3 2 1 kayıttayız! / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '08

 
Kategori
Mizah
 

3 2 1 kayıttayız!

Tuncay: ... Yok abi bakma sen Ali’nin anlattıklarına, sağ olsun abartır biraz. Sanıyor musun ki dört kişinin içine kara murat gibi dalacak bizim efendi Ali. Çok olsa kafası iyi olmuştur bizimkinin, bir iki iteklemiştir adamı.

Okan: Yok lan öyle deme. Bi keresinde meyhanede kazıklamaya kalkmışlardı bizi; Ali hibeş tabağını kasiyerin başına geçirmişti. Sonrasında iki saat uğraştırmıştı adamları, araya ben girdim de tatlıya bağlandı hadise.

Tuncay: Hadi lan türüt. Madem bi yalan atacaksın iyi düşün de ölçülü salla bari. O kallavi hesabın geldiği gece ben de yanınızdaydım hiç de öyle bir şey olmadı, sen gittin öğrenciyiz ayağına yattın onlar da hesapta indirim yaptılar. Dün gibi hatırlıyorum işte olayı.

Okan: Belki karıştırıyor olabilirim. Eee peki şeye ne diyeceksin...

Tuncay: Biliyorum biliyorum... Şey muhabbeti... Otoparkta arabasını çiviyle çizmişler bu da gidip otoparkçı kabininin camlarını indirmiş. Onu diyeceksin değil mi?

Okan: Evet hacı. Arızadır yani Ali. Yapmış olabilir bunları.

Tuncay: Valla otopark olayına bi şey diyemem. Gerçi cama kafa atıp ‘çıkın lan dışarı’ dememiş eleman, arabanın içinden taş atıp kaçmış nihayetinde üstelik mal canın yoncasıdır, sen emanet ettiğin arabanı o halde bulsan tepki vermez misin şekilcan?

Okan: Hukuki haklarımı ararım tabi...

Tuncay: Ararım seni her yerde, ıssız gecelerde hukuki haklarım nerde... .ok bulursun...

Okan: Neyse hacan. Telefon açtık ama sence yeterli mi? gidip İstanbul’a baksak mı şu adama.

Tuncay: Bence bu en çok Ali’yi üzer. Sonuçta basit bir rakısal dalaşma bu, böyle sıradan bir şey için oralara gitmemiz daha da rahatsız eder adamı... Sıkça ararız olur biter.

Okan: Ulan tam da işini gücünü rayına oturtmuştu salak herif ne işin var senin tekno partilerde falan... Hadi gittin eyvallah diyelim ama badigardlara niye sataşırsın be birader.

Tuncay: Laf anlatamazsın ki babacan. Olan olmuş zaten, hem Nasrettin Hoca boşuna mı demiş ‘siz benim başımdan gidin daha önce damdan düşen birisi varsa o gelsin’ diye. Ya Okancan Ali’nin mevzuu o kadar önemli değil de bizim Cenk’in başına gelenleri duydun mu sen?

Okan: Ne olmuş abi Cenk’e. Babasıyla mı papaz olmuşlar gene. E normaldir abi adamda her türlü saygısızlık...

Tuncay: Yok oğlum bu seferki olay babasıyla değil. Bunun kızıl saçlı bi kız arkadaşı vardı ya, güzel sanatlar mezunu.

Okan: Hatırlamıyorum abi, ee ne olmuş ona?

Tuncay: En son Cenk’in duyacağı durumlar olmuş senin anlayacağın. Bizim Kerem kodamanın birisiyle sarmaş dolaş Alanya’da görmüş bunları.

Okan: Hadi be... Nasıl birisiydi lan o kız? Kesin görmüşümdür ama çıkartamıyorum şimdi.

Tuncay: Sen çıkartana kadar millet... Neyse abi Kerem vaziyeti görünce hemen Cenk’e telefon açıyor ‘baba böyle bi durum var haberin olsun’ diye.

Okan: Vay anasını. Sonra?

Tuncay: Sonrası ‘ilişkimizi gözden geçirelim’ durumları oluyor tabi. Cenk aşık falan ya gözüyle görmediği için inanmak istemiyor olaya.

Okan: Ben olsam; anında...

Tuncay: Öyle deme oğlum, her ilişkinin kendine göre bi iklimi vardır, bir şekilde herkesin kendi sorunu yani... Vay ismet amca hoş geldin...

İsmet amca: Ülen keraneciler elli kere söylüyorum size şu kapının kilidini taktırın diye, dokunduğun zaman açılıyor, yavrum bu kadar güvenmeyin kendinize, ortalık kötü.

Okan: Hepimiz o ‘ortalığın’ bir ferdiyiz aslında İsmet amca. Gel soluklan bi, ter içinde kalmışsın.

İsmet amca: Sağ olun çocuklar, vaktim yok şimdi... Şey diyecektim, şey vardı, şey olduydu... Eee ben niye geldiydim lan buraya...

