- Kategori
- Kültür - Sanat
Aynadaki Adam (Michael Jackson'ın Hayat Mücadelesi)

Jackson bence bir amerikan rüyasından çok bir dünya rüyasını gerçekleştirdi. Yaşadığı sürece dünyanın dört yanına müziğiyle ulaşarak muazzam bir sanat, farklı bir tını sundu insanlara. Yarım asırlık hayatı, insanlar tarafından okundu, yazıldı, çizildi, şarkıları hep bir ağızdan söylendi. Jackson’ı bu üne kavuşturan en önemli şey şüphesiz onun eşsiz müzik kabiliyeti idi. Erken yaşlarda kavuştuğu uluslararası ün, birçok plak şirketi ve yapımcının iştahını kabartıyordu, bu yüzden çocukluğunu sahnelerde geçirmek zorunda kaldı. Bu küçük sevimli ve becerikli çocuk plak şirketleri ve para stratejistleri tarafından pompalanarak kısa sürede dünya gündemine oturdu. Bu dönem dünyanın en çok satan albümünü yaptı. Sahnelerde her yaptığı her hareket olay oluyordu. Muhteşem sesi, benzersiz dansı ve sesiyle müzikteki yerini kısa zamanda iyice perçinledi. O artık pop’un kralı olarak değerlendiriliyor, rüya gibi bir yaşam sürüyordu. Tüm dünyada tanınan gökyüzündeki bir yıldız gibi parlıyor, küçük yaşına rağmen hayat sahnesindeki tüm spotlar onu gösteriyordu.
Jackson müzik yeteneğini konuştururken yaptığı bestelerle de insani yapısı ortaya çıktı. Şüphesiz yaşamak istediği hayat, zenginliğin ve şöhretin keyfini çıkarmak değildi. Bunu daha ilk dünya Starlığını getiren albümünün en sevilen “Billie Jean” parçasında üstü kapalı haykırmıştı sevenlerine.
Jackson olgunluk döneminde dünyaya içten samimi bir şey vermek istiyordu fakat kendi istedikleriyle sponsorlarının istekleri bir türlü çakışmıyordu. Kendi istediklerinden çok şirketlerin istediğini yapmak durumunda kalıyordu. Bu dönem “Pepsi kolanın” reklâmlarında yer almayı kabul etti. Reklâm çekimlerinde saçına düşen bir havai fişek, cildinin kötü derece yanmasına sebep oldu. Uzun bir süre tedavi gördü ardından Pepsi’ye Astronomik bir tazminat davası açıp, kazandı. Bu parayı tedavi gördüğü hastaneye bağışladı.
İyileştiğinde, müzik dünyasındaki tüm ödülleri toplayan Jackson, kardeşlerini yeniden toplayarak "Victory Tour" albümünü düzenledi. Tüm dünya bu albümün turnesini beklerken o hayranlarını üzmedi ve tam 5 ay süren uluslararası bir turneye çıkarak muhteşem bir gelir elde etti. Bu gelirin tümünü bağışlayacağını duyurarak dünyanın starları arasına ismini altın harflerle yazdırdı. Bu dönem “Beat it” parçasını trafik kazalarına karşı kampanyalarda kullanmak üzere tüm haklarını devretti. Bu davranışından sonra Amerika başkanı beyaz saraya davet ederek kendisine özel teşekkür etti.
Jakson artık kendi yönünde gitmeye karar vermişti. Bu insani açılımın en zirvesine ulaştığında “we are the world” şarkısını yaptı. Bu şarkıda;
Bu albüm tek şarkıyla yayınlandı ve dünyanın en çok satan tek albümlük başarısını yakaladı. Sayısız ödül aldı. Bu albümün tüm geliri Afrika da ki çocuklara için harcandı.
Jackson her şeye rağmen üzerindeki ticari baskıyı atamıyordu. Plak şirketleri, imzaladığı sponsorluk anlaşmaları yüzünden onu yönlendirmek çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyordu. Sponsorların istediği tek şey onun “Billie Jean” olmasıydı. Sosyal çabalar iyiydi fakat çok para kazandırmıyordu. Jackson ticari bir mal gibi pazarlanmayı ve işlerine karışılmasını gururuna yediremiyordu, bu yüzden imza atığı şirketlerle sürekli sorun çıkıyordu.
1987 yıllında “Bad” albümü geldi. Yeni anlaşmalarla tam 16 ay konserler vermek zorunda kaldı. Bu dönem plak şirketi ve sponsorlarının baskısından dolayı firmasıyla yol ayrımına geldi. Bad albümündeki “Man in The Mirror” şarkısı aslında ondaki dönüşümünün en büyük işareti oldu. Bu şarkısında ;
Jackson bu dönem plak şirketiyle anlaşmazlıkları, dünya çapında sarsıcı konserlerinden çok, ilk defa “Bad” albümünün klibinde belirgin bir şekilde beyaz olarak gözükmesiyle ses getirdi. Bu değişim tüm hayranları ve dünya tarafından konuşulmaya başlandı. Jackson’ın dudakları incelmiş, burnu estetik olmuş tamamen farklılaşmıştı. Ortaya atılan pek çok iddia Jackson’ın suratından nefret ettiği siyah olmaktan utanç duyduğuyla ilgiliydi. Bu durum albüm satışlarını düşürdü.
Jackson bu iddialara geçte olsa kendi yazdığı biyografisi “Moonwalk”da cevap verdi. Cildindeki yaralardan dolayı cerrahi operasyon yapılmak zorunda kalındığını sadece iki kez estetik yapıldığını söyledi. Bu biyografi arkasından gelen “Moonwalk” müzikali gösterime girdi. Bu gösteri ile hayranlarının güvenini tekrar kazanan Jackson, Plak şirketiyle yollarını ayırdı. Hakkında sansasyonel iddialar çıkmaya devam ediyordu. Her gün paparazzilerle uğraşmaktan bıkmıştı. Birinin ünlü olmak için Jackson’a laf atması yetiyordu. Böylece Jackson için ilk yol ayrımı başladı. Ailesinin yanından ayrılıp 2700 dönümlük devasa bir alana kurulu olan Neverland çiftliğini satın olarak buraya taşındı. Bu çiftlik gözlerden uzak sesiz sakin bir yerdi. Tüm hayatını sahnelere veren ve tüm çocukluğunu, ergenliğini sahne tozları arasında yaşayan Jackson’ın belki de ilk soluk alıp dinlendiği yerdi burası. Çiftliğine kısa sürede içindeki özlemlerini ve kendi dünyasını katarak büyük bir çocuk yuvasına çevirdi.
Jackson 90’ların başında “Sony Music” şirketiyle astronomik bir rakamla yeni bir anlaşma yaptı. Sahnelere tekrar dönen Jackson yeni albümü “Black or White” ile hakkındaki tüm eleştirilere ve dedi koddulara cevap vermiş oldu.
Jackson bu şarkısı ve çektiği kliple de eleştirilerin hedef noktası oldu. Birçok yanlış anlaşılmalar için ekrandan özür dilemek zorunda kaldı. Konuşmasında "Ben yalnızca dürüst olmak isteyen, insanları mutlu etmeye çalışan biriyim. Tanrı’nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım. Kalbim burada işte. Tüm yapmak istediğim bu..." dedi. ve kendi bildiği yolda devam etti. Yardıma muhtaç çocuklar daha iyi yaşam koşullarında, eşitçe yaşasınlar diye bir fon kurdu. “Heal the World Foundation” bu fon adına Jackson 67 konser verdi, bu konser 3, 5 milyon kişi tarafından izlendi. Bu dönem Jackson’ın şöhretinin zirvesine ulaştığı söylenebilir, artık gittiği her yerde izdihamlar oluyor, Küçük bir konser verdiği televizyonda 100 milyon kişiyi tarafından izlenerek rekor kırıyordu. 35.Grammy Ödül töreninde, Jackson'a "Yaşayan Efsane", Yine aynı yıl, “Yılın Hümanisti” ödülüne layık görüldü.
Jackson 90’ların ortasında Elvis Presley’in kızıyla evlendi, 18 ay sonra çift anlaşamayarak boşandılar. Ardından hastanede yatarken tanıştığı hemşiresi Jeanne Rowe ile evlenen Jackson, bir kız bir erkek çocuğu evlat edindi. Jackson bu dönem çok sık konserle veriyor ve yeni çıkardığı albümüyle uğraşıyordu. Bu evlilikte yürümedi. Çocukların velayet davaları başladı. Jackson bu dönem paparazzilere konu oluyor hakkında sürekli sansasyonel haberler yayınlanıyordu. Ayrıca çıkardığı albümün hit parçası“They Don't Care About Us" yüzünden eleştiri oklarını üzerine çekmişti. Parça, anti-semtik ifadeler içeriyor diye Yahudi toplumunun tepkisiyle karşılaştı. Parçanın klibide bazı nedenlerden dolayı yasaklandı. Jackson Parçasında çocuklara seslenerek
Jackson bu dönem “Sony” ile kontrat yenilemeyeceğini söyleyip şirketiyle uzun soluklu bir tartışmaya girdi. Böylece pek çok konser ve albüm görüşmeleri iptal edildi. Bu tartışmalar sonucunda ise “Sony” firmasını ırkçılık yapmakla suçladı. Zor günler geçiren Jackson bu dönemlerde adı sık sık çocuk tacizleriyle gündeme geldi. Bir aileye para karşı anlaştığı dedi koduları yayılınca. Polis çiftliğe birkaç kez baskın yaptı. Bu konu hakkında 11 tane tazminat davası açıldı.
Belki de hayatının en zor dönemeci burasıydı. En çok sevdiği yerden yaralamışlardı onu. Çiftliği artık bomboş çocuklar ondan kaçıyorlardı. Uzun süre eleştirilere cevap vermedi. Kendisini uyuşturucu haplarla teskin ediyordu. Sonunda bir açıklama yapmak zorunda kaldı. “Yatağımı erkek çocuklarıyla paylaştım, ancak bunda cinsel yön olmadı. Beni gerçekten tanıyan herkes şunu iyi bilir ki, çocuklar hayatımdaki her şeyden önce gelir ve bir çocuğa asla zarar veremem.” Dedi.
Talihsizlikler ve spekülasyonların sonu gelmiyordu. 1996’da bir ödül töreninde “Earth Song” adlı parçasını okudu. Dünya ve sahiller ağlıyor, biz dünya için ne yaptık, çocuklar için; savaşlarda ölüyorlar, hayvanlar için; tükeniyorlar, ormanlar için; yanıyorlar, peki ya kendimiz için, itikatla yırtarız o başka… Biz nerde yanlış yaptık biri bana söylesin. Jackson bu gösterisinden sonra etrafında kurulu çocuk korosu ve yaptığı hareketlerden dolayı kendini Mesih zannettiği iddiaları ile ağır eleştirilere hedef oldu. Medya Jackson’la inceden dalga geçmeye başladı. Jackson için artık inziva zamanı idi. Bir müddet ortalardan kayboldu.
2000 yılında süper bir albüm “İnvincible” ile sahnelere geri döndü. Albümünün çıkış parçasında onu özleyen taraftarlarına; “yıkılmadım ayaktayım” mesajı verdi;
Ama Jackson için sıkıntılar hala bitmemişti, Şöhreti onu nereye kaçsa köşeye sıkıştırıyordu. O görünmez olmayı tercih etse de medya peşini bırakmıyordu. Onun gayri ahlaki işler yaptığını, taşıyıcı bir anneden bir çocuk sahibi olduğunu, oksijen çadırında yattığını, uyuşturucu bağımlısı olduğunu yineliyor, sürekli hakkında alçaltıcı söylentiler yapıp ona artık “kaçık” diye adlandırıyordu. Jackson kameralardan sürekli kaçtı. Onlara kesinlikle küsmüştü. Geçirdiği yanlış bir estetik ameliyatı sonucunda burnunda problem oluşmuştu. Tenini sürekli beyazlaştıran “vertigo” hastalığı iyice ilerlemişti. Aynı zamanda cilt kanseri olmuştu. Yakın dostlarıyla arası açıldı. Artık kaçınılmaz çöküşü yaptığı güzel albümler bile durduramıyordu.
