- Kategori
- Basın Yayın / Medya
29 Temmuz

Seçimden sonraki ilk Pazar, şöyle sabah kahvaltınızı süsleyecek keyifli haberlerle dolu değil gazeteler. Sandıktan tek parti iktidarının çıkması, bazı problemlerin çözümünü sağlayacak nitelikteyse de, ülkenin çözüm bekleyen o kadar çok derdi olunca, bunlar birer birer her gün önümüze geliyorlar ve gelmeye de devam edecekler.
Milletvekilleri mazbatalarını almaya başladılar. Ancak Yüksek Seçim Kurulu henüz kesin sonuçları ilan etmedi. Siyaset henüz sahada ısınma turları atarken, rakip partiler arasında atışmalar, fısıltılar, yan bakmalar, görmezden gelmeler, kısacası sizin anlayacağınız her türlü taktik anlayış devam ediyor.
Yüzde on barajını aşmanın yolunu illerde tek tek bağımsız adayları seçime sokarak bulan DTP, daha meclis açılmadan grup kurma çalışmalarını hızlandırdı. Aslında bu döneme damgasını vuran siyasi olay bence DTP’nin bu taktiği.
Gerçi siyasi açıdan izlenen yolun o kadar karmaşık bir yapısı yok. Olayı düğümleyen konu, terör odaklı bir parti olarak PKK’nın sözcüsü durumundaki DTP’nin mecliste yer alması ve yasama görevi yapan bir konuma girmesi…
Kişisel görüşüm o ki, eğer iyi bir değerlendirme yapılır, yönetim akıllı bir uygulama getirebilirse, DTP’nin mecliste olmasından yararlanılarak bu dönemde Kürt sorununa demokratik bir çözüm bulunabilir.
Başka bir çözümün kalıcı olması mümkün olmadığına göre, iktidarı muhalefetiyle herkesin bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi, bunun için adeta yarışması lazım. Yoksa DTP olay çıkarsın da ben de tenkit edeyim gibi ucuz siyaset, ne kimseye oy kazandırır ne de bu memleketin müzmin derdine bir çare olur.
İki gün önce askerlerin, mecliste yemin törenini izlerken, Ankara’dan sonra salonu terketme kararı aldıklarını okumuştuk. PKK ile bağlantısını inkâr etmeyen bir siyasi partinin TBMM çatısı altında yer alması ilk bakışta bir talihsizlik gibi görünmesine rağmen, bu sonucu sağlayan unsurlardan biri de devletin bugüne kadarki uyguladığı politikalardır.
Şu anda böyle bir gerçekle karşı karşıya iken, meclisteki yemin törenini terk etmenin nasıl bir katkı sağlayacağını merak ediyorum. Devletimizin temel ilkesini Anayasa’da yazılı Atatürk ilkelerinden kaynaklandığını zannedenler, Zafer Üskül’ün bir düşüncesine karşı ayaklanarak bir şeyleri koruduklarını zannediyorlar.
Ben devletin bugüne kadar Atatürk ilkelerinden çok, “görmezden gelmek” ve “yok saymak” ilkelerine sadık kaldığını zannediyorum. Sorunlarımızı çözemeyişimizin, milletin büyük çoğunluğuyla ters düşüşümüzün, türbanı, inancı, laikliği problem edişimizin, 30 yıldır PKK’ya şehit verişimizin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu bir türlü “vatan toprağı” haline getiremeyişimizin temelinde de bunlar yatıyor.
Şimdi de DTP milletvekillerinin Apo’yu ziyaretini engellemek için cezaevi ziyaretleri yönetmeliğinde hızlı değişiklikler yapıyormuşuz. Erbakanvari palyatif tedbirlerle nereye kadar gidebiliriz, zaman içinde göreceğiz.
DTP’Lİ VEKİLLER APO’YA GİTMESİN TEDBİRİ (Akşam). Adalet Bakanlığı cezaevi ziyaretleri yönetmeliğini jet hızıyla değiştirdi. Vekiller Apo dahil terör suçlularıyla görüşemeyecek.
ATATÜRK’SÜZ ANAYASA AKP BİLDİRGESİNDE (Cumhuriyet). Zafer Üskül tepkiyle karşılanan önerisini savunuyor.
ÜSKÜL ULUS DEVLETİ YOK ETMEK İSTİYOR (Güneş). Kanadoğlu Atatürk ilkeleri Anayasa’dan çıkmalı, diyen AKP’li Üskül’ü devletin temeline dinamit koymakla suçladı.
ZİYARETLERE İNCE AYAR (Hürriyet). Adalet Bakanlığı meclise giren DTP’li 22 bağımsızın Öcalan’ı ziyareti önlemek amacıyla milletvekillerinin cezaevi ziyaretlerine izin veren yönetmeliğe kısıtlamalar getirdi.
BAHÇELİ KRİTERİ (Sabah). MHP’li erkek milletvekilleri meclis oturumlarında DTP’li kadın milletvekilleriyle tartışmayacak.
