Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

21 Mart '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

21 Mart Çarşamba

21 Mart Çarşamba
 

BUGÜN GİT MAYISTA GEL (Akşam)

Haber : Ankara’da bütün planlar Köşk’e göre değişti. Hükümet en kritik atamaları, yasaları, Sezer sonrasına bırakınca sistem kilitlendi. Devlet kurumları arasında sürtüşme başladı. En ciddi kriz dün yüksek yargı ile Adalet Bakanlığı arasında patlak verdi.

Yargıtay ve Danıştay’da 29 boş üyelik için 10 aydır seçim yapılamıyor. Bakan ve müsteşar dün de toplantıya gelmeyince HSYK tutanak hazırladı. Müsteşara yasal işlem isteniyor.

Bir başka güç gösterisi Milli Eğitim’de yaşanıyor. YÖK 15 yeni üniversite rektörünü Sezer görevdeyken atamak istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise atamaları yeni cumhurbaşkanına bırakmayı tercih ediyor.

Bu da Bülent Arınç’ın hamlesi. 23 Nisan’da kürsüye geçen yılki gibi 20 yaşında bir İmam Hatipli çıkacaktı. Seçim öncesi hükümetin başı ağrımasın diye Öğrenci Meclisi toplantısı mayıs sonuna bırakıldı.

YARGIYI KİLİTLEDİLER (Cumhuriyet)

Haber : AKP iktidarı önünde engel olarak gördüğü Yargıtay ve Danıştay’da kendi adamlarının seçilemeyeceği korkusuyla engelleme taktiği izliyor. Adalet Bakanı ve Müsteşarı HSYK toplantısına katılmayınca, toplantı için gerekli sayıya ulaşılamadı. Dolayısıyla Yargıtay’daki 23 ve Danıştay’daki 6 boş üyelik için seçim yapılamadı. Kurul AKP’nin oyununu tutanağa geçirerek kamuoyuna açıkladı.

Bakan Çiçek kurulun seçim için gündem belirlemesine karşı çıkıyor. HSYK başkan vekili Acar, Çiçek’in kişisel düşüncelerinin yasal dayanağı olmadığını ve hukuki bağlayıcılığı bulunmadığını belirterek, bu yargı bağımsızlığına karşı bir duruş, Yüksek Kurul’un faaliyetlerini engelleme ve yargıya müdahaledir, dedi. Müsteşar Kasırga’nın da anayasal suç işlediği ifade edildi.

İKİ BÜYÜK KAVGA (Vatan)

Haber : Yeni cumhurbaşkanı seçiminin yarattığı gerginlik tırmanırken, hükümetle yargı ve YÖK arasında ipler iyice gerildi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’i by-pass ederek seçimi için toplanma kararı alan HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu), Müsteşar Fahri Kasırga gelmediği için toplanamadı. Başkanvekili Mahmut Acar, Kasırga hakkında "yasal gereğinin yapılması için" tutanak tutulduğunu bildirdi ve suç duyurusunda bulunulacağı işaretini verdi.

Acar, kurulun seçilmiş üyeleriyle birlikte açıklama yaparak Bakan Çiçek’i de "yargı bağımsızlığına karşı duruş, yüksek kurulun faaliyetlerini engelleme ve yargıya müdahale" etmekle suçladı.

Öte yandan YÖK, 15 yeni üniversiteye atanacak rektör adaylarını Cumhurbaşkanı Sezer’in onayına sundu. Milli Eğitim Bakanlığı da dün, "Bu anayasal suçtur" dedi

Yeni kurulan 15 üniversiteye rektör ataması konusu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) bir kez daha karşı karşıya getirdi.

MEB mahkeme sürecinin tamamlanmasını beklemeden yeni kurulan 15 üniversiteye rektör ataması girişimini eleştirerek YÖK’ü suçladı.

Yorum : Siyasette bu tür "taktikler" maalesef çok yapılıyor, daha doğrusu yapılmak zorunda kalınıyor. Cumhuriyet gazetesinin ifadesiyle iktidar “kendi adamlarının seçilemeyeceği” korkusuyla bunu yapıyormuş. Bu demek oluyor ki, bu taktikler uygulanmazsa iktidar karşıtı adamlar bu göreve getirilecek.

