​ 17 ağustos 1999 / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '06

 
Kategori
Haber
 

17 ağustos 1999

SAAT 3.30 du. Ahmet yürekleri dağlatacak şekilde, gözyaşları kara kara badem gibi gözlerinden süzülüyordu. "aney..aney nerdesin babey"?

karanlıkta bağrışmalar, koşuşturmalar, inlemeler birbirine karışmıştı.

"çocuklar nerde? koşun ! acele edin ! kaçın ! "feryatları o gece yarısı daha öncekilere hiç benzemeyen bir gündü.

Ahmet evlerinin damında sıcak diye o gece babası ile yatmak istemişti.Daha 5 yaşına yeni girmişti. Babası onu kıramamış,diğer kardeşi Mustafa bende yatacam demesine rağmen babası sende ananla yat diye onu yanlarına almamışlardı.

Mustafa kardeşi ahmet'ten 2 yaş büyüktü.O annesine benziyor,sarışın mavi gözlü, yanakları gamzeli şirin bir çocuktu.O akşam çok sevinçliydi. çünkü babasının söz verdiği kırmızı bisikleti nihayet sevinçle kurmuşlar, yarının gelmesini dört gözle bekliyordu.

Mustafa usta, marangozluk yaparak yevmiyesini çıkarıyor, bazen inşaatlarda çalışıyordu. İşsiz kalmıyordu.Bulgaristan dan 1989 yılında zulumden kaçmış gelip, Sakarya ya yerleşmişlerdi.Bulgaristan da badana yapmaktan tutunda inşaat marangozluk,makine oparetörlüğüne kadar her türlü işde çalışmıştı.

Oturdukları evin herşeyini kendi elleri ile yapmış, bahçesine de bir kuyu vurdurmuştu. Mustafa babasına ev inşaatında yardımcı olmuş, kerpiçleri küçücük elleri ile taşımış,çivileri toplamada ,malayı vermede hep babasının yanında olmuştu. Televizyonda gördükleri ve duydukları kadarı ile inşaatların mühendislerce yapıldığını biliyordu.ama babasının bu işleri tek başına becermesine aklı ermiyordu.Babası kızar diye de soramıyordu.

Ahmet babası ile yatmadan önce bahçede oynarken kuyuda kayık yüzdürdüğünü ,suyun çok yükseldiğini "gel buba bak hele dediğinde babası o günün yorgunluğu ile "gel oğlum yaklaşma,kerata kuyuya düşersin" diye ahmedi azarlamıştı.

Ahmetin ayakları çizikler içinde bazı yerlerinde kanlar akıyor,babasını arıyor, yanında olmadığını anladığında korkmuş susmak bilmeden feryad ediyordu.

Karanlığı delen bağrışmalar susumuştu.Ahmet de susmuş, sadece duman ve kuvvetli bir gaz kokusu hakimdi.

"Şurası mustafanın ustanın evi... vay anasını yerle bir olmuş, bakın hele kurtulan varmı?"gibi konuşmalar yaklaşmıştı. "Hadi acele edelim belki kurtulan vardır."

Ahmet dışında kimse canlı kurtulamamıştı. Gazeteler yaşanan büyük depremi resimlerken bir köşede sıkışmış kalmış ama kırmızı bisiklete sarılmış bir sarışın çocuğun resmini hiç unutmamışlardı. 17 agustos 2000-İstanbul

 
Toplam blog
: 5
: 3096
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

1960 yılında İstanbul'da doğdum. İ.T.Ü.'yü 1986 yılnda bitirdim. Jeo. mühendisiyim. 24 yıldır bir..