? Yalnızlık, güzel gider pazar günü ama tatil işte, kim okur? Aşk, blogda en çok işlenen konu. Mühür gözlüm seni elden/ uçan kuştan esen yelden".. Sakın kıskan, üç sene sonra dayak yüzünden yumruklarınla mühürlediğin o gözlerin sahibi hastanede can çekişsin, bu işte aşk.. Dur, televizyona bir bakayım: Burun estetiği var ilk açtığım kanalda, diğerinde plastik bir rendenin doğrudan satışını anlatıyor, rende işte, neyini anlatıyorsa? En iyisi kendi hayatımdan kesitler yazayım, 100 blog yazmanın keyfi olsun..

Topiğin aşısı için bir veteriner buldum, eve gelip yapıyormuş aşıyı. Oh ne güzel, kiliniğe giderken korkudan ödü patlıyordu bebeğimin. Akşam 18.00 gibi geldi Fatih bey, Topiği tuttuk iki aşıyı birden yaptı, şükür kurtulduk aşı derdinden. 35 yaşlarında, ateş gibi bir adam sevgili Fatih. Aşıdan sonra sana bir kahve yapayım oğlum, yoruldun dedim. Tamam hocam dedi, kahveleri yapıp getirdim. Fatih benim sazı duvardan alıp akort etmeye çalışıyor, sohbet, muhabbet. Ben solak çalıyorum, ondan akort  yapamamış. Hem veteriner, hem tam bir müzik üstadı valla helal olsun, bayılıyorum böyle gençlere.

Tanbur, keman, ud, bağlama çalıyormuş. Konservatuar okumuş, çok da güzel çalıyor sazı.Çaldık, söyledik. Komşum İzmirli Vedat bey var, o da duyup geldi eşiyle. Onlar da Musiki Cemiyetindeler, hep beraber bi güzel fasıl geçtik. Ulen Topik, bana dostlar bulduruyor durup dururken, bal oğlum benim..

Geçen hafta Ankara'dan teyzemin kızı ile onun kızı geldiler. Kız  Var mısın Yok musun yarışmasının elemelerine katılacakmış sevgili Fulyacığım. Üç gün bi güzel gezdik,eğlendik. Akrabalarımızın bol bol dedikodusunu yaptık. Fulya elemelere gitti, hadi bunun fiziğini çok beğenmişler, ille dizi çekeceğiz, oyuncu olun diye tutturmuşlar. Nerden nereye? Gız şaşırdın mı sen? Niy oyuncusu olacaan gı? Gayseriye irezil mi ideceen bizi? Ben Kayseri şivesiyle sayıştırdıkça, Fulya yerlere yatıyor gülmekten. 

Öğrencilerimle çok iyiyiz, geçen yıl okuttuğum sınıf ile şimdikiler arasında müthiş bir rekabet var.

Her iki sınıf da, en çok onları sevdiğimi iddia ediyorlar. Ben tabii, tarafsız bir adalet timsali olarak : İki sınıfı da sevmiyorum, ben 1. sınıfları seviyorum! diyerek yangına körükle gidiyorum. Güzel bebelerim benim.

İstanbul'a bahar geldi, hem ne bahar. Boğazın iki yakasınında muhteşem manzarasına doymak ne mümkün? Yeşilin, morun, mavinin, sarının tüm tonlarıyla canlı doğadan gözlerinizi alamazsınız.

Canım İstanbulum, çok seviyorum bu şehri, tabii İzmir'imi de. Ama İstanbul bambaşka, küçücük bir evim olsaydı hani şöyle ucundan kıyısından boğazı gören, dünyanın en mesud insanı olurdum. Tabii hiç bir zaman olmayacak bir rüya olduğundan, düşünmüyorum artık. Allah büyük, ama bana bunu vermez eminim. Verdiklerinin kim olduğuna, kimin hakedip kimin etmediğine filan kafa yormayacak kadar akıllandım artık. Vermiyorum kardeşim, zorla mı? diye bir ses mi duydum ne? Neyse, dedim ya,  kafa yormaya gelmez, vazgeçtim.

Blogda durumlar iyi sanırım, fazla ilgilenemiyorum. Yorgan gitti, kavga bitti! kıvamından sonra iyice uzaklaştım buradan. Tüm dostlara selam ve sevgilerle, sağlıcakla kalın.

   

 
Toplam blog
: 95
: 736
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Emekli öğretmenim, 52 yıllık hayatımdan amatör mizah, bağlama, sürrealist resimler, yitikler, sev..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara