Şu sıralar oldukça keyifsizim… Hiç yaşamadığım kadar sağlık sorunuyla yüzleşmek zorunda kalıyorum… Ama derdim vücudumun kırıklığından öte, bir ruh kırıklığı hali… Eskiden yapmayı çok sevdiğim şeyle..
Üzerimdeki ağırlığa rağmen şu iş çıkışlarını çok seviyorum… Çünkü eve doğru giderken attığım adımlar bir tür terapi seansını andırıyor… Terapivari her adımım, saatlerce süren masaja eşdeğermişçesin..
Düşünüyorum da, aslında hepimizin bir şekilde yaptığı tek şey bu… Aldığımız nefeslerin hesabını vermek… Yaşadığımız zorluklarla, hayatımızdakilere bizim olmayan her zerrenin hesabını ödemek… Garip ..
Eğer ucunda ölmek yoksa hastalanmak güzel bir şey… Çünkü haddimizi bildiren tanrının sopası gibi başımıza geln bu mikroplu ve virüslü bellar… Bazen o kadar edepsizleşiyoruz ki, kim olduğumuzu bilmi..
Sonbaharın içimi titreten ve beni hasta eden ruh haline karşı, onu ne kadar çok sevdiğimi düşünürken, birden bire bastıran sağnağının altında sırıl sıklam bir halde kala kalmak… Tanrı ‘ nın çok..
Dünya çapında yaşanan küresel krizin yansımaları nesilden nesile farklılık gösterebiliyor… Yetişkinler üzerinde yıkıcı, yıpratıcı yada en hafif haliyle hayattan bıktırıcı etkiler yaratan kriz, yeti..
Dünyadaki kriz koşulları belki herkesi en hassas noktalarından vurdu… Ama bu darbeden en çok gençlik etkilendi… Hayata atılmaya ramak kala gençler, darbenin en acımasızını yine cesurca yeni maceral..
Kurban bayramımız analı, babalı, çocuklu koşturmacası ve neşesi içinde geçerken, ithal kurbanlık Anguslar, bayramlık herşeyin önünde ölüme direnişleri, asil karakterleri ve bizden çok çok farklı ol..
Günlerdir hatta haftalardır iç sesime kulak kesildim, bana yazı yazmam konusunda ilham vermesi, beni yazı yazmaya itmesi için… Fakat ne mümkün tık yok… Nutku tutulmuş sanki… Öylece duruyor ve kendi..
Sanırım hayatta karşılaşılabilecek en büyük çaresizlik, sessizliğin ve kimsesizliğin kıyılarında karaya vurmak olmalı… Bunu yanlızlığı seven bir insanın söylemesi de durumun vehametini misli misli ..