Çok bunaltıyor kimi zaman yaşam.. Üstüne geliyor bir sürü uğursuz şey.. Boğmaya çalışıyor bir karabasanın en daralan yerinde.. Omuzların düşüyor, boynun bükülüyor.. Yerinden bile kıpırdayam..
“Septembre”li bir şarkı çalar Kalamış sahilinde… Yaz yorgunu güneşin kıvamında ısıttığı köhne kahvesinin çınarı altından kalkıp başlar yürümeye kayıkhanelerin önünden.. Açık mavi re..
O küçük çocuklar büyüdü ve biz yaşlanmaktayız.. Sabahları kaldırmak, okula yetiştirmek için aceleyle edilen kahvaltılar çok uzaklarda kaldı.. Parka giderken, sokaklarda dolaşırken....
Gece eve gelip ışığı açtığımda yapraklarını aşağıya doğru indirmiş buldum. Toprağına dokundum, kupkuruydu.. “İhmal ettim sulamayı” diye düşündüm.. Ev de haddinden fazla sıca..
Hapsolmuş insanlar görüyorum duvarların içinde.. Birer ikişer doldurulmuşlar o hapishanelere.. Sayıları artmış giderek günden güne.. Büyük, kalın duvarların içinde kalabalıklaşara..
Bir mayıs gecesi başlar yağmur.. Önce iğdeler sonra hanımeliler, son olarak da ıhlamurlar çağırır seni dansa.. Karanlık bir odanın açılıverir kapısı. Frederic Chopin beliriv..
Sevdiğimiz halde söyleyemediğimiz.. Söylemeyi ertelediğimiz.. Söylediğimizde yeterince anlatamadığımız… Anlatmaya çalıştığımızda gözlerinin içine bakamadığımız.. Göz..
Yazın ilk günleriydi.. Yemyeşil çimlerin üzerinde birbirine geçmiş ağaçların ısrarla gizlemeye çalıştığı banka oturduk.. Tabiat ikimiz için adeta şahane bir dekor hazırlamıştı....
Üç ya da dört yaşındayım. Kafamda yaşama dair bilgiler, duygular yeni yeni filizlenmekte..Masalla gerçek arası bir dünya. Günümüzün köylerinde bile gittikçe azalmakta olan o terbiye edi..
Çok sevmiş onu, kimselere söylememiş.. her gördüğü çiçekçiden bir çiçek almış, hiçbirini vermemiş.. En sıkıntılı olduğu zamanlarda onu düşünerek rahatlamış.. hayallerini onunla zenginleştir..
Hayat üzerine aklımdaki her şeyi buraya yazıyorum. ..