- Kategori
- Yılbaşı
2009’un öz eleştirisi

Hemen hemen her Allahın günü kendi içimde yaptığım bir muhasebeyi, yaşanmış bir 365 günü daha geride bırakırken, seslendirerek sizlere iletmeyi gerekli buldum…
Hesaplaşma bir yaşam biçimidir!.. Yakınlarınız, çevreniz, arkadaşlarınız, toplumunuz, sorumluluklarınız, sevgileriniz, tepkileriniz, hoyratlıklarınız, sevinçleriniz ve boyun eğişlerinizle… Ve bütün bunların toplamından ibaret olan “kendi”nizle olan hesaplaşmayı bir yaşama biçimi olarak önünüze koyduğunuzda hayatınız oldukça zorlaşır… Ama aynı zamanda da, olabildiğince keyifli ve lezzetli bir niteliğe kavuşur.
Hesaplaşma acımasız olacaktır!.. Somut ve objektif verilere dayanacaktır. Hesaplaşmayı yürüten yargıç olarak siz, hesaplaşmanın konusu, sanığı ya da nedeni olan “siz”e tarafsız ve umarsız yaklaşacaksınız… Doğru ve adil bir yargılama sonucunda kararınızı, [yaptırımı ile birlikte], doğrulara ve gerçeklere uygun olarak oluşturacaksınız.
Ve bütün bu uğraşın bir işe yaraması için ise, vardığınız sonucun sonuçlarını hayatınızın içine ve ruhunuzun en ücra köşelerine kadar iletip, egemen kılacaksınız… Evet… Bu genel hesaplaşma edimi içinde özel olarak sizlere verilmesi gereken hesap parçası ise, kısaca şu aşağıdaki kalemlerden oluşuyor: Yerel gazetelere düzenli olarak her gün yazı yazmaya 6 yıl önce başladığımı bu hesaplaşma süreci içinde anımsadım. Bilindiği üzere, yerel gazeteler Cumartesi ve Pazar günleri yayınlanmıyor…
Bu noktada kaba bir hesap yapalım: Bir yılda 52 hafta var. Her hafta içinde ise, 5 yazı günü… 52 x 5 = 260… Bu rakamı yazı yazdığım 6 yıl ile çarparsak; 260 x 6 = 1.560 adet yazı eder!.. Demek ki, son 6 yıl içinde, iyi ya da kötü, dolu ama boş ve aklı başında ya da deli saçması… Tam 1.560 adet soruna değinmişim, bu sorunları der/top ve paket eyleyip, sizlere yazı biçiminde iletmişim…
http://www.soruyusormak.com/ isimli sitemiz daha bir yaşını doldurmadı ama http://www.dnm-ler.com/ ise dolu dolu üç yaşında… Bu sitelerin yöneticiliğini yapmak, yazılar yazmak ise ayrı bir emek, ayrı bir uğraş… Sanıyorum özenli bir disiplin isteyen, süreklilik gerektiren ciddi bir iş bu. Evet, inkar edilemeyecek bir emek birikimi var bu “iş”in içinde ve ardında… Ama, mesele burada bitmiyor!.. Tam aksine bu noktada başlıyor… Bunca emek, bu ölçüde bir disiplin ve yoğunluğun sonucunda gelinen yerde ne var?.. Hava ve cıva mı?.. Yoksa, iğneyle kazılan kuyunun dibinde, kat edilen bir mesafe ya da derinlik mevcut mu? Mesele burada!.. Türkiye 6 yıl öncesinden daha iyi bir noktada değil. Peki, biz onun rotasını düzeltebilecek bir noktaya yaklaştık mı?.. Yoksa uzaklaştık mı?.. Bu çorbada tuzumuz, sarf edilen emekte payımız, tırmanılan merdivene destek olmuş bir omzumuz var mı?.. Bilinç düzeyimiz, örgütlenme kapasitemiz, zihnimizin aydınlanma katsayısı ve moral motivasyonumuz, geçtiğimiz yıllara göre önde mi?.. Yoksa daha arkada ya da geride mi?.. Ve okumakta olduğunuz bu “köşe”nin sade bir emekçisi olarak “ben”denizin bu çorbada, bir tutam da olsa bir payı mevcut mu?.. İşte verilmesi gereken bir hesap ve yüzleşilmesi gereken bir diğer gerçek de budur. Ben bu hesaplaşmanın kapısını aralıyorum…
2009 yılının bu son gününde, başımı ellerimin arasına almış, bu hesabın muhasebesi ile uğraşıyorum… Neyi eksik yaptım? Nerede hatalıydım? Neleri kaytardım? Nelerden kaçtım ve hangi gerçeklerle yüzleşemedim? Ve hangi kitapları okuyamadım? Ve bilincimin halen karanlıkta kalan bölümlerinden ne kadarını daha aydınlık tarafıma aktarabildim?.. Evet… Bu sorular, yanıtlarını bekliyor. Yanıtlar, kendileri ile ilgili çözüm önerilerini… Çözüm önerileri, somut eylem planlarını… Somut eylem planları ise, 2010 yılının ilk günlerinden başlayarak, [hemen ve derhal] hayata geçirilmelerini!.. İşte bu ve benzeri kaygı ve düşüncelerin aralığından hepinize mutlu, sağlıklı ve aydınlık bir yeni yıl diliyorum. http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/