​ 12.12.08 Dünyanın durduğu gün / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '08

 
Kategori
Sinema
 

12.12.08 Dünyanın durduğu gün

12.12.08 Dünyanın durduğu gün
 

12.12.08 Dünyanın Durduğu Gün


The Day The Earth Stood Still

Senaryosunu, David Scapra ve Edmund H. North’un yazdığı ve yönetmenliğini Robert Wise’ın üstlendiği 1951 yapımı aynı adlı filmi; günümüz teknolojisi ile yeniden beyaz perdeye aktarmaya çalışan filmde başrollerde Klaatu rolünde Keanu Reeves, Dr. Helen Benson’ı canlandıran Jennifer Connelly ve Benson’ın üvey oğlu Jacob karakterini canlandıran ve babasından çok daha iyi bir oyuncu olacağının sinyallerini bu filmde de bizlere veren Jaden Smith’i izliyoruz.

Mistisizmi ve din temalarını mesken tutmuş filmlerin değişilmez oyuncusu haline gelen Reeves bu sefer de, adını sanını bilmediğimiz ama yaşadığımız evrende; üzerinde, bizim dünyamızdaki kadar kompleks bir yaşam bütününü barındırabilecek kadar yetkin yalnızca bir kaç gezegenin var olduğunu bilen ve bu gezengenlerin hamiliğini yapan bir medeniyetler birliği tarafından dünyayı insanlardan kurtarmak maksadı ile gönderilmiş bir uzaylı rolünde.

21 Aralık 2012 tarihine dört sene gibi bir zaman dilimi kaldığı şu günlerde, Hollywood’un büyük bütçeler ve bol görüntü efektleri ile dolu ve dünyanın sonunu anlatan filmler yayınlayacağı hakkında hiçbir şüphem yoktu, lakin beni şaşırtan ve dahası hayal kırıklığına uğratan şey; bu filmlerin ilki olarak Dünyanın Durduğu Gün’ün önümüze ısıtılarak sunulması oldu. Film zaman, mekan, kişi kurgusu bakımından da, sebeplerin, oluşların ve sonuçların işlenmesi hazırlayan kurgu bakımından da oldukça zayıf ve havada kalıyor ve anlatılması gereken ucu açık onlarca konu varken bunu yapmak için yalnızca yüziki dakika kullandığı için tüm bu ucu açık noktalar aydınlanmadan ve olaylar aslında çözümlenmeden film bitiyor.

Tabii bunun altında yatan sebeplerin başında filmin senaryosu bulunuyor, 1951 senesinde çekilen bir film için bile oldukça tehlikeli imge, sembol ve göndermelere sahip filmde, dini temaların işlenmesi noktasında yaşanan kifayetsizliğin asıl sebebinin, senaryonun yazıldığı dönemde seyirciden ve dahası dini kurumlardan gelmesi muhtemel sert tepkilerden çekinilmesinin olduğunu düşünüyorum. Fakat beni bir sinemasever ve izleyici olarak şaşırtan şey, söz konusu temaları içinde barındıran bir filmin günümüzde çekilen yapımında seneryoda bir revizyona gidilmemiş olması.

Nedir bu temalara gönderme yapan semboller diye merak edenler için bir iki örnek verelim istiyorsanız. Klaatu ve koruyucu robotu Gort’u dünyaya indiren ve aynı anda dünyanın bir çok faklı yerine Klaatunun adını vermediği medeniyetler birliğince indirilen küreler, aslında gezegenin dört bir yanından hayvan ve canlı örneği toplayan ve bu birlik için bu canlıları geçici bir süre için koruma altına alan ulaşım araçlarıdır, burada bu araçların gönderme yaptığı şey Nuh’un Gemisi ve Nuh Tufanı’dır.

Koruyucu robot Gort’u kendi özel sığınaklarına indirip inceleme yapmaya çalışan Amerikan’ın güvenlik birimleri, Gort’un üzerinde deney yaparken onda bir delik açmak için matkap kullanırlar ve bu matkap robotu meydana getiren alaşıma dayanamadığı için kırılır ve robot başına gelecekleri anlayınca dünyanın sonunu getirecek olan görevini başlatır. Önüne gelen her şeyi yok etmeye muktedir olan mikroskobik böceklerini harekete geçirir ve önce içinde bulunduğu sığınağı yok ettikten sonra, tüm insanlığı yok etmek için milyarlarca mikroskobik böceği dünyanın üstüne salar. Burada bu böcekimsi yaratıkların sembolize ettiği şey, kıyamet alametlerinden biri olan “ Çegirge Saldırısı”nı gerçekleştiren çekirgelerdir.

Dünya, insan, uzaylı üçgeninde bireylerin birbirleri ile olan etkileşimlerini, Klaatu’un dünyaya gönderildiği tarihten çok daha uzun bir zaman önce gezegene araştırma yapmak için inmiş başka bir uzaylı ile Klaatu’nun karşılaşmasında ilk kez irdeliyor film. Bu uzaylı o kadar uzun zamandır dünyada yaşıyor ki, dünyevi hayatın kendisine sunduğu tüm imkanlardan faydalanıp, kendisine bir aile kurup bir de üstüne çoluk çocuk sahibi oluyor ve kendisi ile gezegenlerine geri gelmesini isteyen Klaautu’ya dünyayı ve insanları tüm yıkıcı ve kendini yok edici doğasına rağmen çok sevdiğini ve geri dönmeyeceğini itiraf ediyor.

Dünya’ya dünyayı insanlardan kurtarmak için gönderilen ve yalnızca bir iki insan ile iletişime geçen, iletişime geçtiği ve güvendiği bu insanların birbirleri ile olan etkileşimlerini gözlemleme fırsatı bulan Klaatu, insanoğlunun yok edilmemesi gerektiği, zorda kaldıkları vakit dünyayı korumak ve kurtarmak adına harekete geçip bunu başarabileceklerine dair ikna(!) olup yok olma sürecini durduruyor ve tüm gemileri dünyadan çekiyor. Bir Hollywood klasiği olan ve Amerikan şövanistliği klişesi Amerikalı bir kişinin tavırlarının dünyanın kurtarılmasında rol aldığı filmde hiç mi hoşa gidebilecek şey yok, tabiiki de değil.

Film her şeyden önce içerdiği ve dokundurduğu temalar adına yine de bir ilki bünyesinde barındırıyor. Çok güzel bir giriş ve gelişme bölümüne sahip film- bu arada detaylarda sakladığı parlak fikirler gerçekten çok hoşuma gitti- çok da çarpıcı olamayan bir son ile bitiyor ama bu konuda da söylenebiledek bir şey var; bu hayatta hiçbirşey mükemmel değildir. Henüz filmi izlememiş olanlara tavsiyem filme mutlaka gitmeleri ama çok büyük bir beklenti olmasın içlerinde. İçinde bulunduğumuz dönemden kaynaklı bir durum da şu; konu itibarı ile günümüz sinema izleyicisini çok cezbedecek bir konuya sahip değil, zira şu an bu denli derin konulara sahip ağır filmler değil, daha çok gülmecelik ve kolay tüketilen filmler revaçta olduğu için bence hedeflediği gişeye ulaşamıyacak gibi geliyor. Fakat her şeye rağmen güzel efektleri ile izleyiciye keyifli seyirler sunuyor o yüzden gitmek isteyenlere şimdiden güzel seyirler efendim.

 
Toplam blog
: 58
: 795
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..