Ben herşeyi sende öğrendim. Çünkü hissetmeden öğrenemez insan. İyiyi de, kötüyü de dibine kadar hissettim sende. Gözüm kapalı güvendim her zaman, Tüm vücuduma yayıldı bazen ..
Ne yapıyorum ben? Neden beceremiyorum ortasını? Ya çok seviyorum, ya da hiç.. Bu da benim zaafım biliyorum. Ama çok yoruluyorum. Hayatıma giren kim olursa ol..
Kelime haznem geniş sanırdım. İçimden geçenlerin hepsini tamamına yakın anlatabilirim sanırdım.. Sonra okudum.. Farkettim ki benim kelimelerim okyanusta bir damla.. Ne kadar..
Neden insanları olduğu gibi değil de istediğimiz gibi görürüz hep? Onları değil kafamızda yarattığımız karakterleri severiz?? Hayal kırıklığı yaşama, o zaten öyleydi. Sen görmek..
Asıl onlar yanlış biliyor.. Evet o bize hep öğüt verenler.. Gerçek mutlulular onların tam da anlattıklarının aksi kişiler... Telefonu önce kapatanlar, sarılmayı önce bırakan..
Bir hayalim var son günlerde; Tek diş fırçam olsun mesela, Haftanın tüm günlerini aynı evde uyuyarak bitirebileyim. Evime yayılıp tüm eşyalarımı dibine kadar yerleştireyim.<..
İki hayatım vardı sanki. Birinde ayakları yere sapasağlam basan, kimseye ihtiyaç duymayan akıllı biri. Diğerinde aciz, hayata devam edemeyen hayalperest biri idim. Sevilmeye..
Ben bir gece yarısı darmadağın yakaladım seni. Gecenin bir yarısı susayıp uyandığında ağlayan annesini yakalayan çocuk gibi Çabucak siliverdin gözündeki yaşı görmeyeyim diye. ..
Hep "anne ve babalar karşılıksız sever" derler. Ama aslında tam tersidir.. Çocuklar anne ve babalarını kim olduğuna bakmaksızın, dolaysız severler. Anne ve babalar çocukları üzerin..
Aşkın bir hastalık öğrenmiştim lisedeyken. Hatta uzun sürse kalp dayanmazmış. Bundanmış bir süre sonra sevgiye, alışkanlığa dönüşmesi. Ama sonra hiç aşık olmamanın da bir hastalık olduğunu..