Onca söylentiye rağmen Jackson ortaya çıkıp, paparazzilere meydan okurcasına yeni bir albüm için kollarını sıvadığını “Xscape” adlı bir parçanın yakın zamanda yayınlanacağını duyurdu. Ama çok istediği bu albümü çıkaramadı. Hakkındaki taciz iddialarından dolayı tutuklanarak cezaevinin yolunu tuttu. Bu davalar kıs sürede çözülerek 11 davanın hepsinden beraat ederek, aklanmış oldu. “sony” şirketi bunu fırsat bilip, eski telif haklarını bulundurduğu albümlerden seçkin olanlarını bir albüme toplayıp piyasaya sürdü. Bu albüm 8 milyon sattı. Bu albümden Jackson para alamadığı gibi yeni albümün önü de kesilmiş oldu.
Jackson’a Bahreyn’de dinlenerek toparlandı ve yeniden güç kazandığını söyledi. Katrina Kasırgası mağdurlarına ithafen "I Have This Dream" şarkısını yazdı. Ardından “Thriller 25” albümünü yayınladı. Bu albüm tekrar olsa da Amerika’da 2, Birleşik Krallık'ta 3. sıraya ulaşarak Jackson’ın her şeye rağmen halk tarafından eskisi kadar sevildiği ve şöhretinden hiçbir değer kaybetmediğini gösterdi. Albüm için bir seri konser vereceği ve bu konserlerin son konserleri olacağını açıkladı. İlk konseri Londra’da verecekti. Biletleri aynı gün tükendi. Bitmediğini herkese kanıtlamıştı, Şimdi sıra kendine gelmişti ama bunu yapamadı aşırı çalışmalar, kullandığı deprasan hapları ve kalbine yenik düşerek ansızın bir gece öldü.
Bu beklenmedik ölümü ardından tarifsiz bir duygu seli yaşandı. Dünyanın her yanında anma törenleri düzenlendi. Şarkıları İnternete dinlenme rekorları kırdı. Hakkında Müslüman olduğundan cami yaptırdığına hatta cenaze namazı kılınacağı bile söylenir oldu. Belki de hayata kimseye nasip olmayacak bir biçimde her dilde ve ülkede hakkında methiyeler düzüldü. Sağlığında reva görülmeyen “yiğidin hakkı” ölümüyle kendisine iade edildi. Dünya da bu kadar kişiye ulaşabilmek ve müziğini kabul ettirmek, ölümünden sonra her dinde her dilde dua alabilmek, gerçekten herkese nasip olmayacak şeyler.
Aynadaki adamın görünen kısmı bugün öldü; fakat en popüler zamanların da konserler verip milyonlarca dolar bağışladığı, ölümüyle tüm servetini feda ettiği, aynadaki fakir ve öksüz çocuklar yaşıyor. Keşke bizde bugün onu, bir ibret vesikası olarak ortaya atmasak da, hepimiz aynadaki yansımalarımıza bakıp işe kendimizden başlayarak dünyaya iyi bir şeyler verebilsek ama Jackson’ın da dediği gibi bu kimsenin umurunda değil…
Jackson müzik yeteneğini konuştururken yaptığı bestelerle de insani yapısı ortaya çıktı. Şüphesiz yaşamak istediği hayat, zenginliğin ve şöhretin keyfini çıkarmak değildi. Bunu daha ilk dünya Starlığını getiren albümünün en sevilen “Billie Jean” parçasında üstü kapalı haykırmıştı sevenlerine.
Jackson olgunluk döneminde dünyaya içten samimi bir şey vermek istiyordu fakat kendi istedikleriyle sponsorlarının istekleri bir türlü çakışmıyordu. Kendi istediklerinden çok şirketlerin istediğini yapmak durumunda kalıyordu. Bu dönem “Pepsi kolanın” reklâmlarında yer almayı kabul etti. Reklâm çekimlerinde saçına düşen bir havai fişek, cildinin kötü derece yanmasına sebep oldu. Uzun bir süre tedavi gördü ardından Pepsi’ye Astronomik bir tazminat davası açıp, kazandı. Bu parayı tedavi gördüğü hastaneye bağışladı.
İyileştiğinde, müzik dünyasındaki tüm ödülleri toplayan Jackson, kardeşlerini yeniden toplayarak "Victory Tour" albümünü düzenledi. Tüm dünya bu albümün turnesini beklerken o hayranlarını üzmedi ve tam 5 ay süren uluslararası bir turneye çıkarak muhteşem bir gelir elde etti. Bu gelirin tümünü bağışlayacağını duyurarak dünyanın starları arasına ismini altın harflerle yazdırdı. Bu dönem “Beat it” parçasını trafik kazalarına karşı kampanyalarda kullanmak üzere tüm haklarını devretti. Bu davranışından sonra Amerika başkanı beyaz saraya davet ederek kendisine özel teşekkür etti.
Jakson artık kendi yönünde gitmeye karar vermişti. Bu insani açılımın en zirvesine ulaştığında “we are the world” şarkısını yaptı. Bu şarkıda;
Bu albüm tek şarkıyla yayınlandı ve dünyanın en çok satan tek albümlük başarısını yakaladı. Sayısız ödül aldı. Bu albümün tüm geliri Afrika da ki çocuklara için harcandı.
Jackson her şeye rağmen üzerindeki ticari baskıyı atamıyordu. Plak şirketleri, imzaladığı sponsorluk anlaşmaları yüzünden onu yönlendirmek çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyordu. Sponsorların istediği tek şey onun “Billie Jean” olmasıydı. Sosyal çabalar iyiydi fakat çok para kazandırmıyordu. Jackson ticari bir mal gibi pazarlanmayı ve işlerine karışılmasını gururuna yediremiyordu, bu yüzden imza atığı şirketlerle sürekli sorun çıkıyordu.
1987 yıllında “Bad” albümü geldi. Yeni anlaşmalarla tam 16 ay konserler vermek zorunda kaldı. Bu dönem plak şirketi ve sponsorlarının baskısından dolayı firmasıyla yol ayrımına geldi. Bad albümündeki “Man in The Mirror” şarkısı aslında ondaki dönüşümünün en büyük işareti oldu. Bu şarkısında ;
Jackson bu dönem plak şirketiyle anlaşmazlıkları, dünya çapında sarsıcı konserlerinden çok, ilk defa “Bad” albümünün klibinde belirgin bir şekilde beyaz olarak gözükmesiyle ses getirdi. Bu değişim tüm hayranları ve dünya tarafından konuşulmaya başlandı. Jackson’ın dudakları incelmiş, burnu estetik olmuş tamamen farklılaşmıştı. Ortaya atılan pek çok iddia Jackson’ın suratından nefret ettiği siyah olmaktan utanç duyduğuyla ilgiliydi. Bu durum albüm satışlarını düşürdü.
Jackson bu iddialara geçte olsa kendi yazdığı biyografisi “Moonwalk”da cevap verdi. Cildindeki yaralardan dolayı cerrahi operasyon yapılmak zorunda kalındığını sadece iki kez estetik yapıldığını söyledi. Bu biyografi arkasından gelen “Moonwalk” müzikali gösterime girdi. Bu gösteri ile hayranlarının güvenini tekrar kazanan Jackson, Plak şirketiyle yollarını ayırdı. Hakkında sansasyonel iddialar çıkmaya devam ediyordu. Her gün paparazzilerle uğraşmaktan bıkmıştı. Birinin ünlü olmak için Jackson’a laf atması yetiyordu. Böylece Jackson için ilk yol ayrımı başladı. Ailesinin yanından ayrılıp 2700 dönümlük devasa bir alana kurulu olan Neverland çiftliğini satın olarak buraya taşındı. Bu çiftlik gözlerden uzak sesiz sakin bir yerdi. Tüm hayatını sahnelere veren ve tüm çocukluğunu, ergenliğini sahne tozları arasında yaşayan Jackson’ın belki de ilk soluk alıp dinlendiği yerdi burası. Çiftliğine kısa sürede içindeki özlemlerini ve kendi dünyasını katarak büyük bir çocuk yuvasına çevirdi.
Jackson 90’ların başında “Sony Music” şirketiyle astronomik bir rakamla yeni bir anlaşma yaptı. Sahnelere tekrar dönen Jackson yeni albümü “Black or White” ile hakkındaki tüm eleştirilere ve dedi koddulara cevap vermiş oldu.
Jackson bu şarkısı ve çektiği kliple de eleştirilerin hedef noktası oldu. Birçok yanlış anlaşılmalar için ekrandan özür dilemek zorunda kaldı. Konuşmasında "Ben yalnızca dürüst olmak isteyen, insanları mutlu etmeye çalışan biriyim. Tanrı’nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım. Kalbim burada işte. Tüm yapmak istediğim bu..." dedi. ve kendi bildiği yolda devam etti. Yardıma muhtaç çocuklar daha iyi yaşam koşullarında, eşitçe yaşasınlar diye bir fon kurdu. “Heal the World Foundation” bu fon adına Jackson 67 konser verdi, bu konser 3, 5 milyon kişi tarafından izlendi. Bu dönem Jackson’ın şöhretinin zirvesine ulaştığı söylenebilir, artık gittiği her yerde izdihamlar oluyor, Küçük bir konser verdiği televizyonda 100 milyon kişiyi tarafından izlenerek rekor kırıyordu. 35.Grammy Ödül töreninde, Jackson'a "Yaşayan Efsane", Yine aynı yıl, “Yılın Hümanisti” ödülüne layık görüldü.
Jackson 90’ların ortasında Elvis Presley’in kızıyla evlendi, 18 ay sonra çift anlaşamayarak boşandılar. Ardından hastanede yatarken tanıştığı hemşiresi Jeanne Rowe ile evlenen Jackson, bir kız bir erkek çocuğu evlat edindi. Jackson bu dönem çok sık konserle veriyor ve yeni çıkardığı albümüyle uğraşıyordu. Bu evlilikte yürümedi. Çocukların velayet davaları başladı. Jackson bu dönem paparazzilere konu oluyor hakkında sürekli sansasyonel haberler yayınlanıyordu. Ayrıca çıkardığı albümün hit parçası“They Don't Care About Us" yüzünden eleştiri oklarını üzerine çekmişti. Parça, anti-semtik ifadeler içeriyor diye Yahudi toplumunun tepkisiyle karşılaştı. Parçanın klibide bazı nedenlerden dolayı yasaklandı. Jackson Parçasında çocuklara seslenerek
Jackson bu dönem “Sony” ile kontrat yenilemeyeceğini söyleyip şirketiyle uzun soluklu bir tartışmaya girdi. Böylece pek çok konser ve albüm görüşmeleri iptal edildi. Bu tartışmalar sonucunda ise “Sony” firmasını ırkçılık yapmakla suçladı. Zor günler geçiren Jackson bu dönemlerde adı sık sık çocuk tacizleriyle gündeme geldi. Bir aileye para karşı anlaştığı dedi koduları yayılınca. Polis çiftliğe birkaç kez baskın yaptı. Bu konu hakkında 11 tane tazminat davası açıldı.
Belki de hayatının en zor dönemeci burasıydı. En çok sevdiği yerden yaralamışlardı onu. Çiftliği artık bomboş çocuklar ondan kaçıyorlardı. Uzun süre eleştirilere cevap vermedi. Kendisini uyuşturucu haplarla teskin ediyordu. Sonunda bir açıklama yapmak zorunda kaldı. “Yatağımı erkek çocuklarıyla paylaştım, ancak bunda cinsel yön olmadı. Beni gerçekten tanıyan herkes şunu iyi bilir ki, çocuklar hayatımdaki her şeyden önce gelir ve bir çocuğa asla zarar veremem.” Dedi.
Talihsizlikler ve spekülasyonların sonu gelmiyordu. 1996’da bir ödül töreninde “Earth Song” adlı parçasını okudu. Dünya ve sahiller ağlıyor, biz dünya için ne yaptık, çocuklar için; savaşlarda ölüyorlar, hayvanlar için; tükeniyorlar, ormanlar için; yanıyorlar, peki ya kendimiz için, itikatla yırtarız o başka… Biz nerde yanlış yaptık biri bana söylesin. Jackson bu gösterisinden sonra etrafında kurulu çocuk korosu ve yaptığı hareketlerden dolayı kendini Mesih zannettiği iddiaları ile ağır eleştirilere hedef oldu. Medya Jackson’la inceden dalga geçmeye başladı. Jackson için artık inziva zamanı idi. Bir müddet ortalardan kayboldu.
2000 yılında süper bir albüm “İnvincible” ile sahnelere geri döndü. Albümünün çıkış parçasında onu özleyen taraftarlarına; “yıkılmadım ayaktayım” mesajı verdi;
Ama Jackson için sıkıntılar hala bitmemişti, Şöhreti onu nereye kaçsa köşeye sıkıştırıyordu. O görünmez olmayı tercih etse de medya peşini bırakmıyordu. Onun gayri ahlaki işler yaptığını, taşıyıcı bir anneden bir çocuk sahibi olduğunu, oksijen çadırında yattığını, uyuşturucu bağımlısı olduğunu yineliyor, sürekli hakkında alçaltıcı söylentiler yapıp ona artık “kaçık” diye adlandırıyordu. Jackson kameralardan sürekli kaçtı. Onlara kesinlikle küsmüştü. Geçirdiği yanlış bir estetik ameliyatı sonucunda burnunda problem oluşmuştu. Tenini sürekli beyazlaştıran “vertigo” hastalığı iyice ilerlemişti. Aynı zamanda cilt kanseri olmuştu. Yakın dostlarıyla arası açıldı. Artık kaçınılmaz çöküşü yaptığı güzel albümler bile durduramıyordu.
Onca söylentiye rağmen Jackson ortaya çıkıp, paparazzilere meydan okurcasına yeni bir albüm için kollarını sıvadığını “Xscape” adlı bir parçanın yakın zamanda yayınlanacağını duyurdu. Ama çok istediği bu albümü çıkaramadı. Hakkındaki taciz iddialarından dolayı tutuklanarak cezaevinin yolunu tuttu. Bu davalar kıs sürede çözülerek 11 davanın hepsinden beraat ederek, aklanmış oldu. “sony” şirketi bunu fırsat bilip, eski telif haklarını bulundurduğu albümlerden seçkin olanlarını bir albüme toplayıp piyasaya sürdü. Bu albüm 8 milyon sattı. Bu albümden Jackson para alamadığı gibi yeni albümün önü de kesilmiş oldu.
Jackson’a Bahreyn’de dinlenerek toparlandı ve yeniden güç kazandığını söyledi. Katrina Kasırgası mağdurlarına ithafen "I Have This Dream" şarkısını yazdı. Ardından “Thriller 25” albümünü yayınladı. Bu albüm tekrar olsa da Amerika’da 2, Birleşik Krallık'ta 3. sıraya ulaşarak Jackson’ın her şeye rağmen halk tarafından eskisi kadar sevildiği ve şöhretinden hiçbir değer kaybetmediğini gösterdi. Albüm için bir seri konser vereceği ve bu konserlerin son konserleri olacağını açıkladı. İlk konseri Londra’da verecekti. Biletleri aynı gün tükendi. Bitmediğini herkese kanıtlamıştı, Şimdi sıra kendine gelmişti ama bunu yapamadı aşırı çalışmalar, kullandığı deprasan hapları ve kalbine yenik düşerek ansızın bir gece öldü.
Bu beklenmedik ölümü ardından tarifsiz bir duygu seli yaşandı. Dünyanın her yanında anma törenleri düzenlendi. Şarkıları İnternete dinlenme rekorları kırdı. Hakkında Müslüman olduğundan cami yaptırdığına hatta cenaze namazı kılınacağı bile söylenir oldu. Belki de hayata kimseye nasip olmayacak bir biçimde her dilde ve ülkede hakkında methiyeler düzüldü. Sağlığında reva görülmeyen “yiğidin hakkı” ölümüyle kendisine iade edildi. Dünya da bu kadar kişiye ulaşabilmek ve müziğini kabul ettirmek, ölümünden sonra her dinde her dilde dua alabilmek, gerçekten herkese nasip olmayacak şeyler.
Aynadaki adamın görünen kısmı bugün öldü; fakat en popüler zamanların da konserler verip milyonlarca dolar bağışladığı, ölümüyle tüm servetini feda ettiği, aynadaki fakir ve öksüz çocuklar yaşıyor. Keşke bizde bugün onu, bir ibret vesikası olarak ortaya atmasak da, hepimiz aynadaki yansımalarımıza bakıp işe kendimizden başlayarak dünyaya iyi bir şeyler verebilsek ama Jackson’ın da dediği gibi bu kimsenin umurunda değil…