- Kategori
- Öykü
19. peron (1)

Kadın, kızına bir kez daha sıkı sıkı sarıldı. O'nun sarı saçlarını öpüyor, okşuyordu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. "Gidince çaldır telefonumu" dedi. Kızı "Anne, bir kez daha denesen, son kez..." Anne kızının daha fazla devam etmesine izin vermedi, sadece sarıldı ve sarı saçlarını öpüp okşamaya devam etti.
Adam karşısında duran oğluna "Bak, 15 yaşına girdin. Evin erkeği sensin, ona göre!" deyip sırtını sıvazlıyor, bir yandan da "Nasıl da bana benziyor. Saçlarını, benim yaptığım gibi ortadan ayırmış" diyordu içinden. "Gözleri annesinin gibi güzel ama," Kulağına yumuşak bir sesle "Eve vardığın zaman çaldır cebimi" dedi, O da.
Otobüste yer almaları için çağrı yapıldığında oğlan arkasındaki kıza yol verdi ve babasına gülümseyerek el salladı. Kız annesine baktı ve sanki gelmesini istermişcesine ağır adımlarla basamakları çıkarak otobüsteki yerini aldı.
Otobüs perondan ayrılıp uzaklaştıktan sonra bile anne el sallamaya devam etti. Daha sonra sona sakladığı göz yaşlarına dur demeye karşı koyamadı. Adam yanına yaklaşarak bir kaç kağıt mendil uzatarak "Buyrun, silin gözyaşlarınızı, o güzel gözlerinize yazık etmeyin. Umarım kısa sürede yine birlikte olursunuz" dedi. Kadın gülümseyerek teşekkür ettikten sonra "Siz de oğlunuz gibi çok naziksiniz" dedi.
Otogar çıkışına doğru birlikte yürürken adam;
- İsterseniz sizi şehre kadar bırakayım. Aracım otoparkta.
- Benim aracımda otoparkta. Çok teşekkür ederim, iyi akşamlar. Sizin de kısa zamanda oğlunuzla birlikte olmanızı dilerim.
- Çok zor, O iş bitti artık. Uzun hikaye, neyse. Size de iyi akşamlar.
Kadın otoparka ilerlerken adam tamamen aksi yöne, otopark çıkışına, taksi durağına doğru yürümeye başladı. Kadın aracıyla otoparktan çıkarken adamı gördü ve;
- "Hayrola, gitmediniz mi daha, yoksa aracınız mı arızalandı?" Adam kızararak;
- "Şey, otomobilim yok, size yalan söyledim. Beni bağışlayın." Kadın gülerek;
- "Oldukça profesyonelce bir davranış, kimbilir kaç kadını böyle kandırdınız acaba?" Adam beklemediği bu cevap karşısında daha da kızardı, utandı. sadece;
- Şey,gerçekten beni affedin. İlk kez böyle bir şey oldu. Kusura bakmayın, iyi akşamlar.
- Madem aracınız yok, o halde ben götüreyim sizi şehre, lütfen buyrun.
Adam binbir özür, af dileyerek aracın kapısını açtı ve ön koltuğa oturdu. Kadın "Biraz evvel söylediklerim için ben de özür dilerim, Siz de kusura bakmayın." Adam yanıt vermedi sadece zoraki bir gülümseme, o kadar. Kadın adamın gözlerinin dolu dolu olduğunu gördü, ön taraftan aldığı kağıt peçeteleri adama uzatarak "Buyrun, sizin de ihtiyacınız olacak galiba" dedi.
Sonra bilinmeyen bir nedenle adamın sanki boğazı düğümlendi adeta, konuşamadı, kendini tutamadı ve gözlerinde bir kaç damla gözyaşı belirdi. Kadın, hiç bir şey demeden aracı hareket ettirdi ve şehre doğru sürmeye başladı. Yolda hiç konuşmadılar. Kadın aracını yol üzerindeki çay bahçesinin önüne park etti ve adama dönerek;
- "İsterseniz biraz oturup hava alalım, belki iyi gelir. Kimbilir, belki anlatacaklarınız vardır. Ben iyi bir dinleyiciyimdir." Adam kadının gözlerine baktı ve;
- Dinlemek istediğinizden emin misiniz? Anlatacaklarımla sizi üzmek istemem.
- Sizi dinlemek isterim, belki benim de anlatacaklarım olabilir. Ama önce siz başlayacaksınız anlatmaya.
Araçtan iner inmez yanlarına yaklaşan garson iki kişilik bir masa buldu onlara. Adam iki demli çay istedi. Oturduktan sonra, derin bir iç çekti ve "Sigaranız var mı? Canım çekti de." dedi. Kadın sigara içmediğini söyleyince adam da uzun süredir sigara içmediğini ancak anlatacakları için sigaranın kendisine güç vereceğini söyleyerek izin istedi ve masadan uzaklaştı. Biraz sonra elinde bir paket sigara ve bir çakmakla geri döndü. Sigarasını yaktı, bir nefes çekti, çayını yudumladı.
- "Eskiden herşey çok güzeldi, mutluyduk ya da öyle zannediyorduk." diye sözlerine başladı. Anlattıkça adam rahatlıyordu sanki. Ne kadar zaman olmuştu, kimbilir böyle tanımadığı biri de olsa başkasıyla konuşmak, dertleşmek. Uzun bir süre konuştular, başbaşa.
Bu sırada kadının cep telefonu çaldı. Kadın: "Hay Allah! Unuttum. Annem" dedi. ve telefona yanıt verdi. "Evet anne, gitti, ben de yoldayım, birazdan geleceğim. Eski bir arkadaşıma rastlamıştım da" deyip telefonu kapattı ve adama dönerek:
-"Annemle birlikte oturuyorum, ama şimdi gitmek zorundayım. Sizi nereye bırakmamı istersiniz?" Bu arada çantasından bir kağıt çıkararak bir şeyler yazdı ve adama uzattı. "Telefon numaramı yazdım." Adam kendisini en yakın taksi durağına bırakmasını istedi kadından. Otomobilden inerken kadın:"Beni muhakkak arayın, yarım kaldı konuşmamız, ha bu arada ben Mine" dedi. Adam elini uzatarak aklına ilk gelen ismi söyledi. "Ben Özkan, sizinle tanıştığıma memnun oldum, Mine" dedi. Kadın otomobille uzaklaşırken adam taksi durağında bekleyen taksiye binerek:"Otogara gidelim" dedi şoföre. Adam otogara geri dönüyordu. Otoparkta bıraktığı aracını almaya.
Hiç beklemediğiniz bir anda hayatınıza giren insan veya insanlar tüm yaşam dengenizi alt üst edebilir.