Güzel bir sabah, deniz çarşaf gibi, daha dün geceye kadar lodosun bahar temizliği vardı! Dalgalar koca, nasırlı elleriyle kıyıyı dövüyor, yaşlı balıkçı teknelerinin yorgun kemiklerini kütürdetiyor,..
Rüzgâr ıslak izler bırakıyor yüzüme, say ki yavru bir köpek dilini çıkarmış burnumu yalıyor. Bahar gelmiş, çayırlar yeşile dönmüş, bir tarafta inekler, diğer tarafta koyunlar, leylek sürüsü..
Martların arsızlıklarını bilirim de, kendini diğer martılardan üstün tutan martı var mıdır, bilmem! Hani insanların burun kıvırması gibi gaga kıvıranı, yüksekten yüksekten bakanı, denizde gördüğü b..
Güneşli, güzel bir gün, öğrenciler usta birer model olmuş, mor salkımların altında mezuniyet fotoğrafları çektiriyorlar, yüzler gülüyor, umutlar taze, gelecek endişesinden çok günü yaşıyor olmanın ..
Beyaz çakıl taşlarının kapladığı, dalgalarla oynaşmaktan yorgun düşmüş kumsal, mezarlık kadar sessiz. Kayaların üzerine rehavet çökmüş, martılar kuytulara çekilmiş, denizyıldızları ölmemiş henüz. D..
Kasabanın rüya gördüğü saatlerdi, sokak lambalarının titrek aydınlığından başka ışık, içimde bir yerlerde çalan melodiden başka ses yoktu. Üzerine iliştiğim taşın, yüzümü yoklayan rüzgârın, ayaklar..
İlk okuduğum, etkilendiğim kitaplardan biridir Tom Sawyer. Sanıyorum yaklaşık kırk yıl geçti aradan, kütüphaneden mi almıştım, biri vermişti de öyle mi okumuştum? Tom Sawyer deyince, oltasını derey..
Bitiş çizgisini geçtikten sonra son bir gayretle kendini yere atmış, soluk soluğa nefesini düzeltmeye çalışan sporcuları andırıyordu tekneler. İrili ufaklı, rengarenk. Yazı bekliyor..
Elleri titreyen yaşlı bir ressam, koltuğunun altında boyaları ile zeytin ağaçlarının altında nereyeyse bilmem hızlı hızlı yürürken, ayağı takılmış da erik rengi boya dökülmüş, dünya yemyeşil olmuş ..
Çürümeye yüz tutmuş, merdivenleri eksik tahta iskele, ağlar, kayıklar… Yüzü denize dönük üç baraka var. Kapıları, pencereleri, biriktirdikleri insan hikayeleri, ahları, gülerek hatırladıkla..