Bostancı Tren istasyonunda akşama doğru. Yolum düşmüş, bir tanıdığa bilet alacağım. Ortam, devlet kurumu olduğu belli olsun diye düzenlenmiş. Gri duvarlar, rengi solmuş posterler, insan kuyruğu. Üç gi..
Herkes kaçtığına tutuluyor...Üç kişiydik Üniversitede. Üç asker çocuğu. Yurt çıkmamıştı, ordu evinde paşa çocukları dışında kimseye yer yoktu. Günlük, haftalık çözümlerle ilk sömestr geçirdik sonr..
İlk kar düşüyor İstanbul'a. Döne döne, güle güle, sarmaş dolaş düşüyor taneler. Kimi el ele, kimi yan yana bazısı tek kişilik paraşütüyle atlıyor. Kar, İstanbul'a taze aşklara, kimsesiz kedilerin kafa..
Sen tam bağımsızlık diyordun. Ekonomik bağımsızlık diyordun. Birleşmiş Milletler'e bile evet demedin ''düşünelim'' dedin. Artık tam'ı yarım'ı kalmadı Atam . Kimi istiyorlarsa onu getiriyorlar başa, bi..
Bazen sebepsiz bir iç sıkıntısı. Canın bir şey istemez , telefonu kapatırsın. Çıkmaz istemez yüreğin yataktan, çek battaniyeyi, bensiz demir al bugünde kaptan! Dışarıda pastırma yazı, dallarda sarı sa..
Hava soğuk. Ağaçlar bile birbirine sokulmuş. Rüzgarın artık bize garazi var. Soğuk insana zayıflığını hissettiriyor. Üşüyorsun, titriyorsun aklında sıcak kumsallar. Kargalar bile palto giymiş, kimi ne..
Sait Faik, 1952 yılında yazdığı bir hikayeyi şöyle bitirmiş: ''Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde , güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında..
Kış geliyormuş. Metoroloji hiç yanılmıyormuş bu konuda. Kar, tipi, soğuk, buz . Kar deyince milletin aklına Uludağ geliyor, Kartalkaya geliyor, sıcak elma şarabı geliyor. Uzun boylu sarı kızlar, kaslı..
Sevgili günlük. Ben de bir zamanlar Gençtim. Her ne kadar blog temaları içinde ''Gençlik'' diye bir tema yoksa da ben yine de gençtim. Saçlarım simsiyahtı. Canım ister tavuk.ötü, canım ister alaburuz ..
tobüslerde, kamyon arkalarında, at arabalarında seyahat ettim. Bazen el edip arabalara öyle seyahat ettim. Parasızlıktan değil meraktan. Aykut’ da vardı yanımda cebinde çakısı da vardı. Geceleri otobü..