- Kategori
- Siyaset
İşin esasındaki terslik…

Türkiye zor günler yaşıyor… İlginç ve oldukça dar bir tünelin içinden geçiyor. En çok izlenen bir televizyon kanalının ana haber programını izliyorum alnım kırış kırış… Olanlar inanılacak gibi değil. Haberler, akıl alacak cinsten değil. Her gün Türk Silahlı Kuvvetlere karşı yeni bir saldırı, yeni bir düzen, yeni bir “a-simetrik” denen post modern savaş hamlesi… Her gün, bir terör, bir kargaşa, bir kalkışma tatbikatını seyrediyorsunuz… Her gün, yeni bir kara haberi ve eski bildik bir provokasyonun güne uyarlanmış yeni versiyonu yaşıyorsunuz…
Nedir olup biten bu karmaşanın nedeni? Kimdir bu adamlar? Dert nedir? Niyet ne yöndedir? Bu güzelim ülke nereye sürüklenmek istenmektedir? Bir bakıyorsunuz, önemli bir davanın açılmasına, yüzlerce kişinin tutuklanmasına neden olan bir “belge”nin sahte olduğu ortaya çıkıyor… Ya da suçlanan kişi ya da kişilerin evlerinde böyle bir belgenin var olmadığı belirleniyor. Hem de bu belirlemeyi yapan makam, bir mahkeme!.. Yani, açıkçası ortada bir sahtekârlık var… Sahtecilik var!.. Peki, sonra ne oluyor? - Hiiiiç!.. Hiç bir şey olmuyor. Bu “belge” bırakılıp, yenileri aranıyor… Yenileri üretiliyor. Peki… İlgili yargı organları bu sahteciliği yapanların kim oldukları hakkında bir soruşturma başlatmıyorlar mı?.. Bilmiyoruz… Henüz böyle bir şey duyulmadı… Yazılmadı… Ve medya organları tarafından haber değeri değerlendirmesinde sınıfını geçemedi! Bir başka yöne çeviriyorsunuz beyninizin ışıldaklarını: Yaratılan büyük gürültüler eşliğinde Devlet’in gizli kasasına [bazılarının deyimi ile yatak odasına] giriliyor. Kim giriyor? Sadece hâkim. Peki, neden böyle? Çünkü, yasa böyle yazıyor., Ancak yasa, hâkimin sadece dava açıldıktan sonra, duruşma süreci içinde bu incelemeyi yapabileceğini yazıyor… Soruşturma aşamasında değil! Ama, öyle olmuyor… Nedense, pratik yasanın yazdığı gibi yürümüyor Bir hâkim, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin gizli kasasında, üzerinde “gizli belge” mührü bulunan evrakları didik didik ediyor günlerdir, gecelerdir… Peki… İnceleyip de ne yapacak? Hâkim, iddianame yazıp, bir dava açamaz. Çünkü hâkimin görevi, dava açmak değil; açılmış davaya bakmaktan ibarettir… Ayrıca, bu şekilde elde edilen bilgiler, nitelikleri itibariyle “Devlet Sırrı!..” Yani hâkim, edindiği bilgileri savcılara da açıklayamaz; anlatamaz… Peki, diyelim ki ortada bir suç unsuru ya da delili mevcut… Yani Devlet suç işlemiş ve sonra da kendi işlediği suçu fişlemiş, dosya yapmış, raflara istif etmiş… Peki, bu konudaki iddianameyi kim yazacak?.. Evet, olup bitenler, birer deli-saçmasıdır… Eğer hukukun dışına bir kez çıkarsanız, tekrar içine dönmeniz hayli zordur; müşküldür… Yasa hâkime, bir suçun muhakematı süreci içinde Devlet sırlarını tek başına da olsa tetkik etme yetkisini vermişse, bunun bir anlamı vardır… Hâkim, tek başına bu sırra vakıf olabilecek ve önüne gelmiş bulunan davayı bu bilgilerin de yardımı ile sonuca bağlayacaktır… Aslında; işin esasındaki terslik, söz konusu yasa maddesinin, hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin devlet sırrı niteliği taşıyan gizli kasasında suç delili aranması için yazılmamış olmasında… Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Devlet Sırrı niteliği taşıyan gizli bilgileri içinde suç araştırması yapılabileceğini düşünmemiştir… Öngörmemiştir! Düşünemez!... Düşünmemelidir… Öngöremez!.. Öngörmemelidir… Çünkü bir ülkede bu türdün şeyler düşünülmeye ve öngörülmeye başlamışsa, o ülkenin başı, ciddi şekilde dertte demektir… Hem de katmerli, feci, berbat bir dertte!.. http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/