Vatan gazetesinin haberinden de HSYK’nin bakanı by-pass yapmaya çalıştığını anlıyoruz. Görülüyor ki iki taraf ta taktik peşinde ve kendi düşüncesini gerçekleştirmenin yollarını arıyor.

Şimdi sakin kafayla düşünelim. Yargıtay, Danıştay gibi üst seviyede bürokratların devlet memuru olarak görev yaptığı yerlerde iktidar yanlısı ve karşıtı gibi bir ayırım olur mu? Ne yazık ki olduğu bir gerçek. Görevli bir memur, kendi siyasi düşüncesi doğrultusunda iktidara rağmen bir şeyi yapmayı veya yapmamayı marifet sayıyor, kendini bir kahraman gibi görüyor ve bununla gurur duyuyor. Bunlar yanlış düşünceler. Bu tesbitimi her dönem için ve her parti iktidarı için söylüyorum.

Rektör seçimleri için de aynı taktik devreye giriyor. Hani uzatmalarda galip takımın topu sürekli taca atarak veya ağırdan alarak zaman kazanmak istemesi gibi… Hükümet seçimi yeni cumhurbaşkanına bıraktırmak için ağırdan alıyor, YÖK de biran evvel kendi doğrultusunda birini seçtirmek için acele ediyor.

Madem her şeyin farkındayız. Bu taktik savaşını ilgiyle izleyelim. Ancak bunun daha da ileri boyutlara varmasına izin vermeyelim.

Keşke bu kadrolaşma meselesini devlet kademesine hiç bulaştırmasaydık ama, maalesef bir kere bulaşmış. Kaldırmak mümkün olur mu, olursa hangi iktidara, hangi partiye nasip olur, bilemiyorum.

NEWROZ COŞKUSUNA PANKART YASAĞI (Birgün)

Haber : Binlerce yıllık bir geçmişe sahip Newroz kutlamaları Türkiye'nin çeşitli illerinde bugün gerçekleşiyor. Diyarbakır Nevruz Tertip Komitesi, Fuar Alanı'nda yapılması planlanan kutlamalar için, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Kurdistan Demokratik Partisi lideri Mesut Barzani ve 49 ülkenin Ankara'daki büyükelçilerini davet etti. Tertip komitesi, hedeflerinin 1 milyon insanı bir araya getirmek olduğunu açıkladı.

Newroz kutlaması için Diyarbakır Valiliği tarafından dün izin verildiği açıklanmıştı. Ancak komitenin izin dilekçesinde yer verdiği "Ji Rojhilata Navin Çarseri, Konfederalizma Demokratike" (Ortadoğu'da Çare Demokratik Konfederalizm'dir), "Ateşkes Barış İçin Son Şans", "Yaşamı Yaşamımız Sağlığı Sağlığımızdır", "Demokratik Birlik Demokratik Özerklik", "Hepimiz Amedliyiz, Hepimiz Kerküklüyüz" sloganlarının yazılı olduğu pankart ve dövizler başta olmak üzere, hiçbir pankart ve dövize izin verilmedi. Fuar Alanı'nda yapılacak kutlamalarda, Yazar Yaşar Kemal'in 'Türkiye Barışını Arıyor' konferansında kullandığı, "Ya gerçek demokrasi ya hiç" sloganı ön plana çıkacak.

ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras "Yakın tarihimizdeki birçok olay göstermiştir ki, demokratik zeminlerin tahrip edilmesi, şiddeti ve yasadışılığı beraberinde getiriyor" derken DTP’den Orhan Miroğlu, "Bugün Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun gündeminde Kürt sorunu diye bir sorun olmasaydı, bu denli siyasallaşmış bir Newroz gerçeği olmazdı" dedi.

Yorum : Bir Mayıs Bahar bayramının siyasallaşması ve solun gövde gösterisine dönüşmesinden sonra, bir başka bahar bayramı olan Nevruz da son yıllarda Kürt asıllı vatandaşlarımızın gösterilerine sahne olan bir arenaya dönüştü.

