- Kategori
- Siyaset
2011 Genel Seçimine Giderken -3

Sevgili okurlar, seçim demokrasilerin en anlamlı kanıtıdır. Oy kullanma, önceden belirlenen adayı seçme ve toplumu yönetenleri halk tarafından belirlenmesi demokrasinin güzelliğidir. Halk yapısının farklı kültürlerden oluştuğunu düşünürsek, farklı kültürlerin aynı topraklarda harmanlanması sağlıklıdır, o halkın yine sağlıklı biçimde yönetilmesinin de çoğulcu bir grupla yönetilmesi daha güzel olacaktır. Son otuz kırk sene toplumumuzda şu kanı hâkimdi: Koalisyonlar, bu ülkeye hep zarar vermiştir.
Televizyonda bu konularda tecrübeli bir konuşmacının dediği gibi, koalisyonlar, demokratik ülkelerde görülür. Demokrasinin işlemediği toplumlarda koalisyonlar görülmez. Yani bir ülkede koalisyon varsa, o ülkede demokrasi vardır, diyebiliriz. Aksine güçlü parti iktidarları, ülkeleri diktatör bir anlayışa, baskıcı bir rejime sürüklemiştir. Bu da demokrasilere yakışmaz. Bakın Avrupa’da birçok ülke koalisyonla yönetiliyor. Toplumun demokrasi kavramını sindirmesi, eğitim seviyesinin yüksek olması bir gerçek. 2011 seçimlerine giderken bu konunun bazı kesimleri rahatsız edeceği bilerek, bir kez daha gözden geçirmeliyiz.
Bugün son olarak güzel İstanbul’umuzla ilgili gelişmelere değinmek istiyorum. Kanal projesinden sonra şimdi iki şehir kavramından bahsediliyor. Bu köşede birçok kez tekrarladığım gibi, İstanbul’un en büyük sorunu nüfustur. Yoksa İstanbul, milyonları çok iyi bir şekilde barındırabilir, buna hiç kuşku yok. Ama nüfus en üst seviye gelmiş, sorunlar kademeli biçimde artmakta. Ulaşım, geçim, çağdaş yaşama imkânları gibi alanlarda iyileştirici çalışmalar yapılmakta. Sorun nüfustur, göçtür.
İstanbul’u konuta boğma, boğaza köprüler yapma, su havzalarını ve yeşil alanları azaltma, şehri finans merkezi yapma gibi konular artan nüfusu destekleyen projelerdir. İstanbul bir kültür şehridir, bir fanus içinde korunmalıdır. Nüfusun artması kesinlikle önlenmelidir.
Geri dönülmesi zor yollara girmeden bir kez daha düşünelim…


