İçten içe hep özendi yaşayamadığı hayatlara hep nefret ediyormuş gibi yaparken. -Mutlu aile tablosu-ndaki tek bir fırça izi olmak için çok geçti artık. Vakit geçtikçe hayatın son kullanma tarihi de..
Boynunda sarı tonlarında uzun örgü bir atkı." Bu kadar zaman neredeydin sen" der gibi gözleriyle eziyet ediyor. Dikkatini çekebilmek için bir ileri iki geri giderken aynada yüzüne rastlıyor. Gözler..
Fıstık yeşili duvar ve önünde zarif'miş gibi duran bir kuğu. Ambalajı zedelenmiş ama hala açılamamış. Mimiksiz, hoşnutsuz ve tekdüze. Maliyeti kaç kuruş eder bir ekmeğin yanında? Ya da soğuktan don..
En düşük ayarda yanan kalorifer peteğinin içini cayır cayır yakmasını dilemek İstanbul'un hiçbir semtinde hem de hiçbirinde çeyrek gün boyunca trafiğin yoğun olmamasını beklemek kadar ütopikti...
Yenilmek ya da yenmek değil, duvarının renginin solmaya başlaması mühimdi. Abajuru ne kadar eski ise soluğu da durmaya o derece yakın demekti. Her zaman gelmeyeceğini bildiği perisinin fuhuş batağı..
Çok kurnaz ama çok cahil. Çok cahil ama çok kurnaz. Nasıl olur da bu denli bilgisiz iken bu denli uzun süre yer alabilir eğitim yuvalarında? Nasıl sorusunun yanıtı nedir? Yanıtları ! Zaman ..
Bir oda içerisinde kasvetiyle beraber oturuyordu.Önünde poşet çayının torbası bir ileri iki geri bardağın içindeki su da onu sallandırıp durdu. Delirmek dedi delirmek yapılabilecek en akıllıca şey...
Bu evde yapayalnızken. Herkesle birlikteyken bile yalnızken. Avuçlarım terliyor. Mutluluğa bu kadar uzak olmak yoruyor.Şimdi kapı çalsa açsam kapıyı pembe bir rüzgar esse gökyüzünden odamın kuytula..
Saat sabaha karşı beşi üç geçeye doğruymuş. 'Muş çünkü bu yazacaklarımı ben bile hatırlamıyormuşum. Hatırlamıyorsam nasıl mı yazıyormuşum. Onu da hatırlamıyormuşum. Aynı zamanda ayrıntılarda takılm..
Hala Kocaeli Üniversitesinde okumakla meşgulmuş gibi görünen ama en büyük meşguliyeti düşünmemeye..