İnsanlar, bir bayramın kutlanması kadar, belki o bayramın kendi ideolojileri doğrultusunda şekillenmesine de katkıda bulunabilirler. Ancak kin ve nefret duygularıyla her an birilerine saldırmaya hazır bir kıta gibi sokaklara dökülen kaba kuvvete ve çatışmaya karşı hazırlıklı bir grubun, bayram kutlaması yaptığına inanmak oldukça zor gibi.

Her şeyden önce Nevruzla ilgili iki konuya peşin itirazım var. Birincisi bunun binlerce yıldan beri kutlanan bir bayram olması. Ben Türkiye’de geçmiş yıllarda "Nevruz" diye bir bayram kutlandığına hiç şahit olmadım. İnsan hafızası unutkandır biliyorum ama, gazete arşivleri taranırsa zaten bu gerçek açıkça ortaya çıkacaktır.

İkincisi bugün Nevruz’un ateşli taraftarları olanlar, kelimeyi "Newruz" şeklinde yazarak amaçlarını açık biçimde ortaya koyuyorlar. Türkçe’de bilindiği gibi "W" harfi yoktur. Nevruz diyebilmek için de "V" harfi yeterlidir. O zaman bu "Newruz" yazılışının akla uygun bir izahını ben öğrenmek istiyorum.

Bugün 21 Mart Baharın başlangıcı. Nevruz da sözüm ona baharın kutlanmasını amaçlayan bir bayram. Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarına izin veren, ama pankart yasağı koyan valilik kınanıyor. Öyle ya bir bayram kutlayacaksınız, içinizden geçen güzellikleri anlatmak için bir şeyler yazmayacak mısınız? Bu en doğal ve yasal hakkınız değil mi?

Şimdi valiliğin izin vermediği pankartlara bir göz atalım: "Ji Rojhilata Navin Çarseri, Konfederalizma Demokratike" (Ortadoğu'da Çare Demokratik Konfederalizm'dir), "Ateşkes Barış İçin Son Şans", "Yaşamı Yaşamımız, Sağlığı Sağlığımızdır", "Demokratik Birlik Demokratik Özerklik", "Hepimiz Amedliyiz, Hepimiz Kerküklüyüz"

Bunların içinde size baharı, bayramı, sevinci, coşkuyu, Nevruz’u hatırlatan bir duygu, bir düşünce, hatta bir kelime var mı?

ASKERDEN NEVRUZ KUTLAMASI (Bugün)

Haber : Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınladığı elinde çiçek tutan küçük bir kız çocuğunun fotoğrafı ile ilk kez Nevruz Bayramı'nı kutladı. Genelkurmay da internet sitesinde yayınlanan elinde çiçek tutan küçük bir kız çocuğunun fotoğrafının üzerinde "Huzur, barış ve sevgi getirmesi dileğiyle... Nevruz Yenigün Bayramınız kutlu olsun. Türk Silahlı Kuvvetleri" mesajı yer aldı.

Nevruz Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Cumhurbaşkanı Sezer ise Nevruz Bayramı'nın anlamına uygun olarak kutlanması için gerekli duyarlılığın gösterilmesini beklediklerini ifade etti. Sezer, "Herkesi, kışkırtmalardan etkilenmeden, toplumsal barışın sürdürülmesine katkıda bulunmaya, ayrılık yaratmak isteyen kötü niyetlilere izin vermemeye çağırıyorum" dedi. CHP Genel Başkanı Baykal ise halkın sağduyulu davranarak bu oyunlara gelmemesini istedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mesajı ise şöyle: "Nevruz, büyük Türk milletinin dar bir coğrafyadan çıkarak kıtaları yönetmeye talip olduğu Ergenekon ateşidir. Bu ateşin sonsuza kadar gönüllerde yanması en büyük dileğimiz."

Yorum : Ruhsal dünyamızı zenginleştiren özel günlere, bayramlara her geçen gün daha çok ihtiyaç duyarken, bu ihtiyacı gidermek için bir anlamda yeni yeni bayramlar icat ederken, geleneksel bayramlarımızı amacından ve ruhundan saptırmaya yönelik teşebbüslere hep birlikte karşı durmalıyız.

Bu bağlamda, geçmişte Türkiye’de pek kutlanma alışkanlığı olmamasına rağmen, Türk dünyasında geleneksel bir yeri olan Nevruz’un, adına uygun bir bayrama olarak kutlanmasını engelleyip, kendi karanlık düşüncelerine alet edenlere karşı uyanık olmalıyız.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu anlamda güzel bir gelenek başlatmış ve iyilikleri, güzellikleri destekleyici tavrını açıkça ve samimi olarak ortaya koymuştur. Bu topraklar üzerinde kardeşçe ve insanca yaşamayı amaçlayanlar, her vesile ile bu insanlıklarını ve kardeşliklerini göstermek zorundadırlar, kalleşliklerini değil…

AFİŞTE ve MEYDANDA (Hürriyet)

Haber : Genelkurmay, Nevruz bayramı için üzerinde çiçek tutan bir kız çocuğunun fotoğrafı bulunan afiş hazırlattı. Hakkari Yüksekova’daki nevruz ateşinin başında ise peşmerge kıyafetli çocuklar var.

İçişleri bugün kutlanacak nevruz öncesi 81 il valiliğine bir genelge gönderip kışkırtmalara dikkat çekti ve kutlamalarda Türk bayrağı dışında bayrak, flama, poster açılmamasını istedi. Genelgede devletin ağırlığı hissedilsin denildi.

Hakkâri Yüksekova ilçesinde DTP öncülüğünde bir gün erken başlayan kutlamalarda ise yine terörist başı Öcalan’ın posterleri açıldı. Kürtçe sloganlar atıldı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı kutlamalara yaklaşık 10 bin kişi katıldı.

Başbakan Erdoğan yayınladığı mesajda, Nevruzda yakılan ateşe farklı anlamlar yükleyenler olabilir. Ateş ruhlardaki şiddetin ve öfkenin sembolu değil, aksine sevginin dostluğun kardeşliğin kandilini temsil etmelidir dedi.

Yorum : Hepimizin evinde meyve soymaya yarayan bıçaklar vardır değil mi? Ekmek kesmeye yarayanları da… Onları hep bize hizmet eden bir araç olarak görürüz. Kimileri de bunu bir cinayet aleti olarak algılarlar. İşte Nevruza Genelkurmay’ın bakış açısı ile bir grup insanın bakış açısı bu kadar farklı, bu kadar zıt.

Sadece böyle günlerde atılacak iki nutukla bu problem çözülmez. Bütün davranışlarımızda ve söylemlerimizde tutarlı ve kararlı davranarak ve özellikle de yanlışları düzeltmek için çaba harcayarak, eğiterek bir şeyleri ancak düzeltebiliriz.

BU VATAN HEPİMİZİN (Posta)

Haber : Türkiye tarihinin en kritik nevruz bayramının kutluyor. Günler öncesinden tırmandırılan gerginlik halkı korkutuyor. Başbakan Erdoğan baharın gelişini kutlamak amacıyla yapılan Nevruz bayramı öncesi şunları söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’ni sahip olmanın şerefini 73 milyon insanla paylaşıyoruz. Bu mukaddes miras sonsuza kadar hepimize yeter. Bayramlarımızı mateme çevirmek isteyenler olabilir. Bunlara karşı herkes dikkatli ve basiretli olmalıdır.

Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Ortadoğu’daki halkların baharı müjdecisi kabul ettikleri nevruz bayramı bugün kutlanıyor. Bu nedenle çeşitli kentlerde etkinlikler düzenlenecek. Ancak bu etkinliklere bölücülerin gölgesinin düşmesinden korkuluyor. Bölücü örgüt üyeleri günler öncesinden nevruzu kirli emellerine alet etmek için hazırlık yapıyor.

