​ Merkez sağın adresi neresi? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
 

Merkez sağın adresi neresi?

Merkez sağın adresi neresi?
 

"Merkez sağ neyi temsil ediyor?" başlıklı yazımızda özet olarak ülkemizde merkez sağın "milliyetçilik", "muhafazakarlık" ve "liberallik" isimlendirebileceğimiz üç ana direk üzerinde yükseldiğini ve merkez sağ partilerin bu üç unsuru dengeli bir biçimde temsil etmeleri sayesinde başarıyı yakalayabildiğini bu dengenin bozulması ile de başarısızlık geldiğini söylemiştik.

Siyasi tarihimize baktığımızda 1946 yılının DP projesinin başarısı gibi 60lı yıllarda merkez sağın AP projesi de başarılıdır. Ancak 70li yıllar siyaset sahnesine milliyetçi MHP ve dini muhafazakar MSP’nin çıkması AP içerisinde milliyetçi-muhafazakar duyarlılığı olan Saadettin Bilgiç gibi hareketlerinin parti dışına çıkarılması AP’ye güç kaybettirmiştir.

80li yıllarda ANAP dört eğilimi birleştirme adıyla liberal, milliyetçi ve muhafazakar dengeyi yeniden tutturmuş ve bu ana yapısını birkaç sosyal demokrat kimliği olan kişi ile süsleyerek tek başına iktidarı ele geçirmiştir.

Turgut Özal sonrasında bu üç eğilim iktidar mücadelesine girmiş, mücadeleyi liberal kanadın temsilcisi Mesut Yılmaz kazanmış ancak bu süreçte milliyetçi ve muhafazakarlar kadrolar dışlanmıştır. ANAP’ın muhafazakar unsurları RP’ye, milliyetçi unsurları MHP’ye dönmüştür.

RP ve MHP’nin ileriki yıllarda koalisyon ortağı olarak da olsa iktidar olmalarında ANAP’ın dışlayıcı tavrının payı büyüktür.

DYP ise doğal lideri Süleyman Demirel ile iktidar şansını yakalamış ancak sonrasında merkez sağın geleneksel liberal-muhafazakar-milliyetçi terkibini bozulması neticesinde güç kaybetmiştir.

ANAP ve DYP geleneksel dengenin üç unsurunun sadece birisiyle yola devam etmesi sonrasında güç kaybetmesine karşılık 90lı yıllarda her seçimde farklı partileri denemeye başlayan bu taban 2000li yıllarda AKP’de karar kılmıştır.

AKP öncesine kadar merkez sağ partiler liberaller-muhafazakarlar-milliyetçiler koalisyonu olmalarına rağmen liderlik kadroları DP-AP-ANAP-DYP örneklerinde olduğu gibi liberal unsurlardan oluşmuştur.

AKP ile ilk kez merkez sağın liderlik kadrosu dindar muhafazakar çevreden gelen politikacılardan oluşmuştur.

AKP’ye karşı merkez sağ tabanda olmayan ancak bürokrasi ve elit yöneticilerde oluşan tedirginliğin sebebi AKP’nin bu farkıdır.

AKP’nin AB ile tam üyelik için çok hızlı davranması ve ısrarı bu tedirginliğin ortadan kalkması çabası olarak değerlendirilebilir.

Keza AKP girdiği ikinci genel seçimde milletvekili adaylarını belirlerken dini muhafazakar geçmişi olan kişileri listelerinde yer vermeyip, sosyal demokrat, sanatçı, sporcu, işadamı gibi partileriyle hiç bağı olmamış kişileri Meclise taşıması, sert söylemleri ile tanınan TBMM Başkanı Bülent Arınç’ı pasifize ederek yerine DYP geleneğinin önemli ismi Köksal Toptan’ı koyması, üzerine yönelen tedirginliği kaldırabilmek için dini muhafazakar görüntüsünü budayıp tam anlamıyla merkez sağ bir parti olduğunu göstermek maksatlıdır.

Burada anlatılan merkez sağı oluşturan unsurlar kabaca özetlendikten sonra günümüze ait değerlendirme yapabiliriz:

Türk seçmeni kabaca %70 sağ, %30 sol eğilimli seçmenden oluşur.Sol seçmenin %20si merkez sol %10u ise DTP dahil aşırı sol görüşlere sahip seçmendir.Sağ seçmenin %50si merkez sağ %20’si ise aşırı milliyetçi ve merkez sağ siyaseti reddeden dini muhafazakar seçmenden oluşmaktadır.

Türk siyasetinde en büyük taban merkez sağ tabandır.

Merkez sağ milliyetçi, muhafazakar ve liberal unsurların dengeli bir koalisyonudur.

Merkez sağ tabanın oyunu alabilmek için partinin tavandan tabana örgütlerinde yer verdiği kişilerin bireysel hayat tarzlarını ve örgüt yapılarını, söylem ve programını bu ilkeler ışığında oluşturarak bu üç unsuru günün şartlarına göre dengeli bir yapıda organize etmesine bağlıdır.

Anavatan (ANAP) sadece liberal politikaları savunan milliyetçi tavır ve muhafazakar inanç göstermeyen bir parti durumuna gelmiştir.

DP(DYP) milliyetçi tavırlardan arınmış, muhafazakar yapıdaki unsurlarını yitirmiş ekonomi alanında da son dönemde belirsiz bir yapıya bürünmüştür.

DP(DYP) ve Anavatan son yıllarda merkez sağda temsil edilen demokrat tavır, sivil toplum talepleri, CHP ile özdeşleşen merkezi sivil ve askeri kurumların dayatmacı uygulamalarına mesafeli devlet ile halk arasında uzlaştırıcı ama milletin iradesini savunan siyaset tarzından uzaklaşarak, milletin yanında durmamaya başlamışlardır.

28 Şubat sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı DYP lideri Süleyman Demirel’in askeri müdahale ve olağanüstü dayatmaları yapan unsurların başında yer alması ANAP Lideri Mesut Yılmaz’ın olağanüstü dönemde DYP lideri Tansu Çiller ile birlikte sivil inisiyatifin yanında yer almamaları, 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde DP (DYP) lideri Mehmet Ağar ve Anavatan (ANAP) Lideri Erkan Mumcu’nun Meclise gitmeyerek CHP ve demokrasiye müdahale den Ordu’nun yanında yer alması merkez sağ tabanda olağanüstü bir kırılma yaşatmış ve merkez sağ taban tamamen AKP’nin yanında yer almıştır.

Birçoğunun iddia ettiği gibi merkez sağdaki kırılma AKP’den dolayı değildir.

Merkez sağın asıl kırıldığı yerler DP(DYP) ve Anavatan(ANAP)’da gerçekleşmiştir.

Merkez sağ çökmemiş, dağılmamış tam tersine merkez sağın iki güçlü partisi DP(DYP) ve Anavatan (ANAP) merkez sağ söylem ve tavrı terk etmiş ve AKP bu iki partinin terk ettiği alana tek başına el koymuştur.

DP (DYP) ve Anavatan (ANAP) yukarıda özetlediğimiz merkez sağ çizgisini terk ederek adeta karşı tarafa geçmesiyle kendi misyonu, kendi tabanı, kendi kendisiyle mücadele eden bir konuma dönüşmüşlerdir.

Merkez sağ tabanın taleplerini, tepkilerini adeta taraf değiştirerek kendi elleriyle AKP’ye kanalize ettikleri için DP (DYP) ve Anavatan (ANAP) oylarını kaybederek siyaset sahnesinden tatile çıkmışlardır.

İlginçtir ki bu süreçte her iki parti de merkez sağ tabanın yıllardır aşina olduğu isimlerini dahi değiştirmişlerdir.

DP(DYP) ve Anavatan(ANAP) siyasetçilerinin söylediği gibi kimlik krizi AKP’de değil kendi partilerindedir. Çünkü, her iki partide de merkez sağı var eden ve ayakta tutan üç temel direkten en az iki tanesi artık yoktur.

Oysa AKP diğerlerinden farklı olarak dini kuralları kişisel hayatlarında uygulayan ve dini muhafazakar bir siyasi geçmişe sahip lider kadroya sahip olsa da liberal politika uygulamaları, milli duyarlıkları ifade etmeleri, muhafazakar yapıları, sivil toplum ve demokrasi talep ve tepkilerini bünyelerinde barındırmaları karşısında tam anlamıyla merkez sağ bir partidir.

Bu anlamda doğrusunu söylemek gerekirse günümüzde DP(DYP) ve Anavatan(ANAP)’ın bir merkez sağ parti özelliğinde olmadıklarını merkez sağ siyasette AKP’nin tek kaldığını söyleyebiliriz.Zaten seçim sonuçları da bunu göstermektedir.

Mezarlıkta ıslık çalar gibi “Merkez sağın adresi benim, o merkez sağ değil” demekle merkez sağ olunmadığı gibi merkez sağ seçmenin oyunun alınmayacağı artık anlaşılmış olması gerekir.

DP (DYP) ve Anavatan (ANAP) gelecekte yeniden merkez sağ tabanı ele geçirmek istiyorsa bu gün bulundukları konumu terk ederek yeniden merkez sağa dönmeleri gerekmektedir.

 
Toplam blog
: 178
: 1496
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yöneticili..