bir beyaz kuşun kanatlarına asılıp alıp başımı gitsem bilinmeyen diyarlara önümde uçsuz bucaksız yeşil uçurtmam gökkuşağından binbir çiçek dalından salıncağım ..
ortancalar gibi gölgende keyifle / rahat için suyunu bekleyip birinden, gül ile bülbülü seyirle ekmek elden su gölden, sakin suların koynunda yüzerken dışarıda uğuldayan fırtına d..
/çokça tenhalaşmıştı hayat telâşlanıyordu adam gidebilsem diyordu o gelmeden sağlam olsun pençeler, dedi kunduracıya son sürat yol alırken otobüs başka diyara ..
yaslandığın yeryüzü boşluğun izinde sonsuzluğa yürüyüşün sanrısıdır aslında heybetinin ardında uysal gördüğün yüzü hiç kimsesizliğinin aynasıdı..
eyyy benim kin ve öfke batağına batmış acılara gark olmuş memleketim ne göğü mavi ne dalı yeşil ne de toprağındaki başak sarı dağlarında kanlı kardelenlerin toprağa düşmüş b..
her köşede üç kâğıtçı /lar bu günden yarınları tutmuşlar oku oku onca yılı mürekkep yala durmadan durmadan dirsek çürüt verdikleri tek kâğıt onlardan iki eksik bir işe ..
“Herşeye maydanoz olmak” diye bir tabir vardır hani, işte bu cümlenin cuk oturduğu bir durum. Diyanet işleri çıkardığı çocuk dergisinde ” görünmeyen elbise” adlı öykü yayımlamış. Öyküde anne kaplu..
/zar tutar zaman görmezsen, o olur hep kazanan bir kelebek, tırtıla dönemez yeniden/ son limana yaklaşıyor gemi doldur boşalt..
/d/üşüyorum gözleri kararmış günün içinde keder kokan akşamlara gömülüyorum…/ * yalnız kuşlar mı takılır ökseye sen, ben, o/ biz, siz, onlar hepimize yetecek..
Radyo hayatımıza girdiği zamanlar, çocuk aklımızla insanların içine nasıl sığdıklarını düşünür bir türlü akıl erdiremezdik. Hani o meşhur film vizonteledeki “ Zeki Müren de bizi görecek mi..
Güzel Sanatlara tutkulu, Türk sanat müziği hayranı, deniz ve İstanbul âşığı şiiryazar bir fâni....