Baykal’a tepkiler devam ediyor. Ancak Sayın Baykal’ın da belirttiği gibi ortada şöyle bir ilginç durum var. Baykal’a karşı çıkanlar partiye kayıtlı üyeler değil. Bir biçimde partiden ayrılmış, kovulmuş, dışarıda kalmış kişiler.
Bunların böyle bir eylem yapmaya hakkı var mı diye düşünmeden duramıyor insan. Muhalefet grubunun başını da biliyorsunuz Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül çekiyor.
CHP Genel Merkezi önünde toplanıp gösteri yapmaya kalkanlara karşı, CHP yanlısı başka bir belediye başkanı enteresan bir tedbir almış. Çankaya Belediyesi’ne ait çöp kamyonlarından bir barikat kurularak genel merkez koruma altına alınmış.
ÇÖP KAMYONLU BAYKAL BARİKATI (Star). Muhaliflerin protestolarını engellemek isteyen CHP yönetimi Genel Merkez’in önüne çöp kamyonlarından barikat kurdu.
BAYKAL OVAL OFİSE SIKIŞTI (Yeni Şafak). Baykal’ın istifasını isteyen CHP’liler genel merkez önünde eylem yaparken, Çankaya Belediyesi’nin çöp kamyonları, kamyondan duvar oluşturarak göstericileri binaya yaklaştırmadı.
PROTESTOLAR ARTINCA ÇANKAYA BELEDİYESİ CHP’Yİ ÇÖP KAMYONLARIYLA KORUDU (Zaman). Seçim yenilgisini protesto etmek için CHP genel merkezi önünde toplanan muhalifler iki belediyeyi karşı karşıya getirdi. Muhalif hareketi Mustafa Sarıgül başkanlığındaki Şişli Belediyesi, Deniz Baykal yönetimini ise Çankaya Belediyesi temsil etti.
2002 öncesinde birleşmeleri üzerine çeşitli varyasyonlar denenen DYP-ANAP birlikteliği, kim ev sahibi olacak, kim kime katılacak sorusu cevaplanamadığı için, iki partinin meclis dışında kalmasıyla sonuçlanmıştı.
Aradan geçen bunca yıl sonra Ak Parti’nin önünü kesmeye çalışan toplum mühendisleri, sanki ortada bir potansiyel varmış gibi bu birlikteliği yeniden gündeme getirdiler ama boylarının ölçüsünü de aldılar.
Bu arada Mesut Yılmaz, bilmiyorum hangi sebeple tekrar bağımsız olarak siyasete döndü ve seçildi. Eğer böyle bir durum olmasaydı, Tansu Çiller belki de durup dururken Mehmet Ağar’ın istifasıyla yeni bir şans yakalayacaktı.
Fakat Mesut Yılmaz Parlamentoya girince bence balık kaçtı. Yine de sayın Çiller kendisini unutturmak istemediği için gazetelere beyanatlar veriyor, “liderliğe talip olmam“ filan diyor. Hangi liderlik? Partiyi bitiren birine kim liderlik verir ki?
LİDERLİĞE TALİP OLMAM (Milliyet). Merkez sağı birleştirmesi yönünde çok talep geldiğini söyleyen Çiller böyle bir hesabım yok, ancak ihtiyaç doğarsa kimse benim işim değil diyemez.
Günün en çok hoşuma giden haberi bürokrasiyle mücadelede yeni adımlar atılarak vatandaşa hizmetin ön plana çıkacağı müjdesi oldu. Vatandaşın tek beklentisi hizmettir ve bu hizmette sınır yoktur. Yeter ki vatandaş kendi lehine bir şeyler yapıldığını farketsin.
Devlet dairelerinde hangi işlerin kaç dakikada yapıldığını gösteren levhalar olacakmış. Ve memurların bir işi ne kadar zamanda yapacakları vatandaşa bildirilecekmiş. Ne kadar güzel bir uygulama. Bence onlara bir de yaptıkları iş sayısınca küçük bir prim verilebilirse, vatandaş hizmete doyar, memur da yaptığı çalışmanın karşılığını almış olur.
Aynı maaşı almasına rağmen şimdi bir memurun 3 kalem, ötekinin 13 kalem iş yapması reva mıdır? Bu adaletsizliğin bir an evvel giderilmesi lazımdır ki, bürokrasi azalsın ve bu yüzden aksayan işler rahatlasın.
VATANDAŞA DAKİK HİZMET (Sabah). Devlet dairelerindeki her hizmete standart geliyor. İşlemler kısalacak ve süresi önceden bilinecek.
Efendim Carloslu Fener sahaya çıktı nihayet ama, sonuç yine tam Fenerbahçe tipi… Beklediğimiz dağlara kar mı yağdı acep diye Fener seyircisi şimdiden fıtık olmaya başladı. Süper kupada Beşiktaş’la oynayacağımız müsabaka, sanırım dönüm noktası olacak.
