​ 18-19.Haziran.2011.Milliyet Blog Büyükada Toplantısı (40 Kısım Tekmili birden, 9.Bölüm) / Etkinlikler / Festivaller / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '11

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
 

18-19.Haziran.2011.Milliyet Blog Büyükada Toplantısı (40 Kısım Tekmili birden, 9.Bölüm)

18-19.Haziran.2011.Milliyet Blog Büyükada Toplantısı (40 Kısım Tekmili birden, 9.Bölüm)
 

(9.Yörükali’ye Doğru…) 


Motorumuz Büyükada ile Heybelida arasında, Büyükada’ya daha yakın sulardan ilerleyerek adanın arkasına doğru gidiyor… Biz de motordan sahilleri seyrediyoruz… Eski yalılar; güzel güzel evler… Ama uyanıkların bir kısmı ; deniz kenarındaki ağaçları, o güzelim çamları keserek yeni yerleşim yerleri mi açıyorlar, ne..? Neyse bu konuda yapılanları, önce Allah’a sonra Büyükada Belediyesi’ne havale ederek denizden ve Büyükada’nın güzel yemyeşil çamlıklarından, ormanlarından keyif almaya çalıştık… 

Bir sırtı döndükten sonra Yörükali Tesisleri gözüktü… Bu arada karşıda , ormanda gezen insanları da gördük… Özden hanım el salladı; “Muhtemelen bizim arkadaşlar; yürüyüşe çıkmışlar…” dedi… Onlar da karşılık verdiler… Manzara müthiş… Güzellikler anlatılmaz… 

Tık…tık…tık… Motor yavaş yavaş kıyıya yaklaştı. Yörükali Tesisleri gözümüzün önünde giderek büyüdü… Belli ki güzel bir plajı var…. Büyükada’ya hizmet ediyor ve mevsim Yaz olunca herhalde bütün İstanbul’a… Çünkü bir sürü yatacak, uzanacak şezlonglar (ne derler onlara..?) koymuşlar… Şimdilik hepsi boş . Deniz tertemiz… Denize girmek için bir çok yapay iskeleler , denizin üzerine köpükten dubalar koymuşlar .. Çok hoş … Genç olsaydım denizden çıkmak istemezdim ama şimdi…Gözüm danstan başka bir şey görmüyor (Haydaaa…!) 

Nihayet “Medar-ı Maişet Motoru” iskeleye yanaştı… Hepimizi genç tayfa tutup tutup iskeleye fırlattı… Bu arada iki elimi bir ayağımı sakatlamışım , hiç farkında değilim… Elimizdeki çantalarla birlikte hep beraber yürüye yürüye (Ben topallaya topallaya… ) ana binaya doğru yaklaştık…O ana binanın arkasında , tepenin eteklerine doğru tek katlı güzel barakalar yer alıyor… Lüks değil ama idare eder… 

Özden Hanım’ın yol göstermesiyle birlikte , Ana binanın taraçasına yaklaştık… Burada oturan kalabalık hanımlar topluluğu dalgalandı, ayaklandı ; herkes birbirinin üzerine koştu… Ondan sonra sarılmalar, öpüşmeler… Hay Allah … şükür kavuşturana… Sema Hanım’ı tanıdım … Çok güleç yüzlü bir bayan; tanıştık; bizi arkadaşlarla tanıştırdı : İşte ünlü ablamız Ayşen Hanım; Selvi Hanım; Zeynep hanım ; Neşe Hanım; Arife Hanım; Özden Hanım; Gençler… : Merve Ballı ve yeğeni Yaren… Ve diğerleri (onlar şimdi odalarında dinleniyorlar…) 

Hayret ettim… Herkesin önünde bir bilgisayar (tabii artık netbook’lar…) internet’ten en son haberleri öğreniyorlar… Kim kimi tepelemiş… Kim kime ne demiş… Kim ne yazmış… En son dedikodular ve en taze bilgiler… Tabii anladığım kadarıyla , bazıları da hemen ilk izlenimlerini çatır çatır oraya kaydediyor… Bakalım daha sonra neler okuyacağız bu saatler ve katılan bunca insan hakkında… 

Bu arada sürpriz olarak sağolsun Özden Hanım’ın büyük bir incelik olarak taa İzmir’den getirdiği kutu kutu Lokumlar ortaya çıktı… Ama lokum lokum değil… Öyle farklı bir lezzette hazırlanmış ki… Meğer ki Manisa Mesir Macunu’nun daha özgün bir şeklini ve formulünü uyguluyorlarmış bu lokumda (Ben çaktırmadan bir tane daha aldım, faydasını akşam gördüm…Çok çok teşekkürler… ) Daha sonra bulabilir miyim diye şekercileri çok yokladım… Faydasız… Her halde onun için bir İzmir yolculuğu yapmak gerekecek… 

Herkes birbirini aşağı yukarı tanıyor… Bizden başka… Biz de hiç öyle Fransız kalmadık… Orada çok arkadaş; çok kardeş… Çok iyi insan tanıdık… Masa başında epey bir sohbet ettik… Eskiler yeniler… Milliyet Blog dedikoduları; çekiştirmeleri… Bir de ne? (Laf aramızda…) Milliyet Blog böyle toplantılara, hiç fark ettirmeden bir gizli temsilcisini yolluyormuş..! Tabii bu dedikodunun doğru olma olasılığı düşük ama, herkes de birbirini kolluyor ve ara sırada da soruyor : “Yoksa sen… misin?” Hayır abla… Vallahi de Billahi de yok öyle bir şey..! Gel de bunu insanlara inandır… 

Ben bile kendimden kuşkulanmaya başladım… Yoksa ben miyim? Yoksa Hanım mı? Ama , ne olacak şunun şurasında… Eğlenip gideceğiz işte… Gazeteyi satın alacak değiliz… Hem biz dönünceye kadar gazete her halde iki kez daha satılmıştır..! Boş ver böyle sözlere … 

Hanımlar , artık akşam vakti geliyor.. Hazırlanmak için odalarımıza gidelim.. siz de biraz dinlenmek istersiniz … Diyerek bizden izin istediler , daha doğrusu , bize izin verdiler.. Biz de bir kominin eşliğinde tepeleri tırmanarak odamızı bulmaya çalıştık… ( En tatlı yerinde kestim değil mi… Biraz daha bekleyin bakalım…) 

 

 

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..