- Kategori
- Güncel
45 günlük süre bugün bitti... Sonuç; sıfıra sıfır elde var sıfır... Sorumlusu kim?

"İstikşafi" görüşmeler...(!?)
BU SONUÇSUZLUĞUN BAŞLICA İKİ SORUMLUSU VAR...
BİRİ; İleriyi göremeyen, akıllarına geleni hemen söyleyerek kendilerini bağlayarak açmaza sokan siyasetçilerimiz...Ki onlar, bunlara "KIRMIZI ÇİZGİ" diyorlar...
İKİNCİSİ; Miadını doldurmuş "ANAYASA" ve modası geçmiş "PARLAMENTER SİSTEM"...
x x x
SATRANÇ OYUNU BİLMEYEN SİYASİLER...
Ben herhangi bir siyasi partinin lideri olsam, patimin bütün milletvekillerine "satranç kursu" açar ve bu oyunu öğrenmelerini sağlarım...
Bilenler bilir; bu oyunun en belirgin özelliği, rakibin yapacağı hamleleri önceden tahmin etmek ve kendine, ona göre bir strateji belirlemek ve bu strateji ile rakibin açıklarını gözlemleyerek saldırıya geçmektir...İyi bir satranç oyuncusu, hem kendisinin hem de rakibinin hamlesinden sonraki hamleleri tahmin edebilendir...
Şimdi gelelim bizim siyasilerimizin, "Koalisyon hükümeti kurma" aşamasındaki HAMLELERİNE
DEMİRTAŞ :
İlk hamlesine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, sempatizanı olan bir televizyon kanalında çaldığı saz eşliğinde "SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ" diyerek başladı...Sonra da, "HDP'yi Türkiye partisi yapacağız" diyerek ikinci hamlesini yaptı...Kendisine yol gösteren "üst aklın" desteği ve sırtlarını dayadıkları PKK'nın "silah zoru ile topladıkları oylarla" Meclis'e girdi...
Meclis'e girdikten sonra cıvıttı ya da yine, "aynı üst aklın" yönlendirmesi ile cıvıttırıldı..."Türkiye partisi" olacağız derken "KANDİL / PKK" partisi oldu...
Hava Kuvvetleri'nin, Kandil'e ve diğer PKK kamplarına başlattığı operasyonlardan sonra "çil yavrusu gibi" dağılan, ölen ve yaralanan yandaşlarını görünce, PKK'nın "amasız, ancaksız" olarak, "dağlardaki ve şehirlerdeki silahlı ve bombalı şiddet eylemlerini bırakmasını" istedi.
Ama, çok geç kaldı, bu çağrısında...
BAHÇELİ...
MHP'nin, bir ileri geleninin, HDP'yi kastederek, "MHP, yılanla aynı torbaya girmez" söylemi, koalisyon görüşmelerinde Devlet Bahçeli'nin elini kolunu bağladı...İleriye yönelik hamlelerinin önünü kesti..."Halk, bana 'ana muhalefet' görevi verdi" dedi ve seçmenlerine vaat ettiklerini elinin kenarı ile bir kenara itti ve bir önceki bloğumda yazdığım gibi, Harun Kolçak'ın, "Karşıyım her şeye karşıyım var mı?" şarkısını mırıldanarak kenara çekildi...
KILIÇDAROĞLU...
Kılıçdaroğlu'nun, en acemice hamlesi "saraya gitmem" çıkışıdır...İkinci yanlış hamlesi de, AKP dışında kalan siyasi partilerim "hamisi" rolüne soyunup, %60'lık muhalefet ile bir hükümet kurmak isteğidir...
%60'lık muhalefet ile hükümet kurma hamlesi, MHP'nin attığı çelme ile boş çıktı...Ben "saraya gitmem" çıkışı ise, kendisinin "hükümet kurma şansını" kaybettirdi...
Kim bilir! Belki de, Cumhurbaşkanı'nın ona, "hükümet kurma görevi vermemesi", Kılıçdaroğlu'nu rahatlatmıştır. Aksi halde, gitmem dediği saraya "tıpış tıpış" gitmek zorunda kalarak prestij kaybetme durumu ile karşı karşıya kalacaktı...
DAVUTOĞLU...
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte 7 Haziran seçimleri sonucundan memnun olmadıkları apaçık belli idi...Akıllarından ilk geçen hamlenin, bu seçimlerin tekrarı idi...
Demirtaş'ın, Bahçeli'nin ve Kılıçdaroğlu'nun seçim sonraki hamlelerine bakınca, Davutoğlu'nun demesi ile "istikşafi" görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağı da baştan beri belliydi...Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, bu 45 günlük sürede çok dikkatli davrandılar ve bu süreci, "seçim öncesi propaganda" dönemi gibi yürüttüler...
Sonuç :
1- Bu görüşmeler sırasında, siyasi partilerin tavırları ve söylemleri, tüm seçmenlerin seçim öncesi düşüncelerinde, bana göre, bazı değişiklikler yaptı....
Seçmen --özellikle AKP seçmeni-- muhalefet partilerinin tavırlarını izleyerek "bunlardan ne köy olur; ne kasaba" diyerek, 7 haziran seçimlerinde AKP'den esirgedikleri oyları tekrar AKP'ye vereceklerdir...
2- Bütün siyasilerimiz, halkımız, gazetecilerimiz, Sivil Toplum Kuruluşlarımız; siyasi, sosyal, felsefi düşüncesi ne olursa olsun tüm insanlarımız artık bilmelidirler ki, ülkemizde yaşanan bu konudaki olumsuzlukların tek nedeninin, "miadı çoktan dolmuş" ve "arşive kaldırılması" gereken "anayasamız" ve "modası çoktan geçmiş" olan "parlamenter" sistemimizdir...
Not : Eylül ayından itibaren, "Fırat'ın doğusunda dün ne oldu, bugün ne oluyor ve yarın ne olacak?" başlığı altında 15-20 blogluk bir "yazı dizisi" yayınlamayı düşünüyorum...Genel olarak "tarih" ve özel olarak da "siyasi tarihe" ilgi duyan arkadaşlarıma duyurum.
cdenizkent