Cumhurbaşkanı Sezer dün yayınladığı nevruz mesajında baharın müjdecisi nevruzun her zaman barış ve sevgiyle özdeşleştiği unutulmamalıdır. Herkesi yönlendirmelerden kışkırtmalardan etkilenmeden akıl ve sağduyuyla davranmaya, toplumsal barışın sürdürülmesine katkıda bulunmaya, ayrılık yaratmak isteyen kötü niyetlilere izin vermemeye çağırıyorum, dedi.

Bugün en büyük nevruz bayramı Mersin’de düzenlenecek. DTP’nin organize ettiği miting için olağanüstü önlemler alındı. Mersin’de iki yol önceki nevruz kutlamalarında Türk bayrağı yerde sürüklenmişti. Bu yılki nevruz gösterilerine Türk bayrağı dışında bayrak ve flama açmak yasak. Bölücü örgüt renginde (sarı-kırmızı-yeşil) bayrak açanlar gözaltına alınacak.

Yorum : Akşam haberlerinde insan hayatına tesir edecek olumsuz bir olayı duymamak ümidiyle…

CUMHURBAŞKANI HALKINI SEVGİYLE KUCAKLAMALI (Radikal)

Haber : Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, dün Çankaya Köşkü'nde kabul ettiği Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun'a ilk kez halefini tarif etti. Görüşmede cumhurbaşkanlığı seçimi konusunu vakıf temsilcileri açtı, Sezer de konuk ekibi dinledikten sonra cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ilk kez konuştu ve "Cumhurbaşkanı tüm toplumu kucaklamalı." dedi. Altun'un anlatımına göre Sezer ayrıca, konuklarının "Cumhurbaşkanı çağdışı zihniyetleri reddeden, taassubu değil insan sevgisini esas alan bir cumhurbaşkanı olmalı" ifadesine de "Evet" diyerek onay verdi.

Herhangi bir aday adının veya parti adının zikredilmediği görüşmede Cumhurbaşkanı Sezer, görev süresi bittikten sade bir hayat sürmek istediğini belirtirken, "Arka sıradan tiyatro izlemek istiyorum" dedi.

Yorum : Sayın cumhurbaşkanımız, zannediyorum bazı anketlerde başbakanın köşke çıkmasına çoğunluğun karşı olduğu şeklinde sonuçlar çıktığının açıklanmasından yola çıkarak, "cumhurbaşkanını bütün halk sevgiyle kucaklamalı" demek istemiştir. Çünkü mesele cumhurbaşkanının bütün halkı kucaklamasıysa, Tayyip beyin bundan daha güzel yapabileceği bir şey yoktur. Hem bir siyasetçi olarak bu tür bir davranışa hazırdır, hem de kişisel yapısı olarak kimseye soğuk davranmak gibi bir özelliği bulunmamaktadır. Oysa sayın Sezer’in halktan birini kucakladığını gördüğümü hiç hatırlamıyorum.

SABIKALI BİRİSİ KÖŞKE ÇIKAMAZ (Güneş)

Haber : TBMM eski başkanı "Halkı din farkı gözeterek düşmanlığa tahrik etmekten 4 ay hapse mahkum Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasına Anayasa izin vermez" dedi

Erdoğan'ın Köşk'e adaylığı ile ilgili bu çarpıcı tespit TBMM eski Başkanı ve siyasetin üstad isimlerinden Hüsamettin Cindoruk'tan geldi. Aynı zamanda uzman bir hukukçu olan Cindoruk, Erdoğan'ın adaylığı önünde Anayasal engel olduğunu iddia etti.

Cindoruk, Erdoğan'ın "Minareler süngümüz" şiirinden dolayı TCK'nın 312. madesine göre 4 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatarak "Muhalefet, bu konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürme hakkına sahip. Adaylığının önü kesilebilir" diye konuştu.

Yorum : Sayın Cindoruk böyle cinlikleri iyi bilir. Eğer böyle bir durum söz konusuysa, yasalar karşısında herkesin boynu kıldan incedir.

PERİNCEK EN MİLLİYETÇİ LİDER SEÇİLDİ (Gözcü)

Haber : Habertimi.com sitesinin düzenlediği 22 bin 361 vatandaş’ın katıldığı ankette, milli konulardaki çıkışlarıyla dikkat çeken İşçi Partisi lideri Doğu Perincek 6.881 oyla en milliyetçi lider seçildi. Devlet Bahçeli’nin ikinci, Zeki Sezer’in üçüncü, Deniz Baykal’ın dördüncü olduğu ankette başbakan Recep Tayyip Erdoğan ancak beşinci olabildi.

Doğu Perincek, Ermeni soykırımı emperyalist bir yalan dediği için yargılandığı İsviçre’den dönüşte, Lozan kahramanı sloganlarıyla karşılanmıştı.

Yorum : Yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. Doğu Perincek bu çıkışıyla Türkiye adına güzel bir iş yaptı. Bizim hatalarımızdan biri de insanları yanlışlarıyla eleştirip doğrularını kabullenmiyoruz. Ya istemezük deyip ne dese karşı çıkıyoruz, ya da yanlış doğru her dediğine taparcasına sahip çıkıyoruz. Artık bu yanlıştan sıyrılmamız lazım.

ALMAN HAKİMİN ŞERİAT KARARI (Milliyet)

Haber : Almanya'da "Kocam beni öldürecek. Bizi acilen boşayın" diyen Faslı kadının talebini Alman hâkim Kuran'ı gerekçe gösterip reddetti.

Kocasından dayak yediği için Almanya'da mahkemeye başvuran Faslı kadına, Alman kadın hâkim Siz Fas kültüründe yetiştiniz. Böyle durumlar sizin kültürünüzde normaldir. Kuran'ın Nisa Suresi'ne göre kadının üzerinde erkek hâkimiyeti vardır" dedi.

Fas kökenli Alman vatandaşının avukatı Barbara Rojczyk Kuran referans alınarak verilen kararı "Skandal" olarak niteledi ve reddi hâkim talebinde bulundu. Medeni Kanun'a değil, davacının dini inancına göre verilen karara Alman hukukçular büyük tepki gösterdi.

Yorum : Hakim, bir vatandaşı hakkında bulunduğu ülkenin kanunlarına göre karar vermesi gereken bir kişidir. Sanırım burada bir biçimde ya kendi sesini duyurmak istemiş, ya da aklınca müslümanlara taş atmaya çalışmış.

ÜST DÜZEY AYIP (Star)

Haber : Meclis Çocuk ve Gençlerdeki Şiddet Eğilimini Araştırma Komisyonu Sözcüsü AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, Konya’da karşılaştıkları 17 yaşında konsomatristlik yapan ve kadın olmak isteyen erkek çocuğunun müşterileri arasında üst düzey işadamları ve avukatlar bulunduğunu söyledi. Star’a konuşan Ataş ‘Bu çocuk müşterileri arasında evli kişiler bulunduğunu bize aktardı. Evli bir insan nasıl böyle bir tercihte bulunabilir? Beni donduran taraf bu. Müşterilerin hepsi yüksek tahsilli. Dilim tutuldu, birşey diyemedim’ dedi.

Konya’da karşılaştığı utanç tablosu sonucu hala kendisine gelemediğini vurgulayan Ataş "Toplumda ahlaki bir bozulma var. Olmasaydı, bu çocuklar kendilerine zemin bulamazlardı. Çocuk kendisine müşteri bulduğu sürece bu işi yapıyor. Burada asıl rahatsızlık veren, çocuğun kendisine müşteri bulması" dedi.

Yine Konya’da 13 yaşındaki bir çocuk 2. kez evlilik yaptığını söyledi. Karatay Yusuf İzzettin Horasanlı İlköğretim Okulu’nda kendisi gibi 3-4 çocuğun daha okuduğunu anlattı. Konya’da bu tür olayların yaşanması beni çok üzdü. Burayı ahlaki değerler konusunda hassas bir şehir diye biliyoruz. Toplum olarak başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeliyiz.

Yorum : Bunlar toplumumuzun hemen herkes tarafından bilinen ayıpları. Milletin vekilleri bunları daha yeni öğreniyorlarsa, toplumdan kopuk yaşıyorlar demektir. Bu problemler öyle ayaküstü iki beyanat vermekle de çözümlenemez. Meselenin üzerinde ciddi şekilde durmak gerekiyor.

BU ÇAĞDA BU KAFA (Takvim)

Haber : Aygün Pervaneli, Avustralya'da yaşayan zengin bir ailenin kızı. 3 yıl önce Türkiye'ye koştu. Iğdır'ın bir köy okulunda matematik öğretmenliğine başladı. Ama kısa sürede örümcek kafalardan örülmüş duvara tosladı. Başına gelenleri şöyle anlattı:

"Okul Müdürü bana, 'Modern giyiniyorsun. Kadınlara kötü örnek oluyorsun. Kıyafetini düzelt' dedi. Sonra Iğdır'a 60 kilometre uzaklıktaki başka bir okula atandım. "Milli Eğitim Müdürü ise "Haksız atandığını düşünüyorsa, yargıya gitsin" dedi.

Öte yandan Erzurum’da hastanede kendisine erkek doktorun doğum yaptıracağını öğrenen karnı burnunda hamile bir kadın bunu kabul etmedi ve başka hastaneye sevkini istedi. Ancak daha fazla dayanamayan kadın kızını hastanenin kaldırımında doğurdu.

Yorum : Türkiye’nin çarpıcı iki gerçeği… Çözüm için neler yapmalıyız, veya şimdiye kadar ne yaptık, ya da ne yapmadık da bu haldeyiz diye düşünmek gerekiyor. "Örümcek kafa" suçlamasının da örümcek kafalılıktan pek farkı yok. Çünkü bu şekilde ne problem çözülebilir, ne kimse kanaatinden vazgeçirilebilir.

FİNALE GELDİK (Türkiye)

Haber : Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti milletvekillerinden, yaklaşan seçimler öncesinde performanslarını daha da arttırıp finali başarıyla tamamlamalarını istedi. Başbakan Erdoğan dün partisinin TBMM Grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Erdoğan, 5 yıllık dönemin final bölümüne yaklaşıyoruz. Milletvekili arkadaşlarımın takatinin tükenmemesi, tam aksine yükselmesi suretiyle finali başarıyla tamamlaması özel ricamdır" dedi.

Yorum : Evet Türkiye’de ilk kez 4 yılı aşan bir seçim dönemi geçirdik. Daha seçime kadar da bir süre var. Muhalefetin her fırsatta yerden yere vurmaya çalıştığı iktidar milletvekillerinin gerçekten bu süreçte ülke menfaatleri için çok daha büyük gayret ve özveriyle çalışması gerekiyor.

SİLAHLA SINIRLAR KORUNUR (Vakit)

Haber : Siyaset Profesörü Doğu Ergil, cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla birlikte "Cumhuriyet tehlikede" diyerek halkı sokağa çıkmaya davet eden emekli paşalar Şener Eruygur ve Hurşit Tolun’a "Cumhuriyet tehlikede demek yerine varsa adayınız açıklayın” çağrısında bulundu. Ergil, anlaşılan emekli paşalar cumhuriyetin silahla korunmayacağını anlamamışlar" dedi.

Cumhuriyetin cumhuru yönetim biçimi olduğunu vurgulayan Ergül, "Cumhur cumhura karşı korunmaz. Bir tehlike söz konusu ise, o da diğer büyük devletlerin ekonomisinin gerisinde kalmaktır, şeklinde konuştu. Laiklik tehlikede demenin en büyük gericilik olduğunun altını çizen Ergil, cumhurbaşkanı seçiminde yetki meclisindir. Demokrasilerde herkes fikrini söyleme hakkına sahiptir. Ancak fikir dışı hareketlerden herkes kaçınmalıdır. Meclisin cumhurbaşkanı seçerken kimseden izin almasına gerek yoktur. Sanal tehlike üretmek kimseye kazanç getirmez" dedi.

Yorum : Ordunun hükümetler ve halk üzerindeki etkisi, silahlı bir kuvvet olmasındandır. Demokrasi ise sivil ve hür bir irade sistemidir. Uzun yıllar askeri eğitimin etkisinde altında kalanlar, sivil yaşama çabucak ayak uyduramayabiliyorlar ve kendilerince gördükleri aksaklıkları, askeri yöntemle çözme kolaylığının tesirinden kurtulamıyorlar. Türkiye artık sivil demokrasiyi oturtup asker müdahalesi olmadan yaşamayı başarmak zorunda…

DEMOKRATLARDAN ÇEKİLME SÖZÜ (Yeni Asya)

Haber : Amerikan halkından Irak için biraz daha sabırlı olmasını isteyen Bush’un siyasî rakipleri Demokratların önde gelen isimleri, 20 Mart 2003’te başlayan Irak savaşı sayfasını kapatma sözü verdiler. Kamuoyu yoklamalarında, 2008’de yapılacak başkanlık seçimlerinin favorileri arasında yer alan Hillary Clinton, savaşın yıldönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede "Umarım Bush bu savaşı bitirir, ama üzülmeyin, o bitirmezse ben başkan olunca bitireceğim" diye konuştu.

Temsilciler Meclisinin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi de Amerikan halkının Bush’un Irak’ta sonu gelmeyen savaşla ilgili planına güveni kalmadığı belirttiği açıklamasında, Bush’un yanlış yaklaşımlarının seçilmiş Amerikalılar tarafından reddedildiğini, Kongre tarafından da reddedileceğini kaydetti.

Demokrat Parti Genel Başkanı Howard Dean de "Savaşın beşinci yılına girerken, Demokratlar Bush’a hesap ödetme ve Irak’taki yönelişi değiştirme sözü veriyor" ifadesini kullandı. Bush, yıl dönümü arefesinde önceki akşam yaptığı konuşmada, Amerikalılardan biraz daha sabır istemiş ve “bavulları toplayıp eve dönme vaktinin daha gelmediğini" söylemişti.

Yorum : Savaş karşıtlığı Amerika’da biraz da şu an içinde bulunulan fiili durum dolayısıyla bir iç politika konusu yapılmaktadır. Irak’ı işgal eden ve bu yüzden tepki toplyan Bush’a karşı savaş karşıtı bir tutum, Demokratlar için oy kazanılmasına sebep olabilir.

Ancak genel anlamda Amerikan politikasının uzun vadeli bir plana dayandığını ve iktidara kim gelirse gelsin kolay kolay değişmeyeceğini söyleyebilirim. Yine de inşaallah demekle bir şey kaybetmeyiz.

ANNE İÇİN EN ZOR KARAR (Yeni Şafak)

Haber : Ankara'da Füsun E. isimli bir annenin 13 yaşındaki zihinsel engelli oğlu Umut Mert'in gelişiminin durdurulması için Hacettepe Hastanesi'ne yaptığı müracaat tartışmalara neden oldu. Sağlıkçılar, hukukçular, siyasetçiler ve din adamları anne Füsun E'nin talebini kendi cephelerinden değerlendirirken, Sağlık Bakanı Recep Akdağ konuya Etik Kurulu'nun karar vereceğini söyledi.

Füsun E.'nin başvurusu ABD'de bir aile 9 yaşındaki zihinsel engelli kızları Ashley'in gelişiminin durdurulması için yaptığı başvuru ve ardından yaşanan tartışmaları hatırlattı.

Yorum : Bu haber dünkü Akşam gazetesinde yayınlanmıştı.

ŞEHİTLİKTE AYAKBASTI PARASI (Zaman)

Haber : Çanakkale'deki şehitleri topluca ziyaret etmek artık parayla. Özel bir şirket, bölgenin işletmesini 250 bin YTL'ye 29 yıllığına kiraladı. 12 kişiyi aşan her grup girişte 105 YTL ödüyor. Turizmcilere göre alınan ücret fahiş.

Yorum : Şehitliklerin bakımı, temizliği, şehitlere yakışan güzelliği çok önemli. Bunun için özel sektörle bir ortak çalışma da yapılabilir. Ancak bu, ziyaretleri engelleyecek bir fiyat boyut boyutuna ulaşmamalı.

Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla…

 
Toplam blog
: 859
: 979
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara