Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

21 Ekim '09

 
Kategori
Deneme
 

Bir hayat akımı olarak 'Üç Maymun'

Bir hayat akımı olarak 'Üç Maymun'
 

dünyaya işte biz böyle davranıyoruz


Geçen sene izlediği büyüyle ilgili bir dizi yüzünden şizofreni dahil birçok psikolojik rahatsızlığa yakalanan çocuğu hatırlıyor musunuz? Onun sadece o hastalıklı hali ekranlardaydı. Ondan sonrasını, yani, tedavi edildi mi, dizinin yapımcıları bu olayla ilgili bir açıklama yaptı mı, göremedik. Yani, unuttuk. Denizlili bir genç vardı. 'Bir çift yürek' adlı kitapta anlatılan aborjin hayatından etkilenip cebinde 500 lirayı geçmeyen parayla Avustralya'ya doğru yola çıkmıştı. Ama yolculuğunu bitiremeden 'hayalperest genç' yakıştırmalarıyla tüm Türkiye'ye duyurulmuştu. Peki, sonra o gencin Avustralya hayaline ne oldu? Gitmesi için kendisine herhangi bir yardım edildi mi? Bilmiyoruz. Yani, unuttuk. Yaşlı bir teyze vardı. Yalnızlıktan pelikanlarıyla arkadaşlık ederken geldi ekranlara. Pelikanlar onu öylesine çok seviyordu ki yanına başka bir hayvanı yaklaştırmıyordu. Sonra o yaşlı teyzeye ne oldu, bilmiyoruz. Yani unuttuk.

Hepsini unuttuk; ama, hayalleriyle neredeyse dalga geçilir bir şekilde eve gönderilen bir gence alay ederek gülmeyi, gerçek hayattan öylesine umudu kesmiş bir halde diziye yönelen o dizinin dünyasıyla da kurduğu bağ sadece korku üzerinden olabilen bir çocuğun hastalığında da suçu hemen aileye yükleyerek günah keçisi arayan halimizi, yalnızlıktan pelikanlarla arkadaşlık eden yaşlı teyzenin durumuna sanki bizim hiç düşme ihtimalimiz yokmuş gibi olayı sadece "Hayvan sevgisi de bu kadar abartılmaz ki..." düşünceleriyle geçiştirirkenki duyarsızlığımızı emsal karar gibi nerede benzer olaylar görsek aynı şekilde düşünmeyi, hissetmeyi, tepki vermeyi unutmadık. Çünkü bizi korkutabilecek donanıma sahip bir sosyal ve mesleki statüde olmadıktan sonra insanların davranışlarını ve düşüncelerini küçük görmekten asla vazgeçmedik. Topluma göre her türlü bireysel bir "eğri" duruşu sanki kamu düzenini bozan toplu bir "eğri" duruş olarak görürken kamu düzeni bozan eğri duruşları, davranışları "Aman bize dokunmasınlar, ayağımızı kaydırmasınlar" düşüncesiyle sanki bir çocuğun hatasıymış gibi unutmakta, görmezlikten gelmekte, kimi zaman mazur görmekte üzerimize yoktu. Bir "ters" hareketini görsek anında arkadaşlığımızı bitireceğimiz insanlarla beraber aynı şeyleri aynı evlerde, cafelerde, kahvehanelerde dostlar arasında olmanın verdiği huzurla unuttuk, görmezden geldik, mazur gördük.

Hepimizin büyüyünce olmak istediği bir şeyler vardı. Kimimiz oldu, kimimiz olamadı olmak istediği şeyi. Ama, bizi kodaman ve kısa sürede zengin yapmadığı sürece mesleklerimizi çocuk oyuncağıymış gibi istediğimiz zaman savsaklarken bir kamu hizmetinin gerektirdiği bir ciddiyetle 'Üç maymun' oyununu sahneye koymaktan asla vazgeçmedik. Evrimleşmedeki güçlü olan ayakta kalır kanununa itaat edercesine 'Üç maymun'u oynadıkça kendimizi daha güçlü, daha çok hayatta hissettik. Aslında konu bir oyun hakkında olduğu için şöyle söyleyebiliriz. Sanatta nasıl akımlar varsa bu 'Üç maymun' oyununu bir hayat akımı, dünyayı da takipçisi sayarsak, elbet bir gün yeni bir hayat akımını tercih edecek dünya. Şiirdeki 'Garip' akımı nasıl sadeliği ile insanların gönlünü fethetmişse dünya da bir gün sadeliği tercih eden insanların oyununu seçebilir mesela.

Hani, her fırsatta entelektüellerin halka inmediğinden bahsederiz ya işte dünya o an belki de bizlerin o fildişi kulelelerimizdeki duyarsızlığımıza, lükse olan özenimize, 90-60-90'a ve kaslı vücutlara olan saplantımıza ve daha nice şımarıklıklarımıza bakıp bizi kendisinden çok uzak ve kendisine inilmemiş hissedecek; biz nasıl eli pipolu, ağzı bilimsel terimlerle dolu insanlara nefret ve öfke duygularıyla doluysak bizim tüm o şımarık hallerimiz doğanın gözünde eli pipolu, ağzı bilimsel terimlerle dolu entelektüel etkisi yaratacak ve belki de sade bir hayatı seçen insanları her fırsatta övüp bizden her fırsatta yaka silkecek.

Sonuç olarak diyorum, her fırsatta 'Üç Maymun' oyununu izlettirdiğimiz doğa diyorum, bizden rol çaldığında, sahneden düştüğümüzde diyorum. Daha ne diyeyim?

 
Toplam blog
: 7
: 536
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

Yaşadığım zaman dilimine bakınca uzakta hiçbir şeyin olmadığını, bir anının şu anınıza sızması için ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara