dur, gitmesöyleyecekleri var sana bu kentin...hatırlar mısın ?kağıttan gemilere binerdi çocukluğumuzne yapsak batardıhiç görmedin oysaiçinde hep adın yazardı....
bAŞKalaşım geçirdi içimdesana dairkırık heceli yorgun bir sözcük...yıkıldı önyargılarımın kör iskelelerive bardağın yalnızlığına dokundu damla..."AŞK göründü üstat"diye seslend..
Eski bir hazirandırYağmurun şemsiyeme küskünAnnen saçlarını makaslamışSeni seviyor diye, komşumun tül perdeleri...Azığımda azıcık bir gülüş, temmuza yeterEkmek arası mavi göz..
kendimi birdenbire çekebilirim hayatınızdan, sizin o çirkin dünyanızdan. ama omzuma yaslanan o kadar çok insan var ki düşmesinden korktuğum... yok yapamadım işte, herkes görsün diyedir silmedim gözy..
Yeni bir kente gelirsiniz bazen. Küçük kendi halinde bir kasabadır. Belki yükünüz ağır, belki yorgunsunuz, belki yağmur yağıyor. Şemsiyesiz yalnızlığınıza dökülen meraklı bakışlar arasından, avucun..
Siz varsınız diye başladı herşey. Siz varsınız diye doğdum 78 yılı mayısında. Siz varsınız diye emdi..