Sunucu,eline mikrofonu almış...İstanbulun ,en kalabalık meydanlarının birinde, her türlü vatandaşa soruyor... - TBMMdeki milletvekili sayımız kaç... - 30 sanırım... - Peki kaç se..
-Huuuu huuu komşu ...Duydunuz mu... -Hayırdır komşu... - Hamidiye suyuna atık sular karışıyormuş... - Neeee...Hamdi Beyin artık suyu mu akmıyormuş.. -Yok yok...Suları..
Perde açılır, acıklı bir kaval sesi ortalığı inletmektedir. Sahneye sağlı sollu pankartlı gruplar bağırarak girerler... -Üniversitede türbana özgürlük... -Hay hay...Buyrun önden... ..
Bir varmış;bir yokmuş...Bir zamanlar, Kuzey yarım kürede,periler gibi güzel çocukları olan bir ülke varmış... Gün gelmiş...Çocukların yüzü soluvermiş... Çocuk ve be..
Haaayyyıı haaakkk... Karagözüm açtım perdeyi eyledim fermaann... Varam, haber vereyim sahibine hemaaann.. İki yiğit çıktı meydane... Her biri birbirinden merdane... Mer..
Bir varmış;bir yokmuş... Develer tellal iken... Pireler berber iken... Ben annemin beşiğini tıngır...mıngır sallarken... Annem düştü beşikten...Babam düştü eşikteeeenn... Gün..
-Kabak - sözcüğünü duyduğumda,nedense hep gülesim gelir. Kabak üzerine söylenmiş nice öykülerimiz, türkülerimiz, atasözlerimiz ; manilerimiz, ninnilerimiz vardır. Bir konudan bunalın..
TDK sözlüğünde, Darbe kelimesi şu biçimde açıklanıyor: "Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde ..
İnciler döktürmek herkese nasip olmaz... Önce,makam ve mevki sahibi olacaksın... Gerdan kırıp,göbek kaşıma konusunda mahir olacaksın... Bir de dokunulmazlığın varsa senin keyfine..
Ahtapot Paul,henüz iki buçuk yaşında ;ama yüz on parmağında ,yüz on marifet... İspanyanın şampiyon olacağını da bilerek tahminlerinde sekizde ,sekiz yaptı. Paulün mazisi çok..
İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..