Yıllar geçiyor. Eskiyen yılın yerini yenisi alıyor. İnsanoğlu, her yeni gelen yıldan bir öncekine oranla daha fazla şey bekliyor. Ve insan, gelecekten o kadar emin ki geçmişin ahını almaktan bile k..
Yeni şeyler üretmek, her zaman zordur! Hele söz konusu fikir üretmekse... Gerçekten benim fikir işçiliği olarak gördüğüm yazarlık, zor iş... Blog yazarlığı ise apayrı bir iş... Hele hele memur menş..
Gülmek bu hayattaki en güzel şey belki de... Gülerken düşünebiliyorsak daha da güzel! Çünkü "gülmek" tek başına yaramaz bir çocuk gibi olsa da gülerken düşünmek "ağlamak"taki olgunluğu barındırıyor..
Ataerkil toplumların hemen hepsinde kadınlara dünyayı dar eden uygulamalar vardır. Bu uygulamaların çoğunun kadını ve aileyi koruma bahanesiyle icat edilmesi ise ayrıca ilginçtir. İşin daha ilginci..
Yayınlandığı günden beri olumlu olumsuz eleştiriler alan Muhteşem Yüzyıl'da son sezonda sıra artık kaçınılmaz sonlarda. Hatta bu sonlardan en dehşetlisi geçen hafta ekranlara geldi. Osmanlı Devleti..
İyi bir televizyon izleyicisi değilimdir. "Aslında pek televizyon izlemem!" yalanını söylemenin tam sırası ya, neyse! ;) Gerçekten iyi bir izleyici olmamama rağmen muhakkak izlediğim birkaç program..
Eğitim camiasının ve takip edenlerin bildiği üzere 4+4+4 Eğitim Sistemi hazmedilemeden köklü değişiklikler içeren yeni MEB Yasa Tasarısı, komisyondan geçti. Birtakım yerinde maddeler olsa da tehlik..
Birkaç gündür internette bir video dolaşıyor. Video Suriye'den... "Suriye" deyince haberin içeriğini hepiniz tahmin ettiniz, değil mi? Evet, yine kötü bir haber... Yine savaş, yine şiddet, yine kan..
Bu gün "Dünya Kadınlar Günü". Her ne kadar memlektteki hatta dünyadaki kadınların hâli gülünecek değil, ağlanacak hâl olsa da bu günü ne zaman duysam gülesim gelir. Çünkü senenin 364 günü aşağıldığ..
Ülke olarak bu haftaya iyi başlamadık... Dahası canımızı sıkan haberler almaya devam ediyoruz... Haftanın ilk günü Trabzonspor-Fenerbahçe maçındaki iğrenç olaylar midemizi bulandırdı! Bırakın futbo..