Dengeli bir ruh haline sahip olmayı ne çok isterdim… Şöyle umutlu umutlu bakabilmeyi hayata. Ya da içimde biriken kederi ve hüznü hooppp diye fırlatıp atmaya, olumsuzluklara gülümseyip geçmeyi ne çok ..
O, tepkisiz kalanlardan değildi… Delisi dışına derler ya, hani içi – dışı bir olanlardan… Güven veren bir görüntüye sahip, söyledikleri ve yaptıkları arasında soru işareti bırakmayan, güleç yüzünün al..
“Biraz geç oldu, biliyorum” diyerek başladı sözlerine… Üstünü başını toparlamaya, dağınık saçlarına şekil vermeye çalışıyordu. “Hoş, kalan birkaç tel saça şekil vermek zor olmasa gerek” diyerek içinde..
Hayat, birbirine zıt olan her şeyi incecik bir çizgiyle ayırmış. İyi ve kötü, aşk ve nefret, yakın ve uzak, aydınlık ve karanlık, gece ve gündüz, yaşam ve ölüm… Hepsinin arasında incecik bir çizgi var..
Artık uyanmam lazım… Hani sıcacık yataktan kalkmanın zor geldiği anlarda inatla gözlerini kapatanlardandım… Yorganı tepeme kadar çekip, o beş dakikanın keyfini çıkaranlardandım… Ruhumu uykuya bırakıp,..
Diyor ki: - Bana bir adım atana on adımla cevap veririm.- Bunu gerçekten yapabilecek misin?- Kesinlikle. Kelimelerin, anlamların, düşüncelerin, yaklaşımların ve en önemlisi yü..
Türk’üm… İnsanım… Duygusalım… İlerde çocuğunu askere gönderme ihtimali olan anne adayıyım… Kaybedilen onca şehit için canımız fena halde yandı. Türk olduğum için değil, anne olacağım ihtimali için değ..
Bilyeler... Uzun yıllar önceydi sokaktan içeri gelmeden bilyelerimle oynadığım zamanlar. Ne kadar da eğlenirdik. Uzun Murat, Sarı Kemal, Ağlak Mustafa ve diğer arkadaşlarım ile zamanın nasıl geçtiğini..
İnsan tek değildir hiçbir zaman. Kendisi ve içsesi… Yani hiçbir zaman yalnız kalma şansı yoktur. Ne zaman ki susar içses, o zaman yalnız kaldığı andır. Ki bu yine kendi elindedir. Yani kendi inisiyat..
Koca bir dünya sığdırdım avuçlarıma. Karası, denizi, ağacı, insanı… tüm canlısıyla… Birçok şeyi öğreniyorsun zamanla. Anlamlı, anlamsız her şeyi doldururken içine kendini koymayı unutuyorsun. Ya da ar..