Okan: Bankada işin vardı bizi yollayacaktın...

Tuncay: Toruna mandolin dersi verilecekti...

Okan: Kömürlük temizlenecekti...

Tuncay: Hatırlatmak işime gelmiyor ama sakın kiraya zam yapmak için gelmiş olmayasın...

İsmet amca: Yok be yavrum... Hay Allah unuttum ben niye geldiğimi, neyse gidiyorum ben aklıma gelirse çağırırım sizi.

Okan: Ehe ehe Eyvallah İsmet amca. Ehirir ehirir... Aklına geldiği zaman balkondan seslen yetişiriz biz.

İsmet amca: Gülün bakalım gülün. Benim yaşıma geldiğinizde görürüm sizi, tavuk döner çocukları sizi.

(akabinde)

Okan: ... İsmet amca da iyice bunadı be abi. Aslında üzülüyorum ama unutkanlığı tuttuğu zaman o kadar sevimli oluyor ki gülmekten kendimi alamıyorum.

Tuncay: E oğlum çocuklarının ilgilendiği yok ki adamla, öyle bayramdan bayrama ‘baba naber’ demekle olur mu bu iş... Biz olmasak sıkıntıdan patlayacak adam.

Okan: İyi adamız lan biz.

Tuncay: Tabi oğlum ne sandın... Hele o ortanca oğlu yok mu, geçen gün sabahın köründe gelmiş ‘parkeleri kontrol edeceğim’ diyor. Ulan hıyarağası diyecektim bizim ev sahibi olarak muhatabımız İsmet amcadır. Sana ne oluyor?

Okan: Deseydin keşke...

Tuncay: Olur mu oğlum sonuçta eve gelen birisi yani... Rıza abilerin evde de parti var galiba...

Okan: Sorma ya. Kelli felli adam gitti aldı gencecik karıyı ‘işin yoksa parti ver, derneğe git’ dur.

Tuncay: Rıza abi hırlı mı sanki. Kime sorsam anlatıyor, bizimki zamanında öyle paralar vurmuş ki kurumlar vergisi ayağına. Piiuuh bakma şimdi uysal göründüğüne o denyonun.

Okan: Ya bizim bakkal Hasan’a ne demeli. Bi tek oğluna sahip olamadı, her akşam bizim bara geliyor çocuk, geçen gün karşıma alıp söyleyecektim ‘ya evlat senin çocukluğunu bilirim, baban da tasarruflu efendi esnaftır, bizim gibi adamların buralarda para saçma lüksü olmamalı yazık ananın babanın emeklerine’ diye...

Tuncay: Deseydin ya...

Okan: Demedim abi, neme lazım toy çocuk alınır malınır...

Tuncay: Bu mahallede bi tane aklı başında insan yok zaten, geçen gün bizim açık deterjancıya gittim ‘benim oğlana sünnet düğünü yapacam, gelip milleti oynatın para yabancıya gitmesin’ diyor. Diyecektim ki ‘abicim biz stüdyo müzisyeniyiz öyle milleti falan oynatamayız’ ama anlamayacak. İlla tutturmuş siz çalın diye...

Okan: Saçmalık canım...

Tuncay: Na to kafari, na to mermari...

Okan: Hadi lan Şule ile Ayşe’yi arayalım da gelirlerse sinemaya gidelim, hani şu o... çocukları mıdır nedir? o film egzantirik bi şeye benziyor, verelim kendimizi genel kültüre, sosyal hayata.

Tuncay: Ya Allah... Şu teybi kapat da arayayım bari... Alo Şulecan Tuncay ben, naber abi... Akşam işiniz yoksa sinemaya gidelim diyecektim, Okan Ayşe falan. Hmmm... Neyse o zaman, başka sefere tekrar deneriz şansımızı...Bye...

Okan: N’oldu hacı, gelmiyorlar mı?

Tuncay: Bunlar sezonu açmışlar hacı ‘bütün gün denizdeydik turşumuz çıktı’ diyor. Ulan diyecektim ben de ‘hastalanacak kadar o plajda yatmanın anlamı ne, üstelik her gün yediğin .ok, bir gün iki saat az kalıver ne olacak yani...’

Okan: Deseydin hacı...

Tuncay: Boş ver oğlum yine işimiz düşer.

Okan: Zaten geyik abi o hatunlar, sürekli dedikodu yapıyorlar...

Tuncay: Tabi canım... Nefret ederim dedikodudan.

Okan: En çok kızdığım şey valla.

...
Tuncay: Senin o elindeki ne hafız? kayıt cihazı mı yoksa?
Okan: Yok biraderim şey bu, ezan okuyan saat.
Tuncay: Haydaa?

Okan Ünver

 
Toplam blog
: 104
: 489
Kayıt tarihi
: 06.03.08
 
 

1978 doğumlu Antalyalı bir müzisyenim, devamını ben de bilmiyorum..