Deli deli esiyor. Sıcak odanın içinde kitabımı bir yana bırakıp dışarıdaki sesleri dinliyorum. Birşeyler devriliyor, birşeyler kırılıp kopuyor. Ağaçlar... Dış kapıya çıkıyorum. Dalı kopan hiç bir ağaç..
Bu sabah, yatağa tıpkı bir koala gibi yapışmış vaziyetteyim. Pençelerimi yastığıma yapıştırmış, annemin belki de onuncu kez çağırmasına aldırmadan, işten kaytarma bahaneleri üretmeye çalışarak öylece ..
"Kestane almamız lazım" diyor. "Nedenmiş o?" diyorum. Almalıymışız çünkü soba yanan bir evde kestane mutlaka olmalıymış. Sıcak soba, üzerinde kestane ve fokurdayan çaydanlık olmadan kış akşamlarının a..
İnatçı küçük bulut...Pırıl pırıl bir günde, güneş önünde duran inatçı küçük bir bulut gibi hüzün, kovuyorsun gitmiyor. Elim uzasın uzasın da gökyüzüne erişsin, parmaklarımın küçük bir hareketi..
Öyle çok şey sakladım ki derinlere, şimdi bir harman oldular...Bir lastik top sakladım çok eskilerde. Maviydi rengi. Sarı saçlı mavi gözlü bir kız çocuğu vermişti. Ayla'ydı adı. "Hep sakla" de..
Söylemedim, onlar da bilmediler. Sandılar ki; kış rüzgarları eser içimden dışıma. Oysa ben, hep doğduğum ayı taşıdım içimde. Bir güneş vardı, ne yakan ne üşüten. Öyle tatlı tatlı yükselen, insanı gülü..
Kimya dersinde son beş dakika içinde şu cümle sınıfta yankılanırdı; "Fulya Hanım sizi tahtaya alayım" İçimden "sağolun hocam ben almayayım" demek gelse de efendi efendi çıkar bir de tebeşiri elime alı..
Gün ve gece arası bir araftaydım. Uyandım...Böyledir hayat. Bir ince ip üzerindesindir. O ip hırçın bir ata dönüşür de üzerinden atıverir seni. Ya kalkar yeniden tırmanırsın ya da toprak üzeri..
Dünyaya geleli çok zaman geçmişti. Günler, haftalar ve yıllar. Unutmuştu kadın şimdi kaç yaşında. Unutmuştu diyorum ama belki de umurunda değildi. Sokaklarda yaşıyordu artık kimbilir başından neler ge..
"Günaydııııın" Ah be anneciğim günaydın günaydın ama ben gözümü açamıyorum ki. Annem elinde küçük bir kutu ile başımda dikiliyor. Tek gözüm açık "O ne anne?" diye soruyorum. "Kahvaltı" diyor. "Ama sen..