- Kategori
- Siyaset
1915 Ermeni Tehciri Üzerinden Fransız Parlamentosunun Düşünce Özgürlüğüne Vurduğu Darbe

“Ermeni Soykırımını yok sayanların cezalandırılması” şeklinde ifade etmiş olduğumuz Valerie Boleır’ın hazırlamış olduğu yasa Fransız Parlamentosundan geçti.
Bundan sonra ne olur?
Doğrusunu isterseniz çok komik şeyler olacağı kanısındayım. Bizim açımızdan bakıldığında, o bildik bir takım protestoların yapılması dışında fazlaca bir şey olmayacak, ki bu türden protesto eylemlerini anlamlıda bulmuyorum. Zira Fransa, 2001 yılında Ermeni Soykırımını alenen tanımıştı. O dönem ne yapıldıysa, bundan sonra da yapılacak olan şeyler farklı olmayacak. Türkiye’nin protestolarına ilişkin de kimsenin tınladığı yok. Kaldı ki bu yasanın içeriği Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Asıl sorunu yaşayacak olan Fransa’dır. Tarihe mal olmuş ve hemen hemen hiçbir tarihçinin üzerinde fikir birliğine varamamış olduğu 1915 Ermeni hadisesinin parlamentolar aracılığı ile siyasete alet edilmesi pek tabii ki gülünç bir durumdur. 1915 Ermeni Tehciri üzerine sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin, tarihçilerin, sanat camiasının ve saire diğer kesimlerin birbirlerini ikna etme süreci yaşanmalıydı. Oysa Fransa Parlamentosu almış olduğu bu kararla özgür tartışma ortamına kendi ülke sınırları içerisinde nokta koymuş oldu.
Bu gün Türkiye’de “Ermeni soykırımı yapılmıştır” diyen çevreler dahi, Fransa Parlamentosu’nun bu kararını ifade özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olarak nitelendiriyorlar.
Yasanın Fransa’ya çok şey kaybettireceğini düşünenlerdenim. Fransız toplumunda kırılganlığa neden olacak bir yasa. Hele hele o toplum ki, düşünce özgürlüğü hususunda hayli bedeller ödemiş bir toplum olacak ve böyle bir yasanın uygulanmasına seyirci kalacak… Sanmıyorum…
Bu tip yasaların, sorunların özgürce tartışılması zeminini yok ettiği malumunuzdur. Şüphesiz ki, bizde olduğu gibi, Fransız toplumunda da Ermeni Tehcirine ilişkin kafa karışıklığına sahip olan birçok insan ve akademik çevreler var. Ve bu sorun kamuoyu karşısında özgürce tartışılamayacak ve hiçbir akademisyen, bu sorun hakkında zihninde oluşturduğu düşüncesini kamuoyuna açıklayamayacak… Yasanın aksine görüş bildirecek olanlar ve “Ermeni soykırımı yoktur” diyenler bir güzel cezaya tabii tutulacak. Bu yasanın bizdeki 301 denen yasadan farkı nedir?
Hadi biz düşünce ve ifade özgürlüğü hususunda sorunlu olan bir ülkeyiz, ama Fransa… Fransa, düşünce ve ifade özgürlüğü hususunda dünyanın kendisine örnek aldığı ülkelerden birisi…
1915 Ermeni Tehcirine dair uzun zamandan beri Türkiye’de türlü çeşitli tartışmalar yapılıyor. “Uzun zaman” dediğime bakmayın, aslında çok değil, daha şunun şurasında onbeş yılı dahi bulmadı bu sorunu tartışma sürecimiz. Böyle bir sorunumuz olduğunu doğrusunu isterseniz bilmiyorduk bile. Komik olan da aslında tam da bu noktadır.
Daha birkaç sene öncesinde bir grup aydının Ermenilerden özür dileme kampanyasına tanık olmuştuk. Özünde “Biz bu sorunu görmezden geldiğimiz için sizden özür diliyoruz” demişlerdi.
Ne katliam, ne soykırım, nede 1915’te yaşananlar… Bence Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir özür borcu var. Hem bizlere, hem de Ermenilere ve dünya kamuoyuna karşı… Böyle bir sorunu seksen yıl boyunca sakladığı için Türkiye Cumhuriyeti Devleti özür dilemelidir. Sonraki süreç ise özgür bir tartışma ortamında nihayete doğru yol alır. Aksi halde, yılın hemen her ayı, bu sorunu parlamentolarına taşıyacak olan ülkelerle anlamsız tartışmalar yaparak geçiririz.