- Kategori
- Kitap
3 KİTAP BİR ÖNERİ

Kızlar uyudular, benim de uyumam lazım, uykuya dalmadan önce her zamanki gibi güzel cümleler geliyor aklıma yazmak için. Yazmak için enerjim yok sadece düşünebilirim şimdilik aklıma gelenleri unutmamak üzere. Yeni bitirdiğim Zülfü Livaneli’nin Serenad kitabından “Coğrafya kaderdir” cümlesi aklıma geliyor, doğruluğunu kanıtlayan düşünceler doluyor kafama. Kafamda son okuduğum üç kitabın önerisini yazmak için bir fikirle kalkıyorum ayağa.
Bir yerde okumuştum bir insanın kafasından bir gün içinde enaz 60.000 düşünce geçermiş. Güzel düşünceler daha azmış ama eğer kafa güzel şeylerle dolarsa güzel düşünceler çoğalır ve güzelliklerle doldururmuş hayatı. Buna inanmıyorum çünkü insanın kaderiyle şekillendiğini çok önceden öğrendim ama güzelliklerle donanmakta çok faydalar olduğunu biliyorum. Bunların en güzeli okumak bana göre, şimdi oturup okumak şöyle okumak böyle diye anlatmayacağım ama okumayı sevenler için Zülfü Livaneli’nin Serenad ve Kristin Hannah’ın Kış Bahçesi ve de özellikle Yılmaz Özdil’in İsim, Şehir, Hayvan kitabını okumalarını tavsiye edeceğim.
Bir romanda aranan özelliklerin çoğunu bulma şansına sahip olacağınız türde bir kitap Serenad. Livaneli’nin akıcı anlatım dili bu kitapta da sarıyor insanı. Yine de üç-dört yerde ifade hatası vardı. Mesela, kahvaltıya çayla başlayan esas kadın iki cümle sonra acı kahvesinden bir yudum alıyordu. Bir de küçücük bir Rum kız çocuğunun ailesi tarafından komşularına bırakılmasından sonraki gelişmelerde, kimsesizler yurdunda yetişmesine rağmen, elmaslarla kaplı bir gerdanlığı torununa bırakabilmesi. Böyle şeyler sadece romanlarda olur çünkü o çocukların başlarındaki bitlerin bile saklanmaya güçleri yetmez kaldı ki gerdanlık. Kitap bunlardan ibaret değil kesinlikle, tarih araştırmaları (1930lu yıllarda İstanbul’da hocalık yapmış bir Alman profesörün hazin hikayesi) çok fazla işlenmiş bir dönemi yeniden hatırlamamıza sebep oluyor, fantastik sonu fazla beğenmesemde tavsiye edebileceğim türde bir kitap. Aslında tek yazıda anlatabilme zamanım olsa daha fazla ayrıntı verirdim ama... Yazarın bazı toplum tespitlerininse mükemmel olduğunu söyleyebilirim. Olaylara bambaşka, tarafsız ve gerçekçi bir pencereden bakmak isteyen herkese rahatlıkla önerebileceğim bir kitap.
İkinci olarak bir solukta bitirmek istediğim ama öyle olmayan, Kristin Hannah’ın Kış Bahçesi kitabını okumaları için özellikle kadınlara öneriyorum. Çünkü biliyorum ki bu tarz romanlar özellikle bizlerin ilgisini daha fazla çekiyor. Derin kişilik tahlili yapılarak yazılmış, ilişkileri anlatan kitapları okumayı sevenlerin rahatça okuyabilecekleri tarzda bir eser. Stalin döneminde yaşanan, Rusya’da Almanya kuşatmasını anlatırken, bir yandan da bir ailenin hikayesine dönüşen kitap için tümüyle tarih romanı demesek bile, o döneme ışık tutan, hayatın aslında ne kadar kaygan bir zeminde hareket ettiğini, rutin giden hayatımızdan sıkılırken aslında nasıl bilmeden şımarıklık ettiğimizi bize gülle etkisiyle söyleyen, sade ve akıcı bir dille anlatılan kitabın son sayfasındaki sürpriz son bile çok hoştu. Anneler ve kızlarını anlatan her şey dikkatimi çekiyor dört kızdan dolayı. Ailemizdeki insanları bile tanımadığımız, her gün gördüğümüz ama sırlarından haberimiz olmadan yargıladığımız ve kıyasıya eleştirdiğimiz insanların aslında hiç de öyle olmadıklarını görmemize bakış açısı kazandıran bir kitap. Bitsin istemedim, son zamanlarda okuduğum Ayn Rant’ın Hayatın Kaynağı ve Yaşamak İstiyorum kitaplarından sonra en sevdiğim diyebileceğim özelliklere sahip bir kitap.
Üçüncü olarak, İsim, Şehir, Hayvan kitabınıysa bütün herkese okumaları için öneriyorum. Aslında yıllardır Yılmaz Özdil’in köşesinden okuduğumuz yazılardan oluşuyor ama harika bir tekrar anımsama imkanı sunuyor yazar bize bu yazıları kitaplaştırarak. Her yazıda yeniden çalışmalarına hayranlık oluşturan araştırmalarıyla, keskin zekasının kıvrımlarından çıkan kelimeler hem aydınlatma hem de gülümseme getiriyor insanın suratına. Şehitlerle ilgili yazılarındaysa tüyleriniz ürpererek içiniz yeniden kanıyor. Bazı yazıları işaretliyorum tekrar tekrar okumak için geçerliliklerini tarihler değişse bile kaybetmiyorlar. Olayları ve araştırmaları birleştiren kelimelerinin ustalığını benim buradan anlatmama kesinlikle gerek yok elbette, onu tanıyanlar zaten almışlardır ama ben kitabı henüz almayanlar için okumaları gerekli diyorum, hem kendimiz için hemde çocuklarımız için mutlaka. Bu arada ben gidemediğim halde, adıma kitabı imzalatan arkadaşıma buradan, biraz gecikmiş olsa da teşekkürlerimi sunuyorum.