Yaşamlarımızda günlük rutini sürdürürken alışkanlıklarımız doğrultusunda hareket ederken yavaş yavaş oluşmaya başlayan çelişkilerle mi yüz yüze gelmeye başladınız? Hayırlar olsun... Yaşadıklarımı..
Gözlerim, gözlerinininin içine doğru akıyor...Kontrol edemiyorum, yanımda olman bunun başlaması için yeterli...Susuz kaldım, aç kaldım, sevgisiz kaldım...Hala hayattayım... "-Nasıl mı ..
Bir mekanizma var ve bu mekanizma her zaman işleyen bir fizik kanunu gibi: Dilediğini düşünür, düşündüğün doğrultuda oluşacakları yaşar, yaşadığın o şeyde her ne ise ve sana ne hissettirirse onu hisse..
Bazen, bir suçluya ihtiyaç vardır. Yapılan hesaplar tutmadıysa, dilenenler gerçekleşmediyse, istenen sonuçlara bir şekilde ulaşılamadıysa; genellikle iki tür tepki verilmesi sıradan olandır: Ya olduğu..
Bundan değil miydi kendi kendine debelenmelerin? O sözlerin, duruşun takındığı tüm o meşhum tavırların… “Umrumda değil, dünya dönüyor bak hala. Bende üzerideyim ya, inan bu yeter bana ” deyi..
Acıyı hissetmemek adına tüm kaçışlarımız...Kimiz de bu kaçış "paylaşmak" adı altında bize acı veren konuyu içimizde saklamak yerine birilerine anlatmak şeklinde oluyor. Kimiz ise haza doğru gözü kapal..
Bazen olur ya... Bilmem olur mu size de, ama bana olur işte, Amann neyse... Bir şey söylemek isterim işte; kelimeler arasına girerim, dolaşırım ellerim ardımda kavuşmuş... Aralarım bir..
Hadi artık oyalanma, her zaman bu fırsat çıkmaz ki karşına. Yüzleşmek için sen çağırmadın mı bunca olanı?... Artık meltemlerini anlatma bana, onları kendine sakla... Onlar değilki, böyles..
Biz sevgimizi koşulsuz sandık...“Beklenti olmadan sevilebilirim” dedik... “Anneyim” dedik... “Anneyse, anne çocuğunu böyle sever”, biz ondan alacağı bir şey olmadan da sevendik... Yad..
İnsan yüreği ne denli, geniş nedenli büyük demişti Sevgili Sema Çürük, ona blogunda ki “Nelere dayanır bu yürek” başlıklı yazyısı için bir defa da buradan teşekkür etmek istiyorum.http://blog.mi..