​ ''Bu Adam Benim Babamm...'' / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '12

 
Kategori
Anılar
 

''Bu Adam Benim Babamm...''

''Bu Adam Benim Babamm...''
 

Ne zaman çekildiğine dair bilgi yok ... 1938 - 1940'lı yıllar olsa gerek..


Yine uzun oldu iki yazı arası..

Hatta bir kaç bayram bile geçti ve hatta yıl bitti ve dahi oğlum Alperen askerden gelmek üzere (17 Ocak) Ata abinin oğlu Alp Askere gitti..:) ve daha neler neler oldu bitti ya da bitmedi. vs vs...

Türlü tevir bahaneler ...

Habercime kayıtlı yüzlerce yazar var, okumaya, kopmamaya çalıştım.

Geçen Kurban bayramında köye (İsgah) gittiğimde paylaştığım resmini buldum babamın.

O nu fena özlüyorum insanın yaşı ilerledikce özlemi daha kalıcı daha yakıcı daha büyük ve anlamlı  oluyor.. nerdeyse hiç görmediğim,çok az şey yaşayabildiğim, hep güzel değerli anılarını hatıralarını dinlediğim canım babamı yazmak istiyorum.

Hoş anlatacak kadar anım ya da doğrusu birlikte pek  yaşamışlığımız malesef yok ve bu çok acı , tarif edilebilecek bişey değil.Bazen düşünüyorum belkide anne babayı kaybetmenin acısı en az şekli budur diye, bilmiyorum.

Babam  Simitci İsmail..

Arkadaşları, tanıyanlar ben çocukken böyle anlatırlardı oğlum senin baban Simitci İsmail ağa diye başlardı tüm hikayeleri. Sonu ise Allah rahmet eylesin çok değerli bambaşka adamdı, ne insandı be! idi lerle biterdi..

Aslında Mesleği simitci değil neden öyle dediklerini hikayelerden çıkardım babam 1930 larda Kırıkkkaleye gelmiş orada MKE nın silah fabrikalarına işci olarak girmiş 1910 larda başlayan hayat yolculuğu 1967 lerde yine Kırıkkale de bitmiş..

İki öyküsü iki yaşanmışlığı bende çok özel ve çok değerli hani insan babası ile gurur duymak ister ya bende bu hikayelerini çok değerli buldum iyi ki öyle yapmışssın baba diye seslenirim sesssizce ve çok güçlü..

Babam günlük vardiyasından önce çalıştığı fabrikanın girişinde tabla üzerinde bir şeyler satar giren çıkan işcilere.Neyse bilmiyorum sattıkları muhtemelen simit, tırnakmakası, ayna, tarak, iğne, iplik vs.

Vardiya saati gelince tablayı ordaki bekcilere emenet eder içeri çalışmaya gider, girerken de bir tasın içine bir avuç bozuk para bırakır ki çıkan işciler alış veriş yaptıklarında bozukları yoksa oradan alsınlar versinler ve öyle de olurmuş..Arada bir yanlış birileri  tasdaki paraları alır gider, babam hiç oralı olmaz sızlanmaz, şikayet etmez ertesi gün aynı şekilde tasa parayı bırakır içeri girer..

Kapıdaki bekciler bu durumdan mahcubiyet duyarmış hem de babama acırmışlar. Para bırakmaması konusunda babamı ikna etmeye çalışırmışlar babam dinlemez yine bırakırmış ve bu durum yıllarca devam etmiş gitmiş.

Hatta Rahmetli anacağım anlatırdı babam vefat ettikten sonra o kadar çok insan gelip İsmail ağanın bizde alacağı var hakkı var diye bir şeyler bırakmışlar anneme..

Yine başka bir öyküsü bir ara babam fabrikadan ayrılmış Kendi ilçemize (Kelkit) dönmüş ilçede lokantamsı bir yer açmış bazen işi çıkar Erzincan'a gidermiş gittiğinde aynı şeyi yaparmış. Lokantayı kapatmaz öylece bırakır gidermiş insanlar yemek alır yer parasını bırakır bırakmaz iki üç gün sonra döner toparlarmış..

Bir de benim hayal meyal hatırladığım ve günlük aksatmadan yaptığı şey var ki bayılırdım bunlara biri her gün istisnasız bana(en küçüğü benim)bisküvi getirir diğeri de..

Babamın atı ve at arabası var işe her yere bununla gidermiş her iş çıkışı fabrikanın yemekhanesinden yemek artıklarını ahşap varillere doldurur mahallenin tüm hayvanlarının karnını doyururumuş bu da yıllarca böyle sürmüş/sürdü.

Canım babam öyle meczup, divane biri değildi. Övülecek kadar çalışkan, becerikli ve mukavvemetli güçlü bir insanmış ve kazanmayı, üretmeyi, katmayı,paylaşmayı severmiş..

Otuz kırk yıl sonra bile bu hikayeleri anlatıp babanın çok yemeğini yedik mekanı cennet olsun ne güzel insandı diyenleri çok dinledim ve babamı daha bir başka sevdim.

Şimdilerde çocuklarıma bakıyorum bazen kızıyorum sonra içten içe hoşuma gidiyor yaptıkları. Bu hikayelerdeki hiç tanımadıkları dedelerinden damar almışlar, ne yapsınlar ellerinde değil..:) 

Zira aynısı olmasa da özü aynı çok şey yapıyorlar farkında değilller.

Baba ne kadar önemli, yol / elveren bi'şeymiş imiş.. 

ve baba seni seni çok özlüyorum ve hakikaten seviyorum..

Senin de annemin de mekanı cennet olsun ve tüm konup göçen annelerin,  babaların..

Yaşayanların anne babalarında ömrü uzun olsun, sağlıklı olsun.

Bu yazıyla  dönmüş olayım ben de moladan sonra..

Sevgi, sağlık, huzur ve varlık diliyorum..:)

 

 
Toplam blog
: 18
: 1436
Kayıt tarihi
: 14.03.09
 
 

............ ..