​ 2010 İçin / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

2010 İçin

2001, dünya egemeni ABD’nin donanımının bittiği yıl idi. 2010, ABD’nin yazılımının bittiği yıl oldu.

2001’den beridir AB sallantıdaydı. 2010, artık AB diye bir bütünlük kalmadığını ortaya koydu. Bunda ana neden ekonomik kriz değildi, hegemonya savaşıydı. Fransa ve İngiltere (ABD’ye aşırı boyun eğme nedeniyle) egemenlikte başaşağı inerken, Almanya artık AB’siz Avrupa (epeyi diğer hinterland) egemeni konumunda.

Dünyanın en zengin % 10’unu temsil eden (ABD = 300 + AB = 400) 700 milyon kişi başaşağı giderse, uygarlığı temsil eden bilim, sanat ve düşün de başaşağı gitti, gider ve gidiyor demektir.

Genelde anarşist, kaosçu, vb görünümlü bir zihin ve kültür savunuyorum gibi görünür ki bu bir algı aldanmasıdır. Genelde savunduğum, kültürün bu 3 üstyapı kurumunun mümkün olduğunca evrilmesidir. Ancak ne yazık ki bazan kıyımın ve yıkımın getireceği nadaslanma ve fermentasyon, uygarlığı daha yukarı taşıyor olabiliyor ama uzun vadede.

Tarihin çöktüğünü ve yeni bir orta çağın geldiğini, ben ve bazı diğer düşünürler 30 yıldır (1980’den beridir) biliyoruz. O zaman herşey potansiyeldi, şimdi herşey aktuel, yani gerçekleşmiş, gerçekleşiyor ve kısa vadede gerçekleşecek durumda.

Bu durumda ne yapılabilir?

Bu durumda hiçbirşey yapılamaz, yapılmamalı, vb, vd. Çöküşü sadistçe ve mazohistçe seyretmenin gereğini savunmuyoruz, yangından kurtarılacak şeylerle uğraşıyoruz.

G-7 ülkelerinde 100 yıldır kan dökülerek kazanılmış tüm toplumsal haklar yavaş yavaş geri alınıyor. Rahata alışmış ve savaşı unutmuş kitlenin mücadele gücünü görmeden bilemeyiz ama ABD ve AB küçük burjuvazisinin yeni duruma karşı oldukça sert direnç gösterdiği de ortada.

Bir kez daha yineleyelim:

Sermayenin sürekli biriktiğine ilişkin, hem marksistler, hem de kapitalistler tarafından kabul edilen varsayım geçersizdir. Şu anda tarihsel moment olarak, hem maddi, hem de manevi birikimler güneş görmüş kar gibi eriyip gidiyor. Komprador burjuvazi de bu yıkımın ve kıyımın altında kalacak, kalmakta, kaldı. Örnekse, NASA ve CERN yerlerde sürünüyor.

‘Yangından kurtarılacaklar’ dendi. Bununla, bir anti-ütopya olan ‘Fahrenheit 451’de kastedilen herkesin bir değerin taşıyıcısı olması, kültürel desentralizasyon, tüm birikimin küçük parçalar halinde dağıtılarak saklanması gibi, daha önceki kıyım ve yıkım dönemlerinde tümdengelimden çok, tümevarımla (yani dene-yanıl ile) öğrenilmiş, elde biriken küçük çıkış (eksodus) çabalarını denemekten başka yapılacak şey olmadığı kastediliyor.

Yarım yüzyıllık yaşamının tamamını, bir cumhuriyetin katledilişini seyretmekten ibaret olarak yaşamış biri olarak, bu gidişata üzülmüyorum. Kendimi bildim bileli, rönesans değil, engizisyon dönemi aydını oldum. 500 yıl öncesinde, benzer koşullarda yaşamış usta-çırak Bosch-Bruegel’den, engizisyon mağduru usta Bosch tipine daha çok yakın oldum ve bunu 18’imde kesinleştirmiştim.

Yani, hep bir ekstremofildim ve öyle de olarak öleceğim, Ancak bildiğim kadarıyla, yaşlı ekstremofiller, gençliklerinden daha çok süründürülüyor. İntihar yetim de olmadığı için, bu duruma karşı hiçbr önlemim yok.

Rahmetli Cem Karaca’nın dediği gibi:

‘Bindik bir alamete, gediyoz kıyamete, hobareyyy...’

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..