Eğer bir kupayla, hem de kendisini eleyen siyah beyazlılardan rövanşı alarak sezona başlangıç yapabilirsek, heyecanla lige ve Avrupa maçlarına konsantre olacağız. Yoksa kaşınmaya devam…
CARLOSLU FENER İDARE ETTİ (Bugün). Beşiktaş’la Türkiye süper kupası finaline çıkacak Fenerbahçe, son provasında S. Donetsk ile yenişemedi. Bu maçta Roberto Carlos ilk kez Fenerbahçe forması giydi.
Günün diğer manşetleri de şöyle :
ERKEN DOĞDU BABASINI GÖRDÜ (Akşam). Motosiklet tutkunu Doktor Ömer Uzma’ya korkunç kazanın kurbanı olmadan önce hayat mucize gibi bir sürpriz yaptı. Kendi adını verdiği oğlu 3 hafta erken doğdu, ama ölmeden babalık sevinci yaşattı.
10 MİLYAR DOLARLIK BEBEK (Bugün). Duayen sanayici İbrahim Bodur’un 10 milyar dolarlık servetinin tek varisi 5 aylık torunu.
KANUNİ’Yİ BİLE SUSUZLUK SARSTI (Bugün). Türkiye son yılların en kötü susuzluk günlerini yaşıyor. Benzer bir sıkıntılı dönem geçiren Kanuni Sultan Süleyman halk isyanı ile karşı karşıya kalmıştı.
DİVAN’DA AFLA AKLANDILAR (Cumhuriyet). Yaklaşık üç yıldır süren yargılamalarda 8 siyasetçiden yedisi temize çıktı.
KÖŞK ŞİİRİ KORKUTTU (Güneş). Çankaya için ne adayım, ne de değilim diyemeyen Gül, Kayseri’de bir partilinin şirinlik olsun diye okuduğu cumhurbaşkanım şiirini yarıda kestirtti.
DERİN UZMAN AYRILIYOR Hürriyet). Başbakan’ın dış politika danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu, görevinden ayrılma kararı aldı. Davutoğlu akademik hayata dönecek.
BAK ŞU İŞE (Posta). Türkiye karşıtı tutumuyla tanınan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin büyük amcası Aşer Malah’ın İstanbul’daki Galatasaray Lisesi’nden 1900’de mezun olduğu Selanik’e gidip İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne kaydolduğu ortaya çıktı. Sarkozy ailesi amcalarıyla ilgili belge ve bilgileri almak için Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği’ne başvurdu.
TEMMUZ 2007’NİN GELİŞİ KASIM 2002’DEN BELLİYDİ (Radikal). MHP, FP, DYP ve ANAP 1999’da % 58’6 oy aldı. 2002’de AKP ile birlikte beş partinin toplam oyu yüzde 8 oldu. Ancak diğer partiler barajda kaldı.
BAYKAL’I KIZDIRAN MEKTUP (Radikal). 15 Şubat 2001’de CHP’nin beş eski genel başkanı Deniz Baykal’a basına kapalı özel mektup yazarak bir dilekte bulundu. Ancak Baykal bana muhtıra verdiler diyerek dikkate bile almadı.
KIRMIZI ALARM (Star). Son 70 yılın en kurak dönemi her alanda yaşamı tehdit ediyor. Susuzluk had safhada. Okulların bir ay geç açılması gündemde. Meyve sebze fiyatları bir haftada ikiye katlandı.
VATANSEVERLER BOL KESEDEN İHALE DAĞITMIŞ (Star). Vatanseverler hareketi yöneticisi Zeki Balaban’ın trilyonluk ihaleleri çevresine dağıttığı öne sürüldü.
MÜJDE HOCAM (Takvim). Milli Eğitim Bakanlığı’ndan görev bekleyen öğretmen adaylarına iyi haber. 20 bin yeni öğretmen alınacak. İlk atamalar Ağustos’ta.
10 YAŞINDA KRAL (Takvim). Avustralya’da yaşayan Ali Eyigün futbol yetenekleri sayesinde dünyanın en zengin takımı Manchester United’a transfer oluyor.
BİLEKTE AĞRI KALP KRİZİNİN HABERCİSİ (Türkiye). Prof. Dr. Bingür Sönmez, sol bilekte ağrı, sızı ve yanma olduğunda sakın geçer diye beklemeyin, dedi.
RANDEVU VERMEM (Vatan). Erdoğan’ın telefonlarına çıkmayan Bahçeli, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi liderler turu için de randevu vermeyi düşünmüyor.
TÜRKİYE’DEN FRANSA’YA PKK MİSİLLEMESİ (Zaman). Terör örgütü PKK’nın kasası olarak bilinen Rıza Altun’un kaçışına göz yuman Fransa’ya Türkiye’den ilginç bir karşılık geldi. Paris’te terör soruşturması yürüten savcılar Türkiye’de tutuklu bulunan Tunus uyruklu bir şahsı sorgulamak istedi. Ancak Ankara talebi geri çevirdi.
Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla…