Gökyüzü ağlamaklı ağaçlar ırmaklar toprak alevli silahın sesi kime sığınacak çocuk yüzlü yaşlılar kadınlar kim saracak bebeleri..
Sözcük, anlatımın en küçük birimidir. Tek başına anlamlı olan (kavram birim), olmayan (görev birim) sözcükler tümce içindeki kullanımlarıyla gerçek kimliklerini ortaya koyar. Bunun için söz..
onlar anne baba ben dede uçuyor kuş ömrüm konacak tıklıyor pencereme sesin yok mu konuş çağır dünü şenlik..
Dede olmadan önce dudağından düşürmediği türküyü tutturdu; kimseler duymuyordu. İzleyiciler top sahasında duyulan tok sese kulak vermişlerdi. Yüreği hoparlördeki sesi duymazlıktan gelmedi. Düşündük..
demir al gün kıyısına anadolunun korkusuz eskitme yıllar adı tarihe kalan kutlu yürür engin sular genç kaptan yaşlı gemi kıyı..
Sabahın ışığı vuruyordu balkona. Balkonda dürülü duran şemsiye hiç açılmadan kışın geçmesini bekledi. Kim dürmüştü bu kırmızı şemsiyeyi, ne zamandır bekliyor kapalı balkonda? Şemsiye açılınca kaplı..
Karadeniz uşaklarının yetiştiği o kutsal savaş Sakarya kanlı oluk olmamıştı henüz, Çanakkale 250 bin yiğidin destanını yazıyordu. Büyük komutan her ikisinde de yol gösterdi Mehmetciğe: "Ben sana öl..
gün akşam gökyüzü ağlamaklı ağaçlar ırmaklar toprak alevli silahın sesi kime sığınacak çocuk yüzlü yaşlılar kadınlar kim saracak bebeleri türk..
Öykü, olmuş ya da olabilmesi olanaklı olayları, durumları, insan yaşamından gerçeğe uygun kesitleri yer ve zamana bağlı olarak kimi kez gerçekçi, kimileyin düşlemsel (fantastik, gerçek dışı olaylar..
Yapım eki almamış, birleşme yoluyla kurulmamış sözcüğe yalın sözcük denir. Örneğin, taş, üç, dün, ben, gel-, evler, evlerde..vb. Yaln sözcükler kök ya da köken